Köşe Yazısı

A+ A-
Arif Kızılyalın

Ulusal birliktelik için ilk adım

22 Mart 2019 Cuma

Ulusal Futbol Takımımız, bugün 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri’ndeki ilk maçına çıkıyor. İçimiz ilk kez kıpır kıpır. Lucescu ile yaşanan erozyonun ardından Şenol Güneş ile yeni, üstelik kırmızı ve beyazdan oluşan bir defteri açmak üzereyiz.
Eğer bir aksilik yaşanmazsa, yeniden, “Bizim takım” diyeceğimiz bir Ulusal Takım vücuda gelecek.
Birbirini seven, umut veren, seyirciyi tribüne çeken, daha önemlisi her galibiyet sonrası milyonları Türk bayrağı ile sokağa döken bir takım istiyoruz.
Şenol Güneş’in, biz spor medyasını tek tek arayarak davet ettiği Riva’daki basın toplantısını izlerken bir ara gözüm 2002 Dünya Kupası’ndaki maç görüntülerine takıldı.
Kore karşısında alınan galibiyetle gelen Dünya üçüncülüğü sonrası Van’ın Başkalesi’nden İzmir’in Alsancak’ına, Urfa’nın Siverek’inden, Trabzon’un Maraş Meydanı’na kadar uzayan sevgi selini anımsadım.
Üstelik terörün tavan yaptığı günlerdi. Ama insanlar Şenol Hoca ve öğrencilerinin peşinden sokaklardaydı, kimse de birbirini “Sen Kürtsün, o Laz, diğeri Çerkes, berideki Arap..” diye ötekileştirmeden, “Kırmızı- Beyaz, en büyük Türkiye sloganı” atıyordu omuz omuza..
İşte, yeni dönemde böyle bir rüzgâra ihtiyacımız var ve o rüzgârı sahada fırtınaya çevirecek Şenol Güneş’e, birbirinin prim diye gırtlağına çökmeyen futbolculara, hoca kovma sevdasına kapılıp federasyonu milyonlarca lira zarara uğratmayan TFF başkanlarına, hepsine ihtiyacımız var, “ulusal birliktelik” adına.
Ne diyelim, hayırlı olsun, yolun açık olsun Şenol Hocam, haydi benim güzel Türkiyem..

***

Geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanı bir TV kanalına çıktı. Gençlerle sohbet etti, katılımcılar doğal olarak futbolu sordu, Sayın Erdoğan dayanamayıp, “Ben kurdum, rahatım, şampiyon oluyorlar” türünde birkaç cümle söyledi Başakşehir FK için; üstelik, Süper Lig’de heyecan tavan yapmışken. Bu demeçten sonra kendimi bir FIFA hakeminin yerine koydum Başakşehir maçlarına çıkan. Sizce, çekinmeden “rahat” düdük çalabilir miyim o maçta? Ya da PFDK’de hukukçu üyeyim, Emre’nin dosyası önüme geldi, ceza verebilir miyim?
Sahi, federasyonumuz özerkti değil mi? Fazla yoruma gerek yok. Ama bu açıklama, 31 Mart’ta sandıkta karşılık bulur emin olun; ne Galatasaraylı unutur bu demeci oy atarken, ne Beşiktaşlı, ne Fenerbahçeli, ne de Trabzonlu. İstanbul seçimi eğer at yarışçılığı ifadesiyle kafa burun biterse, Ekrem İmamoğlu, Başakşehir FK’ye çok dua eder. Çünkü Saray’ın ‘proje takım’ merakı AKP’ye çok oy kaybettiriyor!

***

Ve Fatih Terim... TFF’den “kebapçı kagvası” bahanesi ile gönderildikten sonra haksız fesih davası açmış, mahkemeyi de kazanmıştı federasyona karşı. Şimdilik temyizde bekleyen dosyadan gelecek minimum 6, maksimum 13 milyon TL’lik tazminat ise o günlerde ülkede gündem olmuştu. Hatta, hatta konuyu “sistem gazeteleri” üzerinden takip eden popülist sanatçı, siyasetçi grubu Terim için “Para-Tor” ifadesi kullanmıştı.
Peki, o “Para-Tor” ne yaptı bu yüklü tazminatı? Kalktı, vergisini de üstlenip Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışladı. Gözünü kırpmadan, üstelik büyük bir gönül rahatlığı ile kimsesiz çocuklara verdi, hakkını! Umarım, sorumluluk gerektiren makamlarda bulunanlar artık, “Aldım elime kalemi, yazdım aklıma geleni” huylarından vazgeçerler...

Tümü Arif Kızılyalın - Son yazıları

TFF kurulları niçin seçil-e-miyor? 17 Haziran 2019 Pzt
Marş saygısızlığı, İzlanda krizi ve ilgisizlik 11 Haziran 2019 Sal
Onurlu başkaldırış 9 Haziran 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Fatih Terim, Şenol Güneş