Enver Aysever

31 Mart gecesi ne olacak?

27 Şubat 2019 Çarşamba

Sokağın havasına bakarsanız o ge­ce sandıktan AKP çıkmaması ge­rek. Taksiciler iyi nabız tutar, ge­çen gün ikisiyle görüştüm, krizin boyut­larını net söylediler. RTE tipi liderlerin muhalefet olma şansı yoktur, mutlak ik­tidara dayalı yapılar kazanmak zorunda­dır. AKP 7 Haziran seçimlerini kaybetti, kabullenmedi, hatta ana muhalefet lide­rine hükümet kurma görevini bile teslim etmedi RTE. Nihayetinde karanlık, kanlı günler ardından sandıktan AKP çıktı. Bu seçim neden farklı olsun?
Kimseyi sandıktan soğutmak niye­tinde değilim, ancak ülkedeki siyasal mahkûmiyet/seçeneksizlik ilginç ha­le geldi. Sağcılıkla sağcılık yarışıyor. Siz ne türden oy kullanırsanız kullanın, ikti­dara sağ geliyor. CHP içinde kimi yerler­de solcuların olması (Beyoğlu Alper Taş örneği gibi), seçime TKP’nin girmesi bu gerçeği değiştirmiyor. Siyasal krizin bir nedeni de budur.
CHP sözcülerinden biri “Klasik sağ sol ayrımı bitti. Demokratlar ve diğerleri ara­sında bu seçim” dedi. Tamamen yan­lış saptama. Ülkedeki gelir adaletsizli­ği son buldu mu? İşçi sınıfı örgütlü bi­çimde haklarına sahip mi? Emek sömü­rüsü azgın biçimde sürmeye devam et­miyor mu? Emperyalizm türlü kılıklarla halkın kaynaklarını emmiyor mu? Paralı sağlık/eğitim son buldu mu, herkese eşit ulaşıyor mu? Bu sorunlar ancak sol si­yasetle çözülür. Tüm bunlara azgın ge­ricilik, bayağı milliyetçilik ve otoriter re­jim eklendi. Salt liberal demokrasiyi he­deflerseniz dünyanın yönünü kavrama­mış olursunuz.

Yeni partiyi kim kuruyor?
Büyük kesimler RTE’nin keyfi uygu­lamalarından o kadar yıldılar, yoruldu­lar ki, yerine kim gelse eyvallah edecek haldeler. Bu son derece tehlikeli, yan­lıştır. Bunu gören Kılıçdaroğlu Cum­hurbaşkanlığı seçimlerinde “Gül” adı­nı gündeme getirdi. Bu ne anlama ge­liyor derseniz; Özal benzeri, geniş ta­banlı, dört eğilimli merkez sağdan başka şansımız yoktur, demektir. Yenilgi, tesli­miyet budur. Bu söylem 12 Eylül ideolo­jisidir, neo-liberal sefaletin tarifidir. AKP tam da bu tezlerle bugüne gelmiş, ülke­yi yoksul, cahil hale getirmiştir. Şimdi si­yasal İslamcıların okumuş(!) kanadı yeni bir parti kuruyor.
Yenibirparti.org sitesinden aynen alı­yorum: “Kendisini merkez sağda ko­numlandıran ve dört eğilimi bir ara­ya getirecek olan partimizin kuruluş ça­lışmaları. Kurucu kadromuz ve partimi­zin ismi politika ve vaatlerimizin kadro­muzun gölgesinde kalmaması için stra­tejik bir tercih olarak uygun göreceğimiz tarihe kadar açıklanmayacaktır.” İçinde Babacan olacak, arkadan Davutoğlu, Gül ittirecek, üç beş liberal, solun dev­şirmesi de eklendi mi al sana dört eği­limli parti! Yeni ANAP demektir bu. Ne­den ihtiyaç doğdu? Çünkü RTE siyasal İslamcı özünü artık gizlemiyor. Küre­sel oyuncular, sermaye (her türlüsü) bu­na daha fazla dayanmak istemez. Me­ral Akşener olmadı, tek başına Kılıçda­roğlu çözüm değil, merkezde güçlü ya­pı için bu oluşum şart! İddia bu. Lakin RTE bunca eli güçlü, iktidarda kalmaya mecburken, üstelik Gül ve arkadaşları bunca ödlekken kimse (liberaller) boşa hayal kurmasın!

Seçimi kim kazanır?
RTE kazansa da, önünde öylesine bü­yük kriz varken, tek başına, hamaset ve sertlikle ülkeyi yönetmek eskisi ka­dar kolay olmayacak. Halı altına süpürü­len tüm sorunlar açığa çıkacak. Devle­tin beslediği milyonlara kaynak bulmak kolay değil. Açgözlü şirketlere verilecek mama tükendi. Temsil sorunu iyice be­lirginleşecek. Bu tek adamların sinirlerini yıpratır, baskıyı artırmalarına neden olur. O süreç kartopu gibi büyür. Küresel so­runlar ağır hissedilir, komşularla geri­lim artar. Sürekli düşman üreterek ayak­ta kalan AKP, bu krizle sahici “beka” so­runu doğacağını gördü mü, emin deği­lim açıkçası.
Rejim değişti, “sağın yerine sağ” söy­lemi için zemin daha da uygun artık. Te­melsiz, tabansız koalisyonlar, tuhaf iliş­kiler kuruluyor. MHP’nin ilk sallantıda gemiyi terk edeceği kesin. İYİ Parti di­ye bir yapı var mı, meçhul. Kürt siyaseti zindanda, güçsüz... CHP parti içi hesap­laşmayı ertelemiş durumda, kılıçlar kes­kin ve RTE tarihin en güç dönemecinde. Sandık sonuç almak için yetmeyecek bu kez. Öylesine büyük kriz kapıda ki, bu­radan ancak güçlü sol seçenekle çıkılır. Bugünün dünyası Türkiye gibi bir ülke­de buna izin verir mi? Sosyalistlerin gö­revi buna hazırlıklı olmaktır, sosyalist se­çeneği düş sayanlara anımsatırım, yaşa­mın olağan akışına dikkat etsinler!
Önemli not Salih Tuna ile ilgili:
Pazar günü Salih Tuna ile ilgili yaz­dım. Orada “Halk TV’ye davet ettim ya­nıt bekliyorum” diye yazdım. Tuna bu­nun kasıtlı olduğunu, eğer gelmezse “kaçmış” sayılacağı algısı yaratmak için cümle kurduğumu söyledi. Haklı olabilir. Doğrusu ben Salih Tuna’yı Halk TV’ye aramızda fikir tartışması olmadan ön­ce, ilk günden beri davet ettim. Fark­lı görüşlerin ekranda tartışması gelene­ğini önemserim. Geçmişte Tuna ile bunu yaptık, yine yaparız.


Yazarın Son Yazıları

Mehdi’yi beklerken 2 Ocak 2020
Boyun eğme yeter! 30 Aralık 2019
İkinci Suriye vakası 19 Aralık 2019
Gerçekler mi, ütopya mı? 12 Aralık 2019
AKP gemisi su alırken! 9 Aralık 2019
Sen, ben, o… Ama kim? 2 Aralık 2019