Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

İslamın ‘Abese’si...

28 Eylül 2008 Pazar

Bizim gazetenin okurları arasında Rusların büyük şairi Puşkinden bir şeyler okumamış, hiç değilse adını duymamış olan yoktur.

En tanınmış şiirlerinden biri de Kurana Öykünmelerdizisidir.

1824 tarihinde (demek ki şair 25 yaşındayken) yazılmış toplam sekiz şiirlik dizi, Kuran sure ve ayetlerinden, özellikle dilinden esinlenmiştir.

Bunun büyük bir başarıyla yapılmış olduğundan kuşku yok.

Dostoyevski Puşkin Üzerinde Söylevinde, büyük şairin başka halkların kültürlerini özümseyip yansıtmadaki başarısının altını haklı olarak çizer.

Onun bu özelliğini Rus halkının bir erdemi olarak görür. Bu anlamda da Puşkini, Rus halkının gerçek ve büyük şairi olarak selamlar.

Puşkinden şiir çevirilerimi henüz okumamış olanlar, istiyorlarsa,Kurana Öykünmelerde içlerinde olmak üzere, Seviyordum Siziadlı seçkide bu şiirleri bulabilirler.

Konu buradan açılmışkenKurana Öykünmelerbaşlığı altında toplanan şiirleri Türkçeleştirdiğimde karşılaştığım ilginç bir olgudan da söz etmeliyim:

Bu şiirlerden kimileri Türkçeye aktarıldığında Fazıl Hüsnü Dağlarcanın Çocuk ve Allahtaki şiir dilini anımsatıyordu...

O zaman Dağlarcanın da, belki farkında da olmaksızın, bu şiirlerinde Kuran dilinden etkilenmiş olabileceğini düşündüm...

***

Çeviri sırasında üçüncü şiir beni özellikle zorlamıştı

Bu çeviriyi şu anda da tam anlamıyla başarılı bulamıyorum. Söz diziminde anlamakta güçlük çektiğim bir şey vardı.

Şiire kaynaklık eden sureyi araştırıp bulduğumda, sorun tam olarak değilse de büyük ölçüde çözülmüştü.

İlk iki dizede peygamberin eylemi anlatılırken birden Tanrı devreye giriyor ve peygamberine hitap ediyordu.

Böylece de, eylemi anlatılan kişi (peygamber), başkaca bir açıklama yapılmaksızın, kendisine Tanrı tarafından hitap edilen kişiye dönüşüyordu.

Anlamıştım. Fakat bunu -Puşkinin anlatımına da sadık kalarak- Türkçeye çevirmek yine de kolay olmadı.

Söz konusu üçüncü şiirin beni zorlayan ilk dört dizesi şöyledir, ya da ben böyle anlayıp yorumladım:

Peygamber bozulup yüzünü ekşitti

Körün yaklaştığını işitince:

Koşup geliyor, sakın şaşırıp

Günah işlemeye cüret etme

Bu dörtlükle başlayan söz konusu şiire kaynaklık eden sureAbeseadını taşıyor. 42 ayetten oluşan surenin adı, Arapçasındaki ilk sözcük olan yüzünü ekşittiya da buruşturdudan gelmekte imiş...

***

Açıklama ise şöyle: İslam peygamberi Medinenin ileri gelenleriyle birlikteyken Abdullah b. Ümmi Mektum adındaki körün koşarak içeri girdiğini işitince yüzünü buruşturup öteye çeviriyor. Bunun üzerine Tanrının büyük azarıyla karşılaşıyor.Şaşırıp da günah işlemeye cüret etmesözleriyle başlayan bu azarlama, surenin (ve Puşkin şiirinin) devamında da sürüyor... Tanrı’nın Muhammede kutsal kitabın ona (şu anda konuşmakta olduğu)kibir sahipleri için değil, gerçekten gereksinimi olanlar için gönderildiğini anımsatıyor.. Ve Kuranın öğütlerinden yararlanacak olan kişilerden birinin de belki, gözleri görmeyen bu adam olduğunu söylüyor..

Abese suresinden esinlenerek yazılmış üçüncü şiir Kurana Öykünmelerin en güçlü şiirlerindendir.

Gücü, betimlenen tablonun gerçekliğinden ve peygamberin Tanrı (bana göre kendi iç sesi, vicdanı) tarafından azarlanışının şiddetinden geliyor...

Ve kuşkusuz Puşkinin ustalığından...

***

Abese sözcüğü ilginç bir rastlantıyla Abeceyi çağrıştırıyor...

İsterseniz Alfabediye de okuyabilirsiniz...

İslamın kutsal kitabının bu suresi, gerçekten de, bu dinin Abecesi sayılabilecek değerde...

Kibirli olmamak ve sıradan insana, halk insanına saygı...

Günümüzde Kuranın söylemlerini dillerinden düşürmez görünenlerin, aslında onun en temel bir öğüdünden ne kadar uzak oldukları gün gibi ortada değil mi?

İslam peygamberi günümüzde yaşayıp da üstelik İslamın arkasına gizlenerek ya da onu bir tehdit silahı gibi kullanarak çalıp çırpan, insanların gözlerinin içine baka baka yalan söyleyen, ağızlarından her an kabalık, çirkinlik ve tehdit sözleri saçılan, halk insanlarına hakaret ve sövgüler yağdıran bugünkü güruhu görse, onları herhalde ümmetinden bile saymazdı.

[email protected] - Faks: (0212) 343 72 64

Tümü Ataol Behramoğlu - Son yazıları

Millet ve güruh 24 Nisan 2019 Çar
Vıcık vıcık 17 Nisan 2019 Çar
Seçim sonrasından satırbaşları 10 Nisan 2019 Çar