Olaylar Ve Görüşler

Barış ve hekimlik değerleri yargılanamaz!

26 Aralık 2018 Çarşamba

Türk Tabipleri Birliği’nden (TTB)’nde 2016-2018 döneminde Merkez Konseyi üyeliği yapan 11 hekim hakkında açılan davanın iddianamesinde insanı hayrete düşüren deliller var. Örnek verecek olursak;
• Cerattepe’ye yapılacak olan maden ile ilgili açıklama, • Soma’da ölen 301 madenci ile ilgili basın metni, • Aladağ’da yurt yangınında ölen çocuklarla ilgili üzüntü beyan eden basın bildirisi, • Zonguldak maden faciasının yıldönümüne denk gelen günde yapılan duyuru, • Merasim Sokak’taki patlamada ölen 37 kişi hakkında yapılan lanetleme, • Tweet’ler ve aramada ele geçen kitap ve dergiler....
TTB, Ocak 2018 tarihinde yaptığı “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur’’ basın açıklaması nedeniyle yargılanıyor.
Türk Tabipleri Birliği’nin vurgu yaptığı nokta savaşların ve çatışmalı ortamların insanlık ve toplum sağlığı açısından yıkıcı sonuçlar yarattığı gerçeğidir. Bir halk sağlıkçı olarak açıkça şunu söylemek isterim: Savaşlar sadece savaşan tarafların değil, öncelikle bebeklerin, gebelerin, kadınların ve yaşlıların olmak üzere bütün toplumun sağlıklı yaşam hakkını elinden alır.

Bu dava ne ilk ne son
TTB’ye açılan bu dava ne ilk ne de son olacaktır. Çünkü TTB görevini yapıyor gerçekleri apaçık söylediği için fincancı katırlarını ürkütüyor. Geçmişe doğru bir zaman tüneli yolculuğu yaptığımızda 12 Eylül sonrası tarihi niteliği olan üç dava ile karşılaşıyoruz. Bunlardan en önemlisi Kasım 1985 idam cezalarının kaldırılması için yaptığı açıklama sonucu açılan davadır. O dönemde TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nusret Fişek idi. Nusret Hoca mahkeme heyetinin karşısında ayağa kalkarak tarihi savunmasını şöyle tamamladı: “Ölüm cezası tabiplik mesleği ile bağdaşmaz. Mesleğimizin asıl amacı insanı yaşatmaktır. İdam cezasının kaldırılmasını bu yüzden istiyoruz. Bir doktorun ölüm cezasının infazında bulunmasının tıp meslek etiği kurallarına aykırı olduğuna inanıyoruz.”
Dava beraatla sonuçlandı. Aradan 15 yıl geçtikten sonra bu kez Türkiye gündemi F tipi cezaevleri ile sarsılıyordu. Zamanın TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Füsun Sayek idi. Bu kez suçlama konusu açıklama ise “Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülere, eşit, ayrımsız, hekimlik etik ilkelerine uygun bir sağlık hizmeti verilmesini savunmak, açlık grevindekilere zorla tıbbi müdahale yapılmasına karşı çıkmak’’ idi.
İktidarlar değişir ama TTB’ye davaların açılması değişmez. Bu sefer Gezi protestoları sırasında yaptığı açıklamalar yüzünden dava açıldı. TTB Başkanı ise geçenlerde 15 ay hapis cezası alan Özdemir Aktan idi. İddia ise şöyleydi: “Gezi protestolarında sağlık sorunu olan herkese ayrımsız sağlık hizmeti verilmesini savunmak, gönüllü sağlık hizmetlerini desteklemek’.’ Bu iddiaya gerekçe olarak Sağlık Bakanlığı hukukçuları şöyle diyordu: “Hukuka aykırı yetkisiz ve kontrolsüz, revir adı altında sağlık hizmet birimleri oluşturarak amaçları dışında faaliyet göstermek.” Bu yüzden Ankara Tabip Odası, Hatay Tabip Odası ve İstanbul Tabip Odası’na dava açıldı.

27 Aralık Çağrısı
Şimdi ise Raşit Tükel’in başkanlık yaptığı heyete, İçişleri Bakanlığı’nın başvurusu sonucu dava açıldı. 27 Aralık 2018 Perşembe günü saat dokuz da Ankara Adliyesi’nde yapılacak. Barış ve hekimlik değerlerini savunan herkesi duruşmaya bekliyoruz. Her zaman olduğu gibi bu davadan da alnımızın akı ile beraat ederek çıkacağımıza inanıyoruz.  

Dr. Ali Özyurt
TTB Yük. Onur Kurulu Üyesi



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları