Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Akıl(sız) seçimler!

13 Şubat 2019 Çarşamba

RTE yetkin biçimde hakikati eğip bükmeye devam ediyor. Karşısında soru soracak basın mensubu kalmadığı için, kürsüden esip gürledikten sonra ekranlarda da ballandıra ballandıra anlatıyor aklına geleni! Meğer İstanbul’un dikey biçimde betonlaşmasına karşıymış, öğrendiğimiz iyi oldu. Artık mahpushane diyeceğimiz güzel İstanbul’umuzda, her birimiz tutsak haldeyiz. Şehrin etrafı betondan binalarla çevrili, yukarıdan bakınca, demir parmaklık biçiminde olduğunu daha net görürsünüz yapıların. Bu AKP düzeninin net göstergesidir. Teslim olmuş, esir düşmüş insanlar şehri.
Ülkenin “beka” sorunu varmış, doğrudur. Açık söyleyelim; AKP’nin yarattığı salgın cehalet “beka” sorunudur. Muhalefete de sıçramış, bulaşıcı haldedir. AKP’li yılları anlamak için, Kartal’da çöken binaya bakmak yeter. Şu an Erzurum’da başkanlığa devam eden Mehmet Sekmen, Kartal’da bu binanın kaçak katlarını onaylamış. Çökünce, ölenler şehit(!) oluyor! Tarif herkesi avutuyor, muhafazakâr ikiyüzlülüğün en somut hali! Ölenleri bilmem ama kalanlar reisten razı! İnsanlar “imar barışı” adlı talandan payına düşeni almakla meşgul!
İşin özü şudur; ahali “çalmak” konusunda rahatsız değildir, yurttaş “neden o çalıyor da, ben çalamıyorum” kaygısındadır. Bu neo-liberal siyasetin düsturudur. Avanta kültürü her zaman sağ siyaset eliyle pazarlanır. Reis çay paketiyle, seyyar satıcı gibi pazara çıktı, bugünün ruhunu en güzel özetleyen görüntüydü. Batmıştır gemi, malları talan edilmiş, elde avuçta bir şey kalmamıştır. Tanzim satış meselesi apayrı yazı konusu gerçi: Düşkün halka, sadaka dağıtmak için farklı yollar bulan AKP, şimdi yeni aldatmaca ile göz boyuyor. Lakin ortaya çıkan hazin tablodan ürkmüş oldukları belli. Seçim öncesi kuyruklara tahammül edeceklerini sanmam.
Bitirimlikle buraya dek gelinebilirdi. Kimileri, “Adamlar hâlâ iktidar, bu seçimi de kazanacak” diyor ısrarla. Yoksulluğun bunca azdığı dönem toplumsal olarak güçtür, sonuçları kestirilemez. İktisadi olan aşılır, bu kez etik, düşünsel yoksulluk hayli derin, bunun altından kalkmak pek kolay değil. Saray düzeni çürümenin üstünü yaldızla kaplasa bile, artık kurumlar çalışmıyor. Kavramların içi boşaldı, değerler hasar gördü, hukuk işlemez halde ve üstüne üstlük azgın piyasa iktisadı asla beklemez, ezer geçer. RTE bunu ne oranda görüyor bilemem, ancak “benden sonrası tufan” anlayışı çok tehlikelidir. Aynı gemide olmayı tercih etmedik gerçi, lakin eğer memlekette yan yana yaşıyorsak, İslamcıların bıraktığı enkazı kaldırmanın ne kadar zor olacağını bilmeliyiz.
Gönül belediyeciliği dedikleri işte budur. Kafanıza binanız yıkılır, “kader” dersiniz, sonra size “şehit” derler avunursunuz, şehrinizde nefes alacak alan kalmaz, ama elinizde bayrak, kutsal kitapla belediye tanzim kuyruğunda mutlu mesut beklersiniz. Ha bir de üstüne soğuk su yerine sıcak çay seçeneğiniz var elbette!

Dermancılar!
Seçim zamanı orta zekâ için hazırlanan kampanyalara maruz kalıyoruz. “Ekmek için Ekmeleddin” türü dâhiyane buluşlar, en az Ekmel Bey’in adaylığı kadar utandırıcıydı. Şimdi Ankara’yı “Yavaş Yavaş” türü abuk söylemle pazarlıyorlar, yahu memleket çöktü, bitti, hâlâ neyin yavaşlığı bu? Adayın yanlışlığı ayrı dert, yavaşlığı ayrı! Konuyu “Martın sonu bahar” söylemine getireceğim. Benim gibi kış dostları için incitici biraz, neyse, esas sorun küresel ısınmayla birlikte artık ne zaman yaz, ne zaman kış, ne zaman bahar bilmek kolay değil! Geçen gün İmamoğlu: “Milletin gönlünü kıracaksak seçimi almayalım” dedi. Yüreğime su serpildi, meğer bunca yıllık İstanbul hezimetinin nedeni bu milletperverlikmiş! Laf aramızda Ekrem Bey’in seçimi kazanmak istemediğini düşünüyorum, pek haksız sayılmaz, cenazeyi imamların kaldırmasını istemek hakkı!
CHP “Derman Belediyeciliği” yapacakmış! Bu kaderci, arabesk, içeriksiz, sağcı dille nereye varacaklar anlamış değilim. Yazık reklamcılara verilen paralara, eli kalem tutan iki tane zeki öğrenci bulsanız, bundan çok daha yaratıcı, etkileyici metinler ortaya çıkardı kuşkusuz. Sahi açıklasa ya CHP hangi ajansa ne kadar para ödüyor, şeffaflığa buradan başlasak! Biliyorsunuz CHP’lilerin; Cumhuriyet, laiklik, Mustafa Kemal, devrim, sosyalizm demesi suç!
Diyeceğim; ne gönül, ne derman belediyeciliği istiyoruz biz! Akıl belediyeciliği istiyoruz akıl! Hani şu kaçırmamak için hayli zorlandığımız akıl var ya, işte ondan söz ediyorum!

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Mehmet Sekmen