Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Kılıçdaroğlu: Hükümet - Yargı İşbirliğinin Somut Delili

23 Kasım 2013 Cumartesi

Başbakan Erdoğan’ın tartışma yaratan çıkışlarıyla gündem yeniden hareketlendi. Tartışmalar AKP’de eleştirel seslerin susturulmasına kadar vardı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dünkü görüşmemizde sıcak gündemi Cumhuriyet’e değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:
MİT dinlemeleri somut delil: “Biz yıllardır Türkiye’de yargının siyasi otoritenin emrinde olduğunu, birlikte çalıştıklarını söylüyoruz. Cumhuriyet’in ortaya çıkardığı bu belge, işte o hükümet-yargı ilişkisinin en somut ve inkâr edilemez delilidir. Kuralları nasıl kendilerine uydurduklarını gösteriyor. Yargıç eğer istihbarat örgütü ile işbirliği yapıp karar veriyorsa tarafsızlığına en büyük darbeyi bizzat kendisi vuruyor demektir. Bu konuyu mutlaka parlamentonun gündemine getireceğiz. Türkiye hukuk devleti. Bu yapılanan hesabı verilmeli.”
Diktatörlüğün kanıtı: “Konunun sadece gazetecilerle sınırlı olmadığını biliyoruz. Yarın başka yurttaşlar için de yapılacak. Daha önce Hürriyet gazetesi CHP’li milletvekillerinin MİT tarafından izlendiğini gösteren haberler yaptı. Başbakan itiraz bile etmedi. Hatta onaylar tutum içinde oldu. Bakalım bu sefer ne yapacak? Türkiye’nin otoriter bir yönetim ile karşı karşıya olduğunu söylüyoruz. Bu belge de Türkiye’yi bir diktatörün yönettiğinin kanıtıdır.”
AKP’de vicdan sahibi vekiller var: “Sarsıntı AKP’de değil, Türkiye’de. İzlenen politikalar nedeniyle ülke derinden sarsıntı geçiriyor. Toplumda ciddi tepkiler var. Bu sarsıntının, tepkilerin AKP’ye yansıması kaçınılmaz. İktidar partisi içinden de bu sarsıntıdan rahatsız olanlar tabii ki çıkacak. AKP içinde vicdan sahibi milletvekilleri var. Onların tepki göstermeleri çok doğal.”
‘Kürdistan’ sözü vahim: “Başbakan nerede, neyi, nasıl kullandığını bilen insan değil. Birileri metin yazıyor. O da okuyor. Bunların ne tür sonuçlar doğuracağından habersiz. Biliyorsunuz daha önce ‘Suriye’nin kuzeyi’ demişti. Buyurun şimdi görün orada yaşananları. Şimdiki o sözleri de çok vahim. Bunun sonunun nereye gideceğini söylemeye benim dilim varmıyor. Ama Başbakan’ın iktidarda kalmak için, o koltukta oturabilmek için istismar etmeyeceği hiçbir konu yok.”
Hiç bu kadar kutuplaşmadık: “Bugün toplumda tüm fay hatları üzerinden çok ciddi ve derin bir ayrışma var. Türk-Kürt, Laz-Çerkez, Alevi-Sünni, kızlı-erkekli gibi. Tarihte toplumda bu kadar büyük ayrımcılık, bölücülük, kutuplaşma hiç yaşanmadı. Maalesef şimdi yaşanıyor.”
Başbakan’a af tepkisi: “Bir söylediğini aynı gün içinde tekzip eden bir Başbakan olabilir mi? Ben o nedenle yalancıdan, halkı kandırandan başbakan olmaz diyorum. Önündeki metni okuyor, tepki gelince ‘Hayalimdi benim’ diyor. Sorun da burada zaten. Başbakanlık, hayal kurma yeri değildir.”
Arınç’a ‘özgül ağırlık’ sorusu: “Bazı insanlar vardır ki kişiliklerinden asla ödün vermezler. Eğer bir insan ‘Benim partide özgül ağırlığım var’ dediyse ödün vermez noktaya geldiği açıktır. Ama Sayın Arınç’ın bu lafı üzerine dershaneler konusunda bir kez daha açığa düşünce özgül ağırlığı filan kalmamıştır artık. İnsan, kişiliği ile bu kadar da oynatır mı?”
Rezaleti örtme çabası: “CHP-HDP ittifakı iddiaları doğru değil. Bunlar AKP’nin Diyarbakır rezaletini örtmek, temizlemek için çıkarttığı ve BDP ile HDP’yi kullandığı bir oyunun parçası. CHP resmi ya da gayri resmi olarak böyle bir ittifak peşinde değildir.”
Anayasada haklı çıktık: “Biz samimi olarak çağdaş ve özgürlükçü bir anayasa için masaya oturduk. AKP’nin böyle düşünmediğini biliyorduk ve dediğimiz de çıktı. Masadan kalkalım diye başkanlık sistemini getirdiler. Oysa bu ne üniversitelerin önerilerinde ne de TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından birçok şehirde yapılan anayasa toplantılarında hiç gündeme dahi gelmeyen bir konu. 48 madde üzerinde uzlaştık. ‘Başkanlık meselesini çekin daha fazla maddede anlaşırız’ dedik. Ama çekmediler. Çünkü Türkiye’nin özgürleşmesini, demokratikleşmesini istemiyorlar. Sonunda da baktılar biz kalkmıyoruz, Cemil Çiçek’e bu süreci bozdurdular. Oysa onun böyle bir hakkı yok. Bize göre bu süreç bitmemiştir.”
AKP’ye kimsenin güveni yok: “Biz ciddi bir partiyiz. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışma yönergesinde anayasa metninin nasıl Genel Kurul’a ineceğinin koşulları belli. Getirirlerse işin içinde ne var ne yok, bakarız. Onu gördükten sonra durumumuzu belirleriz. Ben şahsen ihtimal vermiyorum. Çünkü artık AKP güven duyulan bir siyasi oluşum değildir. Tam tersine kandırma üzerine siyaset yapan bir parti.”

Tümü Utku Çakırözer - Son yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015 Pzt
Cumhuriyet Ne Yaptı... 19 Ocak 2015 Pzt
Özgürlük İçin Ayakta 12 Ocak 2015 Pzt