Olaylar Ve Görüşler

Türk aydınlanmasının ikinci kuşak yolbaşçısı

15 Mart 2019 Cuma

Ceyhun Atuf Kansu, tam bağımsızlıkçıdır. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin vazgeçmez savaşçısıdır. O Kemalist’tir...

Bir Öğretmenler Günü’nde, kravatı Maraş tarhanası kokan öğretmenimiz şu şiiri okumaya başlamıştı:
“Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
(...)
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin...ve sonra öleceğim.”
O kadar içimize işlemişti ki bu dizeler, çocuk aklı tabii, bu şiiri duyan duygusal arkadaşlarımız birer birer dökülmeye başlamışlardı: “Öğretmenim, ölüyor musunuz?”
Ceyhun Atuf Kansu, ilmek ilmek işliyordu o düşüncelerini şiirine. Tıpkı o olağanüstü günleri işlediği gibi... Sakarya Meydan Savaşı’nı ondan daha destansı anlatan var mıdır Anadolu köylüsünün ağzından? Lumumba’da gözünü kan bürümüş emperyalist dünyanın soğukkanlı seri katil ruhunu sorgulatarak tanımlar. Buz keser okuyan. Yanık Hava’da türküyü güzeller, Arılar’da baharı hasretler...
Onu şiirsel yönden ele almak pek haddime düşmez. Nitekim birkaç gün önce Ataol Behramoğlu şöyle söyledi onun için: “Benim için Ceyhun Atuf Kansu şiiri, a harfinden başlarcasına, yaşamı (şiiri, doğayı, insanı, sevgiyi) yeniden öğrenmenin, arada bir dönüp kendimizi onunla arındırmanın elkitabıdır...” “Bağımsızlık Gülü” çok yakışmıştır onun maneviyatına. Gül kadar narindir dizeleri, bağımsızlık kadar da keskin. P
eki yalnızca şiir mi, yalnızca şair mi? Onu yalnızca şiirleriyle mi değerlendirmeli?
Ceyhun Atuf Kansu, tam bağımsızlıkçıdır. Bağımsızlığın, tam bağımsızlığın gece gündüz uyumayan bekçisidir. Ne ki bağımsızlık onun sözlüğünde şöyledir: “Ya bagˆımsızlık ya o¨lu¨m! Hayat bagˆımlı olunca, bir yerde o¨lu¨m en gu¨zel bagˆımsızlıktır: Hic¸ olmazsa orada ne so¨mu¨ru¨lme, ne hor go¨ru¨lme, ne us¸aklık, ne tutsaklık, ne boyun egˆme, ne ezilme vardır ama bagˆımlılıgˆı o¨lu¨me degˆ is¸meden yapacagˆım ilk s¸ey, bagˆımsızlık ic¸in yas¸amak, bagˆımsızlık ic¸in bas¸kaldırmaktır. Bagˆımlılıgˆın en ufak c¸izgisi belirdi mi, bas¸kaldırmak!”
O, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin vazgeçmez savaşçısıdır. Laikliği şöyle anlatır: “Laikligˆi s¸o¨ yle anlatayım, dedi, so¨ze bas¸ladı. Senin so¨yledigˆin tarikatc¸ılar, s¸eyhler ne diyorlar? ‘Bizim dediklerimize inanmazsanız, bizim yolumuzdan gitmezseniz, s¸o¨ yle olursunuz, bo¨yle olursunuz, yanarsınız, yok olursunuz.’ diyorlar, degˆil mi? Cumhuriyet de diyor ki, kim ki onlar? Tanrı’nın koruyuculugˆu, Mu¨slu¨manlıgˆın yol ac¸ıcılıgˆı onlara mı du¨s¸ mu¨s¸ ? Onlara mı kalmıs¸? Nerden almıs¸lar bu yetkiyi, bu gu¨cu¨? Cumhuriyet, siz, diyor yurttas¸lara, onun bunun dedikleriyle degˆil, go¨nlu¨nu¨zle inanacaksınız Tanrı’ya, go¨nlu¨nu¨zle yol alacaksınız Mu¨slu¨manlıgˆa.(...) İnancının kaynak suyunu insan s¸eyhten, dervis¸ten degˆil, go¨nlu¨ndeki Tanrı c¸es¸mesinden alır.”
O, Kemalisttir. Türk aydınlanmasının ikinci kuşak yolbaşçısıdır. Ağır ağır nakşeder fikirlerini. Yazmak yetmez, tane tane anlatır. Kemalist ulusçuluk anlayışını, küresel sömürgecilerin gözlerini ulus devletlere yönelttiği ve deyim yerindeyse iyice azıttığı şu dönemlerde “aydın” geçinenlerden duyamayacağımız şu sözlerle çok net bir şekilde, o zamandan önümüze koymuştur: “Türk ulusunun hayat kaynaklarını sömüren “Osmanlı orta çağı derebeyleri” ve çağdaş “yeni sömürücüler” olabilirler. Türk ulusçusu, ümmet temelinde Osmanlılığı yıkıp, sömürge temelinde iç ve dış sömürücülüğü yıkıp, Türk halkının çileli, taze kanını ulusa temel yapan devrimin yanındadır. (...) Biz devrimciler, biz Kurtuluş Savaşı’nın artçıları, biz Kemalizme and içmişler, bu çeşit bir ulusçuluk anlayışı dışında, gelenekçiliğe, tutuculuğa yönelmiş bir ulusçuluğun halkı aldatmaktan, halkı sömürmekten ve halkı uyutmaktan başka bir şeye yaramayacağına inanıyoruz.”
O, ulusun bağrına kara hançerin saplandığı yıllarda doğdu. Doğduğu topraklar için hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadı ve hep ulusun bağımsızlığı için kalem oynattı. Doğumunun 100. yılında haleti ruhiyemizin farklı olduğu söylenemez fakat bayrağını devralan bizler de, tıpkı onlar gibi Türk ulusunun refahı için elimizden geleni ardımıza koymadan yazmaya devam edeceğiz.

Mehmet Aman / Yazar


Yazarın Son Yazıları

Aydınlara düşen görev 18 Şubat 2020
Ankara’nın gazına bak 17 Şubat 2020