Feyzi Açıkalın

Doğan Hızlan “Yıllıklar nerede?” diyor

19 Aralık 2018 Çarşamba


Değerli edebiyat insanı Hızlan, bir zaman birimindeki düzenli dökümler ve özet bilgilerin sunumu olarak gördüğü yıllıkların artık neden hazırlanmadığını sorguluyor.

Ben ise düzenli tuttuğum notlardan yıllık oluşturma isteğinde olan birisi olarak farklı kaygılar taşımaktayım. Yıllıklardan öte, onları oluşturacak notlar ve karalamaların nerede olduğunu merak etmekteyim. Almanak oluşturmaya yarayan bilgi dizgesi neden savsaklanmaktadır, mesela?

Bencileyin, ilk kez bu yıl, boş sayfaların ard arda sıralandığı bir günlüğüm oldu. Dahası, hiç dönüp öncesi günlerdeki yazdıklarıma bakmadığım, böylece aşınmamış sayfalardan oluşan kimliksiz, yaşanmamış bir kara kaplı deftere dönüşen günlük…

Kalemim kayabilsin diye uygun gramajlı kağıttan olmasına dikkat ettiğim; sonradan aldığım değil ama babamdan kalan dolmakalemle yazdığım, böylece avucumda her an onun anısını yaşattığım…

Mürekkebini bulabilmek için Sirkeci’de Cumartesiler eskittiğim, üstüne kazıklar yediğim…

Sonradan baktığımda, yazı şeklimle o güne ilişkin ruh halimin çözümlemelerini yapabildiğim; içine gizli notlar yerleştirdiğim; duygularımı bile kendimden sakladığım özenli ama kriptolu notlarla dolu…

Gerçekleri, doğruları bütün çıplaklığıyla yansıttığını bildiğim ama bugünün Türkiye’sinde belli bir dizge ile sıralanıp sunulmasının işe yaramadığını gördüğüm karalamalar.

İşe yaramak deyince… sorun burada galiba.

Yazma eylemini yarar ilkesiyle sorgulamaya başladığında kaybedeceğini çoktan öğrenmişsindir. Yani, kimin için yazdığını, kaleme aldıklarının ne denli kitlelere ulaşıp, etkili olabileceğini düşünmeye koyulduğunda enerjinin soğurulmaya başladığını bilirsin.

Buna karşın hala notlar alırsın. Çünkü senin görüş açınla kaydettiğin gündemin, ard arda sıralanmasıyla bir fark yaratacağını zannedersin. Tarihe kayıt düşüleceğini, bundan ders alınacağını umarsın.

Doğal olarak rakibin, çağımızın süper hızlı iletişim ağı internettir. Fetiş sayılabilecek yazma, not alma haline ekran kaydı alamaya başlayarak ihanet edersin. Tutsağı olduğunu bile fark etmezsin o parlak ekranların.

Ruh yoktur ekrandan bilgi kopyalamalarında. Küçük notlar düşemezsin, yorumlar yapamazsın. Ama öyle hızlı akar ki gündem ve bilgi bombardımanıyla seni öyle bir hiçleştirir, yararsız hissettirir ki… Yarışamaz duyguların, düşüncelerin.

Yorgun düşersin. Geçmişle ne övünülen ne de hesap sorulup yerildiği, yalnızca anın tüketildiği tuhaf bir dünyada not alıp almanak hazırlamanın işe yaramazlığı ağır basar.

Değerler üstünden yaşamın anlamlandırıldığı uygar dünyadan hızla koptuğunu gördüğün bir ülkede, not tutmak gereksizleşmeye başlar. Bırak o bilgilere dayanarak almanak hazırlamayı, belirleyemediğin bir gündemin parçası olarak hızla devinimsizleşirsin.

Boş sayfaların sayısı gittikçe artar…



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları