Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü

26 Kasım 2013 Salı

25 Kasım… Yani dün “kadına karşı şiddetle uluslararası mücadele” günüydü…
3. milenyuma girerken BM tarafından “kadına karşı şiddetin yok edilmesi amacıyla” “uluslararası gün” olarak belirlenen bu yıllık randevu, Türkiye’de -beklenebileceği gibi- vurdumduymazlık ve duyarsızlıkla karşılanıyor.
Ana akım medyanın birinci sayfalarında konuya yer veren tek gazete dün; “Vatan” oldu. Muhalefet gazeteleri arasında da yalnız “Cumhuriyet”, “Evrensel”, “Özgür Gündem” ve “Sol”; “25 Kasım”a dikkat çekti…
Bir kadın bayramı gibi kutlanan “8 Mart”tan farklı olarak, “kadına yönelik salt şiddetle mücadele” adına uluslararası düzeyde ön plana çıkartılan “25 Kasım”ın, günde ortalama 5 kadın cinayetinin işlendiği Türkiye’de oysa önemi çok büyük olmalı!
Spesifik bir soruna özellikle ışık tuttuğu için kadın hakları mücadelesinde “25 Kasım”ın yeri, 8 Mart’tan artık kat kat ileri.
Bu bağlamdaki en zihin açıcı değerlendirme dün “T24” sitesinde çıkan Hülya Gülbahar’ın yazısı (“Şiddet Rakamları Gerçekleri Yansıtmıyor”) oldu. Konuya onunla gireyim.
“KADER” başkanlığı da yapmış olan Hülya Gülbahar; Türkiye’yi dünya çapında en kadın düşmanı ülkeler arasında sıralayan cinsiyet uçurumu rakamlarının dahi rötuşlanmış ve “hormonlu” olduğuna dikkat çekiyor.
‘Öldürülen kadınları dirilten’ rakamlar!
3. milenyumda hız kazanan kadın hakları mücadelesini desteklemek için 2000’ler başından bu yana Dünya Ekonomik Forumu’nun (DEF) yayımladığı yıllık “cinsiyet uçurumu raporlarında”, Türkiye malum İran, Suudi Arabistan gibi sert şeriat ülkeriyle birlikte sürekli en son sıralarda boy gösteriyordu.
AKP işbaşına geldiğinden beri Türkiye’de kadının parlak olmayan konumu mütemadiyen geriledi.
İstikrarlı olarak DEF raporlarında kadına dünyada en haşin davranan son 5-6 ülke arasında çıkan ülkemiz, son yılların raporlarında esrarengiz bir ilerleme kaydetti.
Geçen yıl örneğin 135 ülke arasında 124. sırada gösterilen AKP Türkiyesi, bu yıl hikmeti çözülemeyen bir sıçrama kaydederek; 120. sıraya ilerledi.
Ne olmuştu da kadının konumunda böyle birden nispi iyileşme ortaya çıkmıştı?
Gülbahar, bu göz boyayan iyileşmenin tamamıyla işte “rakamlarla oynamak” suretiyle elde edildiğini söylüyor.
Dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından 2009’un ilk yedi ayında örneğin “953” olarak verilmiş “kadın cinayeti” sayısının; kartvizitinden “kadın” adı silinen “Aile Bakanı” Fatma Şahin tarafından 2009 geneli için “171” kadın cinayeti olarak aşağı doğru makyajlandığını ifade ediyor.
Gülbahar böylece 2009’da Şahin tarafından “1572 kadının diriltilmiş olduğunu” ilan ediyor!
Benzer biçimde “gene kadın istihdam rakamlarında” da oynama yapıldığını ekliyor.
2008’de yüzde 21.6 olan kadın istihdam oranı; bu yılın temmuz ayında yüzde 31.6’ya fırlamış!
“Beş yılda yüzde 10 artış!” diye ilave ediyor Gülbahar: “Dünya tarihinde eşi benzerine az rastlanır bir iyileşme! Bakanlığa bu artışın nereden kaynaklandığını soruyoruz, yanıt yok!”
Ekonomiye katılım, eğitim olanaklarına erişim, sağlık-yaşam süresi ve siyasete katılım gibi kategorilerle hesaplanan “cinsiyet eşitsizliği” araştırmalarında neden pozitif çıkış yaptığımız böylelikle deşifre oluyor.
Hedef ‘kızlı erkekli’ yurttaşı eğitmek
Kadına ayrımcılıkta uzmanlaşan isimlerden biri olan Gülbahar’ın dikkat çektiği çok önemli bir diğer konu da Türkiye’de kadın sorununun yalnız “rakamlarla” konuşuluyor olması. Rakamda “hokus pokus” yapılıverdiğinde, böyle aldatıcı tablolar beliriyor.
Peki başka ülkeler mücadeleyi nasıl yürütüyor?
Şu anda İtalya’da bulunduğum için, size İtalya’dan örnek vereyim.
Genelde “kadına karşı ayrımcılığa” ve özelde de “kadına yönelik şiddetle mücadeleye” büyük önem atfeden bu Akdeniz ülkesindeki temel yaklaşımı “kızlı erkekli yurttaşı ayrımcılığa ve kadına yönelik şiddete karşı yeniden eğitmek” olarak özetleyebiliriz!
Kadın meclis başkanı Laura Boldrini’nin, örneğin “25 Kasım” demeci bu açıdan yeterince açıklayıcı:
“Cinsiyetçiliğe karşı hak mücadelesine çocuk yaşta başlamak gerekir!” diyen Boldrini; kız çocuklarına “Haklarınızı çiğnetmeyin. Başkaldırın!” diye çağrı yapıyor.
Çizme’de “25 Kasım etkinliklerine” erkekler de ağırlıklı destek veriyor ve “Kadına yönelik şiddete karşı olan erkekler” adına ayrı kampanya yürütüyorlar.
“Onur kırmak, küçük düşürmek, işkence.. kadına şiddettir” kampanyasını, önde gelen işadamları, futbolcular, aktörler, erkek modacı ve erkek yazarlarla destekliyorlar.
“Corriere della Sera”, “Repubblica” gibi çok satan gazeteler başta, yazılı basın her iki cinsin de duyarlılığını arttırmak amacıyla günlerdir özel ekler yayımlıyor.
Hem de ne ekler? Elimde tuttuğum “Corriere della Sera”nın “kadına karşı şiddete hayır” eki, 40 sayfa örneğin…
İtalya gibi bir Avrupa ülkesi neden bu konuyu bu kadar önemsiyor da.. başka yazıya…

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt