Köşe Yazısı

A+ A-

Bu sorulara yanıt gelmezse neden sandığa gitsin seçmen?

9 Ocak 2019 Çarşamba

AKP’li yıllarda: “Bu kez de oyumu veriyorum ödünç olarak, AKP gitsin de ne olursa olsun” diyen yurttaşların sayısı azımsanamayacak düzeydedir. AKP’nin giderek ağırlaşan baskı düzenine karşı, toplumun soluk alamaz hale gelmesi, muhalefeti tüm unsurlarıyla kolaycılığa götürdü, ondan da hesap sorulamaz hale geldi. Kılıçdaroğlu’nun Ekmeleddin tercihinden sonra “Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz” cümlesi bunun en güzel kanıtıdır.
Elbette muhalefeti salt CHP olarak almıyorum, bu da ayrıca büyük yanlıştır. Ancak en büyük muhalif örgüt olan CHP’nin tavrı kuşkusuz belirleyicidir. Yine bizi sandığa çağırıyor muhalefet, peki gitmemiz için haklı ve nesnel koşullar var mı? Başka türlü söylersek; sonucu baştan belli bir seçim olacaksa eğer, bizi niye demokrasi varmış gibi davranarak avutuyorsunuz?
Cumhur İttifakı” denen kabaca Türkçü, İslamcı koalisyona karşı, örneğin İdris Naim Şahin gibi, eski AKP’li bakanla ne gibi sonuç almayı umuyorsunuz? Eğer seçimi İdris Naim Şahin kazanırsa, herhangi uygar bir insanın mutlu olması için bana bir tek sebep söyler misiniz? (Elbette sadece Şahin değil, hemen her ilde benzer örnek bulabiliriz. Kişi temsilidir.)
Ankara’da, son seçimi Yavaş kazanmıştı, ayak oyunuyla sabah Gökçek’e gitti seçim. Bu kadar açık bir durum söz konusuyken, şimdi aynı sandıklardan, demokrasiye uygun bir sonuç alınacağına inanıyor musunuz? O gün hakkını arayamayan, bugün hangi veriyle bize güvence vermektedir? (Bu arada Yavaş’ın da aşırı milliyetçi olduğunun altını çizmek isterim. Yani kazansa bile, kazanan kim sorusu hep olacak.)
Benzer bir durum 16 Nisan halk oylaması için de geçerli. Yurdun her yanında halk “hayır” dediği halde, sonuçlar kıl payı olarak “evet” şeklinde açıklanmışken, neden Yüksek Seçim Kurulu’nda hakkınızı aramadınız? Halk arkanızda durmak için sabırsızken, siz neden genel merkeze çekildiniz? Durumu fiili olarak kabul ettiniz? Neden meşruiyet tartışması yapmadınız ve bizi başkanlık seçimlerine mecbur kıldınız?
Haydi geç kaldınız, “Adalet Yürüyüşü” gibi dünyada benzeri olmayan, büyük emek gerektiren işe girdiniz. Sonunu niye getiremediniz? İstanbul’da miting yaptıktan sonra, kravatları takıp neden Ankara’ya döndünüz? Dünyanın gözü üstünüzdeyken neden insanların gazını alır duruma düştünüz, toplumsal muhalefete öncülük etmediniz?
24 Haziran seçimlerinden sonra, ne İnce, ne Kılıçdaroğlu kamera karşısına geçmedi. Günlerce mitinglere gelen, sahada çalışan insanlar kendini yalnız, kimsesiz hissetti. Sonuç “Adam kazandı” şeklinde öğrenildi. Neden milyonlara tek bir açıklama yapmadınız? O gece ne oldu? Neden hemen iç kavgaya döndü herkes? Cumhuriyet elden giderken, bir açıklama borçlu değil misiniz halka?
24 Haziran sonrasında koşa koşa saraya giden Akşener’le neyin ittifakını yapıyorsunuz? Eğer yarış MHP ile İYİ Parti arasında olacaksa, solcular, cumhuriyetçiler, laikler, Kürtler size niye oy versin?
Meclis başkanı açık şekilde anayasayı, etik kuralları ihlal ederek aday gösterilmişken; “durum anayasaya aykırı ama bunu sorun etmeyeceğiz” diyerek kuralsızlığı meşru hale getirmediniz mi? Benzer bir hatayla milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına onay vererek, bugün doğan demokrasi açmazının ortağı olmadınız mı?
Bu soruların yanıtını öncelikle Kılıçdaroğlu’ndan bekliyorum. Eğer yanıt gelirse, okurla paylaşacağım. Elbette soruların muhatabı salt genel başkan olamaz, o yönetimde olan herkes mecburdur açıklama yapmaya. Bu işin bir yanı...
Gelelim sosyalistlere. Neden bugüne dek CHP, HDP ardına takılmak zorunda kalındı, bunu aşmak gerekmez mi? Bugün seçime katılma olanağı bulunan parti hangisiyse, onun etrafında kenetlenip sosyalist aday çıkarmak çok mu zor? Halka seçeneksiz olmadığını anlatmak için bu fırsatı kullanmak zorunlu değil mi? Dinci, aşırı milliyetçi, piyasacı anlayışa karşı, ne pahasına olursa olsun dikilmek devrimcilerin görevi değil mi? Elbet AKP dönemi bitecek, sonrasında halka umut olmak için bugün göreve talip olmak gerekmez mi?

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

İdris Naim Şahin