Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

TBMM Başkanı ve Başkanvekilleri yansız kalmak zorundadır

8 Ocak 2019 Salı

Hukukun buyruğu açıktır. Belediye başkanlığına aday olmak isterlerse Meclis başkanları ve başkan vekilleri çekilmek zorundadırlar. Tersi tutum, hukuksal açıdan sakattır ve önemli sonuçlar doğurur.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olan Sayın TBMM Başkanının çekilip çekilmeyeceği ile ilgili yazıları olabildiğince izliyorum.
Görünen şu: Herkes, kendi siyasal inancına göre hukuka yaklaşmakta. Oysa sorun, daha sonraki uygulamalarda da yaşanabileceği ve örnek olacağı için hukukumuz açısından çok önemli ve salt hukukun yorumuyla ilgilidir. Önemi de bundan kaynaklanmaktadır.

Görevlerinin gereği
Bu nedenle her şeyden önce soruna ilkin kişisel, toplumsal ve siyasal kaygılarımızdan, özel görüşlerimizden arınarak ve sıyrılarak, tek sözcükle nesnel yaklaşmak zorundayız.
Anayasanın TBMM Başkanlık Divanına ilişkin 94üncü maddesinin altıncı fıkrası, tarafsızlık ilkesi ışığında şu TEMEL KURALI öngörmüştür:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında, Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.
Madde, tartışma götürmeyecek biçimde açıktır, saydamdır ve maddenin getirdiği ETİK ilke bellidir: Bu kişiler, TARAFSIZ olmak zorundadırlar. Bunun zorlayıcı sonucu da şudur: Bu makamlarda bulunanlar, ne siyasal tartışmalara katılabilirler ne de oy kullanabilirler. Bunlara uymazlarsa, tarafsızlıklarını yitirirler ve bu türden işlemler de geçersiz olur.
Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri konusunda herhangi bir ayrıklı (istisnai) hüküm getirmemiştir. Bu bir.
Buna karşılık 1983/2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasının 24’üncü maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasi partinin ve parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine katılamazlar. Ancak, yeniden milletvekili adayı olmaya ilişkin faaliyetleri bu hükmün dışındadır denilerek Anayasanın yukarıda belirtilen temel kurala burada açık bir ayrıklı (istisnai) hüküm getirilmiştir.

İhtiyar Heyetleri seçimi
Bildiğimiz kadarıyla yazılı hukuktaki tek ayrıklı hüküm budur.
1984/2972 sayılı Mahalli İdareler, Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkındaki Yasaya gelince, bu Yasanın 17inci maddesinde, milletvekilleri, belediye başkanları, il genel meclisi ve il belediye meclisi üyeleri ile muhtarların yerel yönetimler seçimlerinde adaylıklarını koyabilmek ve aday gösterilebilmek için görevlerinden ayrılmak zorunda olmadıkları konusu ise, bu konudaki duraksamaları gidermek için öngörülmüştür.

Meclis başkanı ve vekilleri
Ancak bu madde asla konuyla doğrudan değil, dolayısıyla ilgilidir. Zira bu maddede, dikkat edilirse, Meclis başkanı ve başkan vekilleri istisnalar arasında sayılmamıştır. Yalnızca milletvekillerinden söz edilmiştir. Bu da olağandır. Çünkü milletvekilleri siyasetin gereklerini yapmaktadır ve yapacaklardır. Bu iki.
Yine aynı Yasanın 36’ıncı maddesinde, bu kanunda özel hüküm bulunmayan hallerde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkındaki Kanun ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu uygulanır anlatımı ise, yalnızca Yasadaki boşlukları doldurmak amacıyla konmuştur.
Anayasanın yukarıda sözü edilen temel kuralıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Olamaz da.
Dolayısıyla 1984/2972 sayılı Yasanın 36ncı maddesi bu hüküm esas alınarak Siyasi Partiler Yasasının milletvekili seçilebilmesine izin veren 24’üncü maddesi kanalıyla Meclis başkanının Başkanlıktan ayrılmadan aday olmasına engel bulunmadığı sonucuna asla ulaşılamaz. Çünkü bu türden boşluk doldurucu maddeler, ayrıklı hükümleri uygulamak için değil, yasalarda benzer hükümlerle boşlukları doldurmak için konulur.
Eğer ayrıklı hükümler, hukukun bilinen yorum kuralları, böylesine boşlukları doldurmak için konulan hükümlerle dolanılarak uygulanmaya kalkışılırsa, bu bir hukuksal gerekçe olamaz; olsa olsa bir bahane olur. Çünkü böyle bir yaklaşım, ayrıklı hükmü, kural hükme dönüştürür. Bu da üç.
Bu türden hukuk sapmalarını önlemek için hukukun iki bin yıldan bu yana bulduğu ve uyduğu temel ilke şudur: İstisna, dar/sıkı sıkıya yorumlanır (Exceptio est strictissimae interpretationus), eski deyişle istisnai hüküm mevridine hasrolunur; asla genişletilemez; yani asla ibir temel Kurala dönüştürülemez.
Görülüyor ki, hukukun buyruğu açıktır: Belediye başkanlığına aday olmak isterlerse Meclis başkanları ve başkan vekilleri çekilmek zorundadırlar.
Tersi tutum, hukuksal açıdan sakattır ve önemli sonuçlar doğurur.
Eğer içtenlikle hukukun egemen olmasını istiyorsak, bu konuya sadece hukukçular değil, herkes titreyen ellerle yaklaşmak durumundadır.

Prof. Dr. Sami SELÇUK
(Eski Yargıtay Başkanı)

Tümü Olaylar ve Görüşler - Son yazıları

Siyaset fukarası sendikalar 16 Ocak 2019 Çar
Kitap okutturan öğretmen 16 Ocak 2019 Çar
Cumhurbaşkanı’na açık mektup 16 Ocak 2019 Çar