Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Feyzi Açıkalın

Tanzim olamayan portakalın öyküsü

13 Şubat 2019 Çarşamba

1920’li yılların bir zengin kız, fakir ama tahsilli oğlan birlikteliğindeyiz. Zengin dediysem, kızın babasının portakal bahçesi var. Oğlan ise ziraat mektebinde okumuş.

Oğlan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ona biçtiği politik role soyunmuş ama o karın doyurmuyor. En azından 100 yıl önce öyle olduğu görülüyor!

Geleceği tarımda görüyor ve ona yoğunlaşıyor. Antalya’dan gelen ziraat teknikerlerinin de önerileriyle çok güzel narenciye bahçeleri yapıyor.

DSİ, yörede tarımı geliştirme programı gereğince, 1940’lı yıllarda bölgenin en büyük çayı üstüne regülatör yapıyor. Buradan alınan su, bölgeyi baştanbaşa saran sulama kanallarıyla çiftçiye ulaştırılıyor. Roma’nın 2000 yıl önce yaptığı gibi!

Portakal, şimdikinden farklı olarak makasla kesilerek hasat ediliyor, içi çuha kaplanmış sepetlerle toplanıyor. Boylarına göre “tanzim” edilip, tek tek kağıtlara sarılıyor ve sandıklanıyor. Üstlerine kaçar adet içerdiği de yazılıyor.

Gel gelelim istanbul’a yol yok. İskele bölgesine istiflenen sandıklar büyük mavnaların yanaşmasını bekliyor. Kış aylarında patlayan lodoslarla, ürün sandıklarda çürüyebiliyor.

Portakal geliri ile büyütüp okuttuğu oğlu, asıl mesleğinin yanında ailenin tarım işini de devralıyor. O, babaya göre daha pragmatik; miras bölüşümünde hır çıkmasın diye bahçelere her türden narenciye ürününü karışık olarak ekiyor!

Oğul, babasının modern tarım uygulamasını sürdürüyor. Pahalı olmasına karşın hayvan gübresi kullanıyor. Zirai ilaç yerine predatör yani avcı sineklerle zararlıya karşı mücadeleyi sürdürüyor.

Yeni bahçeler açıp, değişik narenciye ürünleri deniyor. O yıllarda, başta Arap ülkeleri olmak üzere Rusya’ya bile narenciye ihraç ediliyor. Devlet tarım ihracına destek veriyor.

Zamanla narenciyenin yerini muz alıyor. Narenciyenin pazarlanmasında zorluklar yaşanmaya başlıyor.
Bu arada şehirde kitle turizmi yoğunlaşıyor. Turizm kasabaya göç getiriyor, yapılaşma hız kazanıyor. Merkeze yakın portakal bahçeleri bir bir yok edilip imara açılıyor.

Otelcinin, bölgenin taze portakal ürününü değerlendireceği var sayılırken, o tam tersine, boyalı su ile turisti kazıklama yolunu seçiyor. Otel satın almacısı, komisyonunu alacağı şehir dışındaki toptancı hallerinden alışverişi tercih ediyor.

Oğulun zamansız kaybıyla, torun bahçelere sahip çıkmaya başlar. Artık devir değişmiş, “sahip çıkmak”, tarladan maksimum ürünü alıp kazanç sağlamak değil, atadan kalan tarım mirasını sürdürebilmek adına verilen çaba anlamına kullanılmaya başlamıştır.

1998 yılında ilçede Sulama Birliği kurulur. Narenciye tarımının zarar ettirdiği bilindiği halde, bölge insanından oluşan birlik yöneticisi sulama ücretlerine düzenli artışlar yaparak kendi üreticisini yıpratır.

AKP siyasi iktidarı, başta sözü edilen çayın üstüne bu kez baraj yapar. Barajın tarım sulamasında da kullanılacağı, yıllara yayılan siyasi propagandanın bir parçası olur. Ne var ki, abartılı rakamlarla sürekli verilen yatırım yüzdelerine ulaşılamaz. Çünkü sulamanın ulaşacağının vaat edildiği yerler artık yoğun yerleşim alanıdır!

Devletin, köylüyü şehirde ucuz iş gücü olarak kullanma politikası gereğince tarımı yok etme planını uyguladığı sır değildir. Ama daha vahimi, şehir yöneticileri, şehrin simgesi olarak yıllarca kullanılan portakaldan her anlamda vazgeçmiştir. Ne şehrin sokak peyzajında portakal kullanılır, ne de tanıtım logosunda yer verilir.

Burnu narenciye çiçeği kokusu almayanlarca yönetilen şehirde artık portakal bir değer olmaktan çıkmıştır. Torun, en az masrafla bahçeleri idare etmeye çalışırken dolardaki o meşhur ayarlama gelir… Tarım ilacı ve gübrenin fiyatı yüzde yüz artar!

Sonrasında ne mi olur? Bahçenin ürününü bir yıl önce alan tüccar bu kez aynı ücretin yarısını teklif etmekte, “işine gelirse” demektedir.

Portakalın makus talihi ülkeninki gibidir. Hem Ejder Meyveleri ile hem de ejderha gibi televizyonlara çıkıp portakalı “memnu meyve” ilan eden fetvacılarla uğraşan portakal üreticisinin mücadele verecek gücü kalmamıştır. Bırakın tanzim yani düzenlenmeyi beklemeyi, teröristle eş tutulmamakla bile kendini şanslı saymaktadır!

Tümü Feyzi Açıkalın - Son yazıları

Peri Bacaları’ndakini yıkarak sorun çözüldü mü? 15 Şubat 2019 Cum
Tanzim olamayan portakalın öyküsü 13 Şubat 2019 Çar
Yan odadaki yuvarlak masa 7 Şubat 2019 Per