Yerelde yeşermeli

25 Mart 2019 Pazartesi

Çok partili siyasal rejim Cumhuriyetin ulaşmak istediği en önemli hedeflerden biriydi. İki başarısız deneyden sonra girilen 1945 sonrasının çok partili yaşamı bu amacın gerekleştirilmesine yönelikti.
Çok partili siyaset, günümüzde yok edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Özellikle son bir haftasına girilen yerel seçim kampanyası sırasında yaşananlar bunu kanıtlıyor.

Çok partiden tek partiye!
İktidarı elinde tutan Başkan ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli, yerel seçimlere gidilirken tüm muhalefet partilerini, bunun da çok ötesinde, kendilerine eleştirel bir gözle bakan kişi, kurum ve kuruluşları tamamıyla susturmak için ellerinden geleni yapıyor.
İktidar mutlak egemeni olduğu büyük devlet gücünü, yüzde 90’dan fazlasını yandaş yaptığı basın-yayını ve devlet olanaklarıyla beslediği sermayeyi ve kişileri kullanarak, tüm muhalefet partilerini, üstelik hiçbir kanıt ve belgeye dayanmadan, PKK-HDP bağlamında terörist ya da işbirlikçi olmakla suçluyor. İlginçtir, iktidarın İstanbul adayı HDP oylarını istiyor, ancak iktidar, HDP’yi örnek göstererek seçimlerden sonra, CHP ve İYİ Parti’nin genel başkanlarının hesabının görüleceğini haykırmaktan kaçınmıyor. Ankara örneğinde olduğu gibi, muhalefetin adaylarıyla bire bir uğraşan iktidar ortakları, gerçekte kendilerinden başka siyasi partilerin yaşamasını istemiyor.
Erdoğan’ın mimarı benim dediği ve özellikle 2010 yılından bu yana tuğla tuğla inşa edilen siyasal yapının geldiği nokta, özetle budur! Bu nokta, hafta sonu yapılacak yerel seçimleri, yerel seçim olmaktan çıkarıyor.

İlk kareden…
Çocukların seksek oyununda yaptığı gibi, yerel seçimlerle, demokrasinin ilk karesinden başlamak gerekiyor. Bunun için de beş büyük kentte belediye başkanlıklarını muhalefetin adayları kazanmalıdır.
Abecesel gidelim; Adana’da Zeydan Karalar, Ankara’da Mansur Yavaş, Bursa’da Mustafa Bozbey, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ve İzmir’de Tunç Soyer’in büyükşehir belediye başkanı seçilmeleri, benzer görüşleri paylaşan diğer il ve ilçe belediye başkanlıklarıyla birlikte, çok açıktır ki topluma yeniden bir demokrasi nefesi aldıracaktır.
Bu beşlinin önemli bir ortak özelliği var: her biri belediye başkanı oldukları ilçelerde çok büyük demokratik belediye başarılarına imza atmışlardır.
Bundan sonra ne yapacaklarını da ülkenin ekonomi politiği belirliyor. Seçilecek büyükşehir belediye başkanları, açık ve etkin bir biçimde; katılımcı ve demokratik bir anlayışla olağan belediye hizmetlerini eksiksiz yerine getirirken kentlerinde üretim ve özgürleşmeyi buluşturmak zorundadır. Çünkü ülkenin nesnel koşulları bunu gerektiriyor.
Bu bağlamda, yeni iş bulma olanakları yaratmak ve özellikle de kadın istihdamına öncelik vermek; tarımsal üretimi artırmak; üretim ve tüketim kooperatifleri oluşturmak; çocuğun ve gencin yaratıcı yeteneklerini geliştirmelerinin temellerini oluşturmak; kültür ve sanata önem vermek büyük değer taşıyor.
Bunları tamamlamak üzere, temel insan hak ve özgürlükleri; düşünce ve ifade özgürlüğü; hukukun üstünlüğü; basın yayın özgürlüğü; kültürel ve sanatsal çalışmalar, öncelikli hedefler olarak, olabildiğince canlı tutulmalıdır.
Ülkenin büyük kentlerinde gerçekleştirilecek özgürlük, barış ve dayanışma uygulamaları, kaçınılmaz olarak ülkenin tümünü etkileyecek ve temel demokratik dönüşmeleri, bir daha kaybedilmemek üzere sağlayacaktır.
Son hafta boyunca yapılacak siyasal çalışmalar ve sandığa atılacak oylarla, demokrasinin yerelden yeşermesi gerçekleştirilmelidir.  


Yazarın Son Yazıları

Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019
‘Komünist’! 4 Mart 2019
Başkan- sermaye-emek 18 Şubat 2019
ODTÜ ile ‘uçurmak’! 11 Şubat 2019
İzmir zamanıdır! 4 Şubat 2019
‘Normalleşiyor’! 28 Ocak 2019
‘Parlamento’ 21 Ocak 2019
Bilgisizliğin gülmecesi 31 Aralık 2018