Köşe Yazısı

A+ A-
Muzaffer Ergöz

Orada bir belediye başkanı var

5 Ocak 2019 Cumartesi

Rahmetli Avni Akyol beni Anavatan Partisi Genel Merkezi’ne çağırdı ve hiç lafı uzatmadan “Al sana oda, al sana telefon, al sana yazılı yetki; Türk sporunun nasıl olması gerektiğini yaz, çiz, raporla, herkesle görüş ve önüme getir” dedi. Oysa o gün orada tanıştım. Bugün AKP birinci sıradan Muğla milletvekili Yavuz Demir de Avni Bey’in baş danışmanıydı.
O günün şartlarında beni siyasetin her türlü zararlı etkilerinden de korumaya alan çağdaş bir kişilik. Daha sonra Milas / Güllük Belediye başkanlığı yaptı. O günlerde Türk sporunun varolan belediye kurumları ile eğitimi ön plana alan bir çatı oluşturduk. Sporun altyapı yönetimine belediyeleri koyduk, eğitim bölümüne de spor akademilileri yerleştirdik. Rapor bitinci rahmetli Avni Akyol, rahmetli Adnan Kahveci ile birlikte beni uzun uzun dinlediler. Sporda belediyelerin öne çıkmasına kesinlikle karşı idiler. Benim savunmamın esasını teşkil eden konu şuydu; “Eğer bir kentin imar planlarını belediyeler yapıyorsa, parkları, bahçeleri belediyeler koyuyorsa; spor salon ve sahalarını da belediyeler organize etmeli, aksi halde kimse bu belediyelere spor sahaları yaptıramaz hatta spor kulüplerinin kurulmasına da belediye meclisleri karar vermeli. Ancak bu şekilde doğru kulüpler, doğru spor yatırımları olur. Ne kadar kulüp varsa hepsine saha ve tesis yapma belediyenin asli görevi olmalı. O ilin Gençlik ve Spor İl Müdürü seçimsiz belediye başkan yardımcısı olmalı, spordan ve spor yatırımlarından sorumlu olmalı. Sporun teknik işleyişi ile federasyonlara bağlı çalışmalıydı.”
Bu sırada söze rahmetli Adnan Kahveci girdi, “Muzaffer Hoca sen ne diyorsun; bu belediye başkanları arabalarının önüne Türk bayrağı asıp, bellerine tabancayı takıp her gün Maliye Bakanlığı’nın önünde para, para diye gezmekten başka iş yapmazlar. Senin projen İsveç, Norveç, Hollanda gibi ülkelerde iş yapar ancak bizde insanları ayrıştırır.” Sonra o proje kuşa döndükten sonra kamuoyuna sunduk spor basınında fazla ilgi görmeden kayboldu gitti.
Birkaç gün önce Hatay’da bir büyükşehir belediye başkanı ile tanıştım. Doç. Dr. Lütfü Savaş. Ben bu projeyi 1990’da yazmışım. Adını Türk sporu 2000 koymuşum. Aradan 29 yıl geçmiş ve geçmişin sislerinden gelen bir belediye başkanı Hatay’da benim Türk sporuna temel olarak aldığım belediyeciliğin spora katkısı ne varsa hepsini yapmış. Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki Hatay’da Türk sporu adına yapılanlar doğal bir şablon; eğer o şablon kıyısından köşesinden çekiştirilip bozulmaz tam tersine desteklenirse Türk sporunun kurtuluş reçetesi olur. Bu reçeteyi de Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı yazmış. Sessiz sedasız.
Bu arada İlk defa tanışıp konuştuğum Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında da bir iki laf etmeden geçemeyeceğim. Öyle bir ilde başkan ki Türkiye’nin en sancılı bölgesi. Göç dalgasının en acımasız vurduğu il. Orada belediye başkanlığı yapmak için birinci sınıf diplomat, birinci sınıf halkla ilişkiler uzmanı, yine birinci sınıf sorun çözücü niteliklere sahip olmak gerek. İşte bu zor şartlarda Lütfü Başkan spor adına harikalar yaratmış. Söz öbür yazıda bunlardan bahsedeceğim. Bu başkanı gördükten sonra rahmetli Adnan Kahveci ve Avni Akyol’un ne demek istediğini çok iyi anladım. Aradan 29 yıl geçmiş. Ve Türk sporu bir arpa boyu yol almamış.
Ben Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş Bey’i görünce spor adına heyecanlandım. Çünkü o bir model yaratmış. Türk sporu adına bir model oluşturmuş. Biz de o modeli 29 sene önce sadece yazmışız.

Tümü Muzaffer Ergöz - Son yazıları

Wada seçimleri ve sporumuz! 17 Eylül 2019 Sal
Ali Koç rüzgârı ve belediyeler 16 Temmuz 2019 Sal
Efes’in doğumu 23 Haziran 2019 Paz