Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Çiğdem Toker

Bir Çekim Merkezi Olarak ‘Çankaya’

25 Kasım 2013 Pazartesi

“Çankaya” sözcüğünün ortak bellekteki ilk çağrışımı, öteden beri “Cumhurbaşkanlığı makamı” olageldi.
Bu doğal; Türkiye’de sancısız bir cumhurbaşkanı seçimi yaşanmadı çünkü.
İçinde bulunduğumuz dönemde ise
-Köşk seçimlerine dokuz ay kala- ilk kez uygulanacak bir “usul”e eşlik eden hukuki, siyasi ve psikolojik dinamiklerin belirsizliği, konuyu sıcak tutuyor. Bununla birlikte, yerel seçimlere dört ay kalmış olması, Çankaya’nın öncelikle “belediye” bağlamında değerlendirilmesini hak ediyor.
Bugün, Mart 2014’teki yerel seçimler için, CHP’den Çankaya Belediye Başkanlığı’na talip aday adayı sayısı 30’a ulaştı.
Bir önceki yerel seçimlerde aday adayı sayısı 13’tü. Tek başına bu veri bile Çankaya Belediyesi’nin ciddi bir çekim merkezi olduğunu kanıtlıyor.
“Söz konusu olan muhalefet partisiyken Çankaya neden çekim merkezi?” sorusuna bir kısmı bilinen, bir kısmı tahmin edilebilecek gerekçeler sıralamak mümkün:
Çankaya’nın “özgül ağırlığı”, yöneticilerin ifadesiyle “parti içi demokrasinin artması”, Gezi sürecinin özgün içeriği, mevcut yönetiminin hizmetlerin eksik görülüp, daha ileriye taşınabileceği inancı, siyasi hedeflerin kendi doğası, düşük şansa rağmen “aday adayı” olarak anılmanın önemi ve en arzu edilmeyen seçenek olarak da “kaynak” yönetimine “kişisel” ilgi duyulması...
Bir de az bilinen “mali tablo” konusu var.
Belediyelerin hizmet kapasitesindeki ana faktörlerden biri olan finansman yapısı, “temiz yönetim” adına bütün belediye başkan aday adaylarını aslında en çok ilgilendirmesi gereken konu.

320 milyon borç yapılandırıldı
950 bin kalıcı nüfusuna rağmen, “gündüz nüfusu”, 2.5 milyon kişiye ulaşan bir ilçeden söz ediyoruz.
●Kamu kurumları ve AVM’lerin yoğunlaştığı Çankaya’da işyeri sayısı 87 bin. En kalabalık ilçelerden biri Keçiören’deki ise 6 bin civarında.
Bu tablonun en zorlayıcı sonucu; her gün çalışmak için Keçiören, Mamak, Sincan ve diğer ilçelerden gelen 1.5 milyon kişinin çöpünün, Çankaya Belediyesi’nce toplanması. Üstelik bu “ekstra” hizmeti karşılığında, ne “çöp vergisi”, ne de merkezi yönetimden herhangi bir katkı geliyor. Diğer yandan norm kadro kuralı gereği, Çankaya Belediyesi, zabıta hizmetini Keçiören Belediyesi ile aynı zabıta memuru sayısıyla veriyor.
Bu dezavantaja karşın, Çankaya Belediyesi’nin son dönemdeki mali yapısının, önceki dönemlerle kıyaslanmayacak kadar iyileştiğini görünür kılmak gerekiyor.
● 2009’da belediyeyi yine CHP’li bir yönetimden devralan bugünkü yönetim, 8 aydır ödenmeyen maaş yükü, toplamda da 320 milyon TL düzeyinde borç buldu.
Önemli bir kısmı SGK ve vergi yükümlülüğünden oluşan borcun bir kısmı ödenirken, kalanı aylık 4-5 milyon TL’ye karşılık gelecek biçimde yapılandırıldı.
● Çankaya Belediyesi’nin 30 yıldır ilk kez kendi binası oldu. Kızılay’daki eski “SSK binası”, İller Bankası kredisi kullanılarak 49.6 milyon TL’ye satın alındı. Çağdaş mimariye uygun tadilattan geçirildi.
(Bu satın alma öncesi, TED Kolej binasında kiracı olan Çankaya Belediyesi çıktığında 400 bin TL kira ödüyordu.)
l Belediye şirketleri yeniden yapılandırıldı. İstihdam düzenlemesiyle temizlik hizmeti, dışarıdan taşeron hizmet almak yerine, sendikalı ve toplu sözleşmeli işçilerce verilmeye başlandı.
●526 milyon TL olan 2013 bütçesi, Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden geçmediği için, yargı kararıyla yürürlüğe sokulabildi.
●2 Temmuz, Berfo Ana, Medeni Yıldırım gibi toplumsal acıları simgeleştiren parkların hakkını da teslim etmek gerekiyor. Yanı sıra, 90 dönümlük alanına karşın, içinde AVM ve rant alanı barındırmayan Çansera’yı.
Kısaca; yerel seçimlerde Çankaya Belediye Başkanlığı’na oturacak başkan, tartışmaya açılabilecek eksiklerine rağmen, mali yapısını düzeltmiş, “istihdam deposu” ve “nepotizm” tuzağına düşmemiş, “yolsuzluk” iddialarına konu olmamış bir belediye bulacak.

Tümü Çiğdem Toker - Son yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018 Paz
O fayansın talimatı kimden? 7 Eylül 2018 Cum
Ulaşıma ulaşım ihalesi 5 Eylül 2018 Çar