Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Kriz - Yolsuzluk Kıskacında

28 Eylül 2008 Pazar

En yandaş yorumcular, Başbakan Erdoğan başta AKP iktidar kadrolarının cepheleşmeyi, gerilimi artıran, medya, demokrasiyi hedef alan çıkışlarından, Milli Görüş çizgisine çark edişlerinden tedirgin, uyarı üstüne uyarı yapıyorlar. Kriz - yolsuzluk kıskacında siyaset yapmak zorunda kalınca, siyasal İslam, din sömürüsüne dönmekten başka çıkışları, kolaycı görünen yolları varmış gibi...

Başbakan Erdoğanın büyük dünya krizi sonrası, ekonomiye dönük tek ciddi açıklamasında, Türk ekonomisinin krizin vurmayacağı kadar sağlam olduğunusöylemesi bilmem çocukları kandırabilir mi? İş dünyasının sözcüleri Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak..gerçeğinin altını çizmekteler. Bankacılar Dış borç bulmak imkânsız hale geldidiyorlar. Piyasacılar yabancı sıcak paranın akışından pay gündemde olmayınca, kaldırılabilir olan dış borç, finansman açığının giderek daha büyük tehdit oluşturduğunun altını çizip duruyorlar...

Bayramda piyasalarımızın kapanmasını rahat bir nefes alma aracı olarak görme noktasına gelmiş piyasa yorumcuları, dün en çok dünya krizinin, zenginlerin ardından, başta Türkiye, gelişmekte olan ülkeleri vurması sürecinin paniğini yaşıyorlardı. ABD Hazine Bakanı Paulson dünya krizine yönelik en son açıklamasında, 700 milyar dolarlık kurtarma paketinde biraz daha gecikirlerse, bu projenin de bir işe yaramayacağı, krizin derinleşeceği gerçeğini saklamıyordu. AB siyasi liderleri, piyasa aktörleri ise krizde önlem almakta geciken ABDye yönelik zehir zemberek açıklama ve suçlamalarını sürdürürlerken, serbest piyasanın kendi kendini düzelteceği masalının bittiğininde altını çizip durdular. Kapitalizmin değil ama serbest piyasanın sonunun geldiğinin, efsane, idelojinin işinin bittiğinin, siyaseten önce söyleme yarışı içindeler.

Bizim için en güncel, en yaşamsal olanı da, şüphesiz dünya zenginlerinin, finans devlerinin üzerinden gündeme gelen büyük krizin geleceğine yönelik olasılıklar üzerinde durulurken, birleşilen çerçevenin; krizin artık en zenginler, piyasalar, finans krizi olmaktan çıkıp, üretime, gelişmekte olan ülkelere yayıldığı tezlerindeki buluşma. Başbakan Erdoğanın siyaseten söylediğinin, Bize bir şey olmaz ağabeyçerçevesinin gerçek olamayacağı yolunda nerede ise görüş birliği var...

***

İşte size çok ayrıntı gibi gelebilecek, küçücük, güncel bir haber; Türkiye Tofaş, bayramdan yararlanarak üç gün öncesi ve sonrası için tatil kararı alarak üretim düşürülmesine geçmiş. AB ana firmalarında ise üretimi durdurma kararı var. ABnin ekonomik odak, merkez ülkelerinin tümünden peş peşe ekonomik durgunluk, üretim düşmesi, tüketimde büyük inişler haberleri geliyor. Uzmanlar en çok AB, ABD ülkelerine ihracat yapma noktasındaki Türkiyenin, zaten çok küçülmüş ihracatında tıkanmadan çıkış için ufuk göremiyorlar. Yeninin en büyük pazarı Rusya ihracatında da bilinen tıkanma, sorunlar, onları da içine almış kriz gerçeği ortada. En taze ekonomik veriler, hem üretim kapasitesindeki, hem büyümedeki ürküten düşüşün belgeleri.

Zaten çalışma çağı nüfusunun 25 milyonu işgücüne katılamayan, gerçek işsiz sayısının 3 milyon 891 bin kişi olduğu ortaya çıkmış Türkiye, bu tabloda ne yapacak? AKP iktidarını, iflas ettirdiği sağlık sistemi içinde nerede ise nüfusun yarısına dağıtılmış yeşil kartlar, aşiret, tarikat sarmalında kamu kaynaklarının sınırsız kullanıldığı sadaka düzeni daha ne kadar besleyip kurtaracak?

Kirlilik, yolsuzluk üzerinden iktidarı vuran yolsuzluk skandallarının peş peşe gelmesinde, şüphesiz Deniz Feneri benzeri dış kaynaklı skandal yargılamaların patlak vermesinin itici gücü yadsınamaz. Ancak pastanın küçülmesinin, vurguna yetmemesinin çok daha etkili olacağından hiç kuşkunuz olmasın. Özelleştirme ihalelerine akan yabancı ortaklı, sıcak para kaynakları daralıp yön değiştirince, en son nükleer santral ihalesinde yaşandığı üzere, mektupların içinden beklenen yüksek teklifleryerine, buz gibi titreten, şok yaratan teşekkürnotları çıkar.

Vurgun düzeninden pay kapma, en aşağıdakiler için sadaka ölçeklerinde dağıtım, paylaşım kaynakları, olanakları daraldıkça.. sorunlar, yolsuzluk haberlerinde patlamalar domino taşlarının düşmesi gibi artarak gündeme geliverir... İşte tam da bu nedenle paylaşım kavgası büyüdükçe, düzenden pay almaya devam edenler, zenginleşenler ile pay alamayanlar arasında iç kavga başlar...

Çarpık kapitalist vurgun düzeninde siyasi iktidarlar için geçerli olan, süreç içinde hızlı kirlenme, en güçlüsü sayılan Özalizmi bile ancak iki seçim süreci yaşatabilen gerçekler, koalisyon partileri, iktidarlarını deviren gerçekler, AKP için doğal olarak daha hızlı ve daha yıkıcı olarak gündemde. Başbakan Erdoğan ve AKP kadrolarının Milli Görüşe sığınmaları, siyasal İslam kimliğine daha bir sıkı sarılmalarında, kurtuluş reçetelerini kendilerini daha da batağa sürükleyecek cepheleşme, gerginliği tırmandırmada aramalarında.. kolay iktidar, balayı günlerinin bitmesi, kriz-vurgun kıskacının payı büyük olmalı...

[email protected]