Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

İmamoğlu’nun ‘kucaklayıcı’ stratejisi

17 Ocak 2019 Perşembe

CHP’nin İstanbul Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Erdoğan/ AKP iktidarının yıllardır uyguladığı ayrıştırıcı, dışlayıcı, suçlayıcı ve hatta düşmanlaştırıcı stratejisine karşı “herkesi kucaklayıcı” bir strateji izliyor.
Her toplumda “iktidarın dili”, bütün toplumu etkiler. Sadece iktidara destek
verenler değil, ona muhalif olanlar da, bu dilden etkilenir, çünkü eleştiriler dahil siyasal etkileşimin odak noktasında iktidar vardır.
Erdoğan/AKP iktidarının dili kendi mağduriyetleri üzerine inşa edildiği için,
sürekli olarak “ayrıştırıcı, dışlayıcı, suçlayıcı ve hatta düşmanlaştırıcı” bir dil
olmuştur.
Bu dil yıllardır, her an, her yerde, yazılı ve sesli olarak toplumu bombardıman etmektedir.
Değer yargıları açısından, Feodal Din/ Tarım Toplumlarının erkek egemen maço kültürünü yansıtan bu çatışmacı dil, bütün toplumu da etkilemiş, insanların birbirleriyle olan ilişkileri, sevgi, saygı, dayanışma, kadın erkek eşitliği ve hoşgörü gibi olumlu duygular ve ilkeler yerine, çatışma, kaba kuvvet, güçsüzlerin ve kadının ezilmesi ve düşmanlık gibi tutum ve davranışlara göre biçimlenmeye başlamıştır.
İktidar dışındaki bütün siyasal/ideolojik gruplar da bu çatışmacı dilden etkilenerek, hem iktidara karşı, hem de kendi içlerindeki farklılıklar açısından, daha sert, kaba ve hoşgörüsüz olmuşlardır.
İşte İmamoğlu, sevgiye, saygıya ve hizmete dayalı “Herkesi kucaklama” stratejisi ile bu dile karşı çıkan bir yaklaşım sergilemektedir.
Elbette, yıllarca iktidarın çatışmacı maço dili ile koşullanmış olan toplum, özellikle de muhalif çevreler, bu yaklaşımı yadırgamış, İmamoğlu’nun özellikle iktidara karşı da uyguladığı “kucaklayıcı” tutum ve davranışlar en hafif tabiriyle “garip” karşılanmıştır.
Oysa burada son derece ilginç bir toplumsal/siyasal deneyim yaşanmaktadır:
Toplumu bölen, ayrıştıran, birbirine düşmanlaştıran bir stratejiye karşı, toplumu birleştiren, bütünleştiren, bütün kesimleri kucaklayan bir stratejinin uygulanmasına tanık oluyoruz.
Ben de bu stratejiyi, bir toplumbilim öğrencisi olarak büyük bir merakla gözlemliyorum; başarılı olursa Türkiye adına çok sevineceğim.

***

Elbette bu “kucaklayıcı” stratejinin başarısı İmamoğlu’nun seçilmesiyle ortaya çıkacaktır.
Ama İmamoğlu’nun seçim şansı, (dürüst seçim yapılacağı ve oyların çalınmayacağı varsayımı ile) bu stratejinin dışında üç faktöre daha bağlıdır:
1) Erdoğan/AKP iktidarının büyük ekonomik başarısızlığı, ve Parlamenter Demokrasiyi yok edişi.
2) İmamoğlu’nun hizmet projelerinin cazibesi ve bunların kamuoyuna anlatılabilmesi.
3) CHP örgütünün desteği ve ilçe belediye başkan adaylarının kimlikleri.
Bence İmamoğlu’nun en büyük şansı İstanbul CHP örgütüdür.
Geçmiş yıllarda tepeden gelen adaylarla örgüt ters düşmüş, bu yüzden büyük oy kayıpları yaşanmıştır. Oysa İmamoğlu örgütün tam desteğine sahiptir.
İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu bu seçimlerde hiçbir yere aday değildir ve örgütü olduğu gibi İmamoğlu’nun seçilmesi için seferber etmiştir.
Aynı biçimde eski İl Başkanı Cemal Canpolat da, sahip olduğu ilişkilerin bütün gücüyle İmamoğlu’nu desteklemektedir ve muhtemelen de ilçelerden birinde başarılı bir aday olacaktır.
Sonuç olarak tüm CHP İstanbul, örgütten gelen İmamoğlu’nun arkasındadır ve bu onun büyük bir şansıdır.
Dilerim “herkesi kucaklayıcı” stratejisi başarılı olur ve seçilir de, sadece İstanbul halkı değil, bütün Türkiye biraz rahat bir nefes alır!

Tümü Emre Kongar - Son yazıları

Haftaya bugün: Kimin ‘beka’sı? 24 Mart 2019 Paz
Tükeniş noktası 22 Mart 2019 Cum
Terörizm faşizmdir Faşizm terörizmdir 21 Mart 2019 Per

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Canan Kaftancıoğlu