Barış Doster

Soçi Zirvesi ve ABD’nin karşı hamleleri

16 Şubat 2019 Cumartesi

Suriye sorununa çözüm bulmak amacıyla, Rusya’nın inisiyatifi, Türkiye ve İran’ın katılımı, cephe gerisinde Çin’in desteğiyle ilerleyen Astana süreci, Soçi zirveleriyle devam ediyor. Soçi’de önceki gün düzenlenen üçlü zirvede, Türkiye’nin Rusya ve İran’la arasındaki görüş ayrılıkları dikkat çekti. İran’a yönelik yeni bir terör dalgası başlatan ABD ise müttefiklerini daha fazla cepheye sürmeye çalışıyor.
Soçi’de Rusya, Türkiye ve İran’ın buluştuğu hafta, 3 önemli gelişme daha yaşandı. Birincisi; İran’da İslam Devrimi’nin 40. yıldönümünün kutlandığı günlerde, Sistan-Belucistan eyaletinin Zahidan şehrinde, Devrim Muhafızları’na yönelik saldırıda 27 kişi yaşamını yitirdi. İkincisi; Hindistan ve Pakistan arasındaki en önemli sorunlardan birini oluşturan Keşmir’de, Pulwama kentinde, Hindistan güvenlik güçlerine yönelik saldırıda 40 kişi öldü. Üçüncüsü; Polonya’nın başkenti Varşova’da toplanan ve İran’ı hedef alan “Ortadoğu’da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Desteklemek” başlıklı konferansta ABD temsilcileri, “İran’la yüzleşmeden barış ve güvenlik sağlanamaz” dediler. Avrupalı müttefiklerini İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmeye davet ettiler. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri dahil 60 ülkenin katıldığı konferansta İsrail Başbakanı, İsrail’i tanımayan Arap ülkelerinin temsilcileriyle görüştü. İran’a karşı işbirliği önerdi.

Çözümün anahtarı Türkiye’de
ABD’nin Avrasya’ya yönelik saldırganlığı, bölge ülkelerinin birlikte davranmasını engelleme çabası yeni değil. Astana sürecini baltalamak istiyor. Türk-Çin ilişkilerini bozmaya çalışıyor. Rusya’yla gerilimi tırmandırıyor. İran’a, İsrail ve Suudi Arabistan eliyle yükleniyor. Ayrıca, Pakistan ve Afganistan gibi sınır komşuları üzerinden terör eylemleriyle sıkıştırmaya çalışıyor. (Böyle bir adım atabileceğini daha önce bu sütunda yazmıştık. “ABD heyeti niçin geldi?”, 09.01.2019).

Bu noktada Türkiye’nin tavrı öne çıkıyor. Rusya ve İran’la, güvenli bölge, İdlib’in tümüyle silahsızlandırılmasının sağlanamaması, cihatçı grupların hepsinin tamamen silah bırakmaması, onlara yönelik bir Rusya-Suriye ortak harekâtı, Türkiye’nin Münbiç ve Fırat Nehri’nin doğusuna yapmayı düşündüğü askeri müdahale gibi konularda tam bir uzlaşma olmaması, çözümü geciktiriyor. Ayrıca Moskova ve Tahran; Ankara’nın bir an önce Şam ile temas kurmasını istiyorlar. Bu amaçla arabuluculuk öneriyorlar. Rusya ve İran’la birlikte, Suriye’nin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği ve siyasal birliğinin garantörü olan Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesinin, yeni bir sığınmacı akınının önlenmesinin yolunun, Suriye’yle görüşmesinden geçtiğini vurguluyorlar.
ABD’de başkanın, güvenlik bürokrasisi ve kongre ile arasında Suriye’den asker çekilmesi konusundaki görüş ayrılığı sürerken, Arap dünyasının önemli ülkesi Mısır ile Suriye arasında temaslar sıklaşıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Şam’daki büyükelçiliğini 7 yıl aradan sonra yeniden açtı. Sudan Cumhurbaşkanı El Beşir ve Moritanya Cumhurbaşkanı Abdülaziz Şam’ı ziyaret etti. Tunus, Irak ve Lübnan’dan sonra, Suriye’nin Arap Birliği’ne yeniden kabul edilmesini isteyen üçüncü ülke oldu. Yani, zaman ve koşullar, Şam yönetiminin ve Astana sürecinin bileşenlerinin lehine işliyor.
Kıssadan Hisse: Bölge ülkelerinin ulusal birliği ve toprak bütünlüğü, Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü güçlendirir. Gücünü, etkinliğini, nüfuzunu pekiştirir.