Özdemir İnce

Altı Ok ve devrimler

16 Aralık 2018 Pazar

ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) üyesi bir okur gönderdiği iletide “Kitaplarınızın okuruyum. Yazılarınızı da ilgi ile izliyor, okuyorum. Pazar günkü Zeyl yazınızı da okudum. Tespitlerinize katılıyorum. Çözüm konusundaki önerilerinizi de bekliyorum” diyor.
Bir yazar, özellikle siyasal konularda eleştiri yapıyorsa, “çözüm” o yazının bağlamı içindedir. 7 Aralık 2018 tarihli yazının sonunda yazmışım: Bu tür insan yığışımlarını seçmen olarak muhatap almayacaksın. Vakit ve nefes tüketmeyeceksin. Senin seçmenin soğuk ve sıcaktan etkilenen insanlar arasındadır.”
“Bu tür insan”, yani AKP’ye çıkar karşılığı oy veren, çalışmak istemeyen, asalak, sadaka ekonomisinden geçinen sözde dindar yığışım...

***

Altı Ok’un ne anlama geldiğini bilmeyenler, “Dindar kesim bize neden oy vermiyor” diye anket yaptırır. Bu kesim, Cumhuriyet’i kurduğun, devrimlerini yaptığın için sana oy vermiyor. Şimdiye kadar bu kesime kaç kez ödün verdin, oyunu alabildin mi? Alamadın, ödün vermekle kaldın! Zorunlu devrim gereği tekkeleri, zaviyeleri, tarikatları, medreseleri resmen kapatarak; adamların kadı ve mektep muallimi, müderrisi olmalarını engelleyerek ekmekleriyle oynamışsın; ulemanın oyun ve büyüsünü bozmuşsun; can düşmanın olmuşlar... Sana neden oy versinler?
Altı Oku unuttuğun için kafası kesilmiş tavuk gibi debelenip duruyorsun!

***

Şimdi bakın, size Michael Moore’dan söz edeceğim: ABD’li bir belgeselci olarak tanıyoruz onu. İşleriyle dünyayı sarsan bir doğrucu Davut. Onu doğruluktan caydıracak hiçbir güç yok. Trump’ın başkan seçileceğini bildi; bunun ABD için felaket olacağını da bildi. Seçimden sonra kolları sıvadı, bu duruma nasıl geldik, bu durumdan nasıl kurtuluruz, ABD halkına bunu anlatmalıyım, dedi. Tek kişilik bir oyun hazırladı ve bunu Broadway’da sahnelemeye başladı. Oyun çok ilgi gördü, insanları etkiledi. O sırada çeşitli televizyon kanallarında onunla söyleşi yaptılar. Söyleşilerin çoğunda kendisine hep aynı soru soruldu: “Neden New York’ta, Broadway’de sahneliyorsunuz?” Çünkü diyorlardı, siz ABD’de oyların rengini değiştirmek istiyorsunuz, ya da bir daha Trump gibi adamları seçmesinler diye onları uyarmak istiyorsunuz ama New York zaten Demokrat, ilerici oyların çoğunlukta olduğu bir kent. Michael Moore, aklımda kaldığınca ve kabaca, onlara hep şu yanıtı verdi: “Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğuna ne derseniz, ne yaparsanız yapın onları Demokratlara oy vermeye ikna edemezsiniz. Kazanılacak seçmen değil onlar. Oysa hesap ortada, iktidarı almak için şu kadar yeni seçmen kazanmamız gerek, o seçmen de New York’ta.”
Ara seçim yapıldı, o gece çıktığı televizyon programında Moore çok neşeliydi. Temsilciler meclisinde çoğunluğu ele geçiriyorlardı ama “Asıl önemlisi,” diyordu, “bütün ABD’de oylar Demokratlar’a kaydı.”

***

Ben olsam, Genel Başkanlık dahil her görev için aday olanları CHP tarihinden, devrimler ve Altı Ok’tan; 1923-1950 iktidar döneminin tarihinden sınava sokarım. CHP bir tür cumhuriyetçi statüko partisidir; statükosu da (değişmezi de) 6 Ok’a dayalı sürekli devrimdir. “Dindar” (!) denen kitlenin senin için ne düşündüğünden sana ne... 7 Aralık 2018 tarihli ve “Evrak-ı Metruke” adlı yazımın Kıssadan Hisse bölümünde 1. madde olarak yazmışım: Bu tür insan yığışımlarını seçmen olarak muhatap almayacaksın. Vakit ve nefes tüketmeyeceksin. Senin seçmenin soğuk ve sıcaktan etkilenen insanlar arasındadır.”
AKP’nin din istismarına göz yumma; madrabaz dindarlara (!) şirin görünmeyi bırak, aç ve sefillere sürünmelerinin gerçek nedenini anlat! Ve 6 Oku’u asla unutma!