Cüneyt Arcayürek

Başımızdaki Hubris Vakası!..

19 Ekim 2014 Pazar

Cumhuriyet dün artık mazi olan terbiye, etik kurallarına uyarak “Utan Adalet” manşetiyle çıktı.
Oysa yuh adalet, diyebilirdi. Ne utanmazlık ne etik… Artık ara ki bulasın yargı erkinde.
Diyeceksiniz ki bir veya iki savcı iktidara zıt giderek aman İstanbul’da rahatımız bozalmasın diye ya da AKP hükümetlerinin devlet bürokrasisine saldığı, adeta kırk satır mı kırk katır mı misali korku nedeniyle…
…. 17 Aralık’ta savcı emriyle dört bakanın oğlu ile bir devlet bankası genel müdürünün evindeki polis aramalarında say say bitmez, tamamen rüşvet ürünü paralarla, araçlarla ilgili başlatılan soruşturmayı bir kalemde…
…bir yeni atanan savcı, üstelik, bunlar da rüşvet delili mi,
Usulsüz diye, 53 kişiyi sorgulayan dosyaları alaylı bir tavırla cart diye yırttı ve artık rüşvetle ilgileri ayyuka çıkan bu kişiler hakkında takipsizlik kararı vererek dosyaları kapatıverdi.
Bu 53 kişi aralarında Rıza ile bakan oğullarını ak sütler gibi temize çıkardı

***

Bu olayın anlamı nedir?
Bu memlekette AKP’ye yakın, yandaş, yalaka oldun mu, istersen Merkez Bankası kasalarını soy ya da milyarca rüşveti evindeki özel kasalarda sakla veya verilen rüşvetleri helal para diye cebe indir… Ne soruşturmaya uğrarsın ne de hâlâ bu ülkenin hukuk devleti olduğuna inan bir savcının iktidara göre cüretkâr, darbeci, Pensilvanyalı bir savcının suçlamalardan mahkemeye çıkarılır, hapiste de öyle uzun süre yatarsın!
17 - 25 Aralık’ta suçüstü yakalansan ne çıkar?
Yargı bağımsızlığını tanımayan, hatta yargı bağımsızlığını her fırsatta AKP hükümetlerinin ipe çektiğini yazıp söyledin mi; medyanın dörtte üçünü zapt etmiş olan iktidarın kocaman ağızları, günlerce yargı bağımsızlığına yüksek düzeyde koruduklarını öyle söylemeye başlıyorlar ki, aksini ama gerçeği konuşmaya girişenler adeta suçlu duruma düşüveriyorlar.
Bu iktidar son yıllarda, aylarda insanlardaki yargıya güven duygusunu sildi süpürdü.
Bağımsız yargının, hukuk devletinin temeline kibrit suyu döktü.

***

Kanıt mı? Simgesel son somut örnek dünkü gazetelerin manşetlerinde.17 Aralık silindi!
Bu iktidarın marifeti yolsuzluklar, rüşvet dosyalarını, AKP hükümetleri, Müslüman toplumu kandıran savunageldiği helal hukuk anlayışıyla kapattı.
Ha kim mi ülkeyi, yargıyı bu hale getiren?
Soruyu yanıtlayan yorumlar, haberler iki gündür Avrupa medyasında:
Bizlerin dolaylı ifadelerle yıllardır yazdığımız temel gerçeği; örneğin Fransa’nın Le Monde gazetesi “RTE ve Nöropsikiyatri” başlıklı başyazısında yarım sayfaya yakın yorumunda açıklayıverdi.
Le Monde bu ruhsal durumu “hubris” sözcüğü ile tanımlandığını, RTE’nin “ruh arazından mustarip olduğunu” yazıyor ve… hubris sözcüğünü açıklıyor:
“Herhangi bir insanın egosu zirveye tırmanır, muazzam bir kibirlilik, mutlak bir yanılmazlık, kesin bir güçlülük ve otoriter bir pederşahilik dürtüleri o şahısta had safhaya varırsa, bu durumu hekimler böyle tanımlıyor yani iktidar sarhoşluğu!”

***

Yalnız Le Monde değil; örneğin Alman etkin gazetesi Frankfurter Allgemeine’nin BM Güvenlik Kurulu’na Türkiye’nin üye seçilememesini “Türk dış politikasının iflası” diye nitelediğini ve RTE’nin “sorumluluktan uzak dış politikasının sonucu diye yorumladığını, Cumhurbaşkanı’nın ülkeyi dışarıdan izole konuma getirdiğini hâlâ kabul etmediğini vurguladığını” Nilgün Cerrahoğlu dün köşesinde aktarıyor.
Üstelik Türkiye’nin üye olmamasına çalışan ve başaran ülkelerin başında bu Müslüman mı Müslüman, İslam âlemini savunucusu bizdeki kadronun yakın dostu Suudi Arabistan başta, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ile Yunanistan!

***

İşte biz dünyanın diline düşmüş, hubrit vakası diye tanımlanan böyle bir dünya liderinin diktası altında yaşıyor ve demokratik bir ülke olmakla övünüyoruz.
Bütün bu yorumsal değerlendirmelerden sonra hâlâ yargının artık AKP’nin emrinde olduğunun,çözüm yollarında olacakların baş sorumlusu, mimarı kim diyen yanıtı belli bir soru yaşıyor mu kafalarınızda?  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015
Anlamaz 8 Mayıs 2015

Günün Köşe Yazıları