Köşe Yazısı

A+ A-

Gaflet cephesinde değişen bir şey yok...

23 Aralık 2018 Pazar

Almanlar gitmemek üzere gelmişlerdi
İnönü’nün değerlendirmesine göre Almanlar Türkiye’ye gitmek üzere değil, kalmak üzere gelmişlerdi.
İnönü, Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’de çalışan Alman subayları için şu yargıya varıyor: “Alman İmparatorluğu yararına birtakım hesaplar vardı. Bilhassa Suriye’de ve Arabistan’da özel bir politika güdüyorlardı...”
Alman subaylarla Filistin-Suriye cephesindeki birliklerde çalışma sırasında çelişkiler daha açık bir biçimde ortaya çıkıyordu. Atatürk de Ordu Komutanı olarak, Alman General Erich von Falkenhayn ile çatışıyordu.
Sonunda Atatürk ve İnönü, birlikte Türk-Alman ilişkilerini de kapsayan çok sert bir rapor yazıp Başkomutanlık ve Sadrazam’a gönderdiler.
Ali Fuat Erden, İsmet İnönü kitabında şöyle yazar: “İsmet bey, Almanlarla gelişen ve ordu karargâhının en üst düzeyinde uygulanan yakın ilişkiden endişe duyuyordu. Dört yıllık savaşta dokuz ayrı cephede akıtılan bunca kandan sonra, müttefik olarak birlikte savaşa girilen bir büyük devletin uydusu olmak onu en çok tedirgin eden durumdu.”
İnönü, savaş sürerken Suriye’de bir araya geldiği eski arkadaşı Ali Fuat Erden’e bir gün şöyle demişti:
“Eğer bir nesil boyunca vatanımın bağımsızlığa kavuşacağından umudumu kesersem, askerlikten çıkar ve gençliği gelecek bağımsızlık mücadelesine hazırlamak için bir lisenin tarih coğrafya öğretmeni olurum!”*

* Alev Coşkun’un 1884-1922 Asker İnönü (Kırmızı Kedi, 2018) biyografisinden alıntıdır.

***

AKP, 15 Temmuz’dan sonra da FETÖ’den kopamadı! Binali Yıldırım’ın “Bizim için kırmızı çizgi, terör faaliyetinin başladığı gündür, 17 Aralık’tır” yönündeki açıklamasına karşın Erdoğan, 17 Aralık’tan bir gün sonra dahi gazeteci Fehmi Koru’yu ABD’ye Fethullah Gülen’in yanına göndererek onunla uzlaşma arayışını sürdürmüştür.
Fehmi Koru’nun ziyareti başarılı olsaydı AKPFETÖ kardeşliği bugün de sürüyor olacaktı.
Peki Erdoğan, Koru’yu neden göndermişti? Çünkü Fehmi Koru, FETÖ’nün çok saygı duyduğu isimlerin başında geliyordu. FETÖ’ye bağlı Zaman gazetesinde 13 yıl Ankara temsilcisi ve başyazar olarak çalışmıştı. Farklı tarihlerde Gülen’i Pensilvanya’da ziyaret etmişti. Hatta hâlâ AKP MKYK üyesi, milletvekili Burhan Kuzu ve Hüseyin Gülerce ile yaptıkları bir ziyarette, yemekte ağırlanmışlardı. Erdoğan, Koru’yu FETÖ ile kendisini barıştırsın diye Pensilvanya’ya gönderirken muhtemelen hâlâ onun FETÖ ile devam eden sıcak ilişkilerine güveniyordu.
Ancak 15 Temmuz’dan sonra bile ne iktidar, ne de yargı Fehmi Koru’nun FETÖ ilişkilerini sorguladı. Üstüne, Koru’nun muhalif Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay’a yönelik, hiçbir maddi delile dayanmayan “FETÖ’cü olabilir” suçlaması ciddiye alınarak, yaptığı beyan Akbay’a açılan soruşturmaya gerekçe gösterildi. Gülen’in yemek masasının onur konuklarından Fehmi Koru’nun ise bugün keyfi gayet yerinde, anılan ilişkileri sorgulanmaksızın, yazılarını sürdürüyor.
AKP de FETÖ ile mücadele ettiğini iddia ediyor!*

* Aykut Küçükkaya’nın The Ortak “Hepiniz Oradaydınız” (Kırmızı Kedi, 2018) belgeselinden alıntıdır.

***

Taşınmazlar da Ensar’a
AKP, 2017 Ocak ayında ilgili ilgisiz her şeyi torbaya attığı yasa tasarılarından biriyle Kızılay, Yeşilay, Darülaceze, Darüşşafaka ve Türk Hava Kurumu’na verilen devlete ait taşınmazların, ilgili kurumlar tarafından harca esas değerinin yarısına satılması olanağı tanır. Tasarı, bu kurumların mallarının TÜRGEV, Ensar gibi yandaş vakıflara devredilebileceği gerekçesiyle muhalefetin tepkisiyle karşılaşır. İlk zamanlar AKP geri adım atmış gibi görünür. Taşınmazların satılması yerine, 49 yıllığına bedelsiz kullanım hakkı tanınır.
Meclis’te görüşülen yasadaki bir maddeye göre, “Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlardan Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen sağlayanlar lehine, kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere mülkiyeti Hazine’ye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde 49 yıl süreyle bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilecek”tir artık.
Ensar Vakfı, AKP döneminde Bakanlar Kurulu’nca “kamu yararına vakıf” ilan edilmiştir. Dolayısıyla “vergi muafiyeti vardır”. Demek ki, o taşınmazlar Ensar Vakfı’na devredilebilecektir.
Kızılay, Yeşilay, Türk Hava Kurumu gibi köklü kuruluşlar, bu düzenlemeye karşı çıkmazlar. Çünkü onlar da AKP’lileştirilmişlerdir...*

* Işık Kansu’nun Bir Ortaçağ Hayaleti: Ensarlı Eğitim (Telgrafhane Yayınları, 2017) araştırmasından alıntıdır.

Tümü Mine G. Kırıkkanat - Son yazıları

‘Hiç Kimse’ MİT mi? 19 Mayıs 2019 Paz
Demokrasiyi hak etmek 12 Mayıs 2019 Paz
Kanımızı emen, canımızı sömüren Şaki’ler... 5 Mayıs 2019 Paz