Olaylar Ve Görüşler

Yerel seçimde işçi oyları

27 Şubat 2019 Çarşamba

Beka devamlılık, eski durumda kalma demektir. Söylenenin aksine Türkiye’nin beka soru­nu yok ama çalışanların çok cid­di bir beka sorunu var. 3008 sa­yılı ilk İş yasasının çıktığı 1936 yılından bu yana çalışanlar hiç­bir dönemde bugün yaşadıkla­rı ateş çemberinin içinde kalma­mışlardı. Ülke yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik krizi yaşıyor. TUİK verilerine göre 2018 Ekim ayında dar tanımlı işsizlik 3 mil­yon 788 bine, geniş tanımlı iş­sizlik 6 milyon 351 bine yüksel­di. İş yerleri kapanıyor, sanayi ciddi boyutlarda daralıyor, yer­li ve yabancı sermaye yurtdışına taşınma telaşında, yeni yaban­cı sermaye yatırımı yok, genç iş­sizlik yüzde 23.6 dolayında, sen­dikalı işçi kıyımı artmakta ve sendikalı işçi sayısında ciddi dü­şüş yaşanmakta, kayıt dışı ça­lışmalar ve 4 milyonluk Suriye’li göçmen çalışanların iş güven­cesi için büyük tehlike oluştur­makta, İş Mahkemeleri ve İcra Dairelerinde dava dosyaları kori­dorlara taşmakta.
Bu ateş çemberinde hükümet hukuki dayanağı olmayan grev ertelemeleri ile işçinin son sığı­nağı grev hakkını da yok etmek­te bir sakınca görmemektedir.

Alman Barolar Birliği
18 Şubat’ta Türkiye Barolar Birliği (TBB) Alman Barolar Bir­liği (ABB) ile, bizim de katıldı­ğımız, bir toplantı yaparak Yar­gı Bağımsızlığında AB Standart­ları, Hukuk Devletinde Bağımsız Savunma ve Yabancı Yatırımlar ve Ekonomik Refah için Hukuk Devleti konularını masaya yatır­dı. ABB Başkanı yaptığı değer­lendirmede yargıç bağımsızlığı­nın önemine ve Almanya’da yar­gıcın kendisi istemedikten son­ra yerinin değiştirilemeyeceği­ne, Avukatların özgürce savun­ma yapabileceğine ve keyfî ola­rak gözaltına alınamayacağına, yabancı sermayenin bir ülke­ye ancak hukuk devletinin varlı­ğı halinde gelebileceğine ve bü­tün bunların ancak hukukun üs­tünlüğü ilkesinin yaşama geçi­rebilmesine bağlı olduğuna de­ğindi ve “Türkiye’nin durumunu not ediyoruz” dedi. Türkiye’de iş sözleşmesi ile çalışan 18 milyon işçi, 3 milyon memur var. SGK kapsamında 65 milyon çalışan, emekli ve bakmakla yüküm­lü oldukları aile bireyleri var. Yok edilmek istenen sosyal hu­kuk devletinin varlığı için doğru yolda kullanılacak bu oy gücü­nün demokrasi adına çok büyük önemi var.

İşsizlerin oyu
Siyasal olumsuzlukların çalı­şanlar üzerindeki etkileri emek­çileri yaşamsal bir gelecek kor­kusu ile baş başa bırakmakta­dır. İşçinin, memurun iş güven­cesi ailesinin geçim endişesi inanılmaz boyutlardadır. Bunun temel nedeni hukukun üstünlü­ğü yerine ülkede tek adam hu­kukunun varlığıdır. Sosyal hu­kuk devleti bir dar boğaza so­kulmuştur ve buradan çıkmak ancak çalışanların oy gücü ile mümkün olacaktır. İşçiler, me­murlar ve onların aile bireyle­ri, işsizler yerel seçimlerde ya­şanan tüm olumsuzlukların so­rumlusu iktidar partisine oy ver­meyerek demokrasi adına çok önemli bir uyarı yapmış olacak­lardır.

Sendikaların görevi
Din sosuna batırılmış siyasete kanıp oy vermeleri yaşadıkları sıkıntıların devamı olacaktır. Ya­pacakları uyarı kendilerinin ve toplumun kurtuluşunun ilk adı­mı olacaktır.
Ülkemiz sendikaları siyaset­ten korkar durumdadır. Üyeleri­ni kendilerini etkileyen olumsuz ekonomik ve sosyal konularda uyarmaktan ve iktidar partisi­ni eleştirmekten korkmaktadır­lar. Şu bilinmelidir ki kurulmak istenen İslami devlet anlayışın­da özgür sendikacılığa yer ol­mayacaktır ve hiçbir İslam Dev­letinde sendika yoktur. Sendi­ka yöneticileri açık ya da örtü­lü olarak üyelerinin ve işçilerin oy verme eğilimini etkilemek, yönlendirmek ve iktidar partisi­ne oy verdirmemek zorundadır. çünkü bu iktidar işçi oyları ile iman tazelerse bunun en büyük zararını gene emekçiler görme­ye devam edecektir. Verecekle­ri oyların işçi sınıfına işsizlik, ge­çim sıkıntısı, sendikasızlık, grev ertelemeleri ve gelecek korku­su olarak geri döneceğinden hiç kuşkuları olmasın.,

DR. ENGIN ÜNSAL



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları