Köşe Yazısı

A+ A-
Özdemir İnce

Charles de Gaulle ve Sartre

31 Mart 2019 Pazar

Bizim mangadan sağ kalan arkadaşlardan biri telefon edip Charles de Gaulle / Jean-Paul Sartre ilişkisini aslını sordu: Hani Sartre’ı tutuklamak isterler de Charles de Gaulle “O Fransa’dır, tutuklanamaz!” der ya... “Voltaire tutuklanamaz!” dediği de söylenir. İşin aslını merak eden Charles Desjardins adlı bir yurttaş, Charles de Gaulle’e bu konuda bir mektup yazmış. Mektup ve cevabını okuyacaksınız. Desjardins’in kim olduğunu saptayamadım ama adam Charles de Gaulle’e “Sayın / Mayın” demeden düpedüz “Monsieur” diye hitap ediyor.

***

Bayım,
Jean-Paul Sartre sizin en sert muhaliflerinizden biriydi. Cezayir savaşının sebep olduğu kargaşa sırasına onun tutuklanması söz konusu olduğu zaman “Voltaire tutuklanamaz” diyerek bunu geri çevirmiş olduğunuz doğru mudur?
Gerçekten, sizin temsil ettiğiniz her şeyden nefret eden bu savgüden (angaje) filozof hakkında acaba ne düşünüyorsunuz?
Charles Desjardins

***

Azizim Bay Desjardins,
Öncelikle, Sartre’ın benim temsil ettiğim her şeyden nefret ettiği iddianızı yumuşatmam gerekiyor. Daha önce de fırsat çıktıkça söylediğim gibi, her Fransız dögolist olmuştur, dögolisttir ya da bir gün öyle olacaktır. Sartre da savaşın son yıllarında, 45 yılı başında kısa bir süre golist görünmüştü.
Sartre o sırada, bazı direnişçi Fransız gazetecilerle birlikte güçlü müttefikimizin savaş gücünü yerinde görmek amacıyla ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından davet edilmişti. Atlantikötesine yaptığı bu ziyaretin sonucu olarak Le Figaro ve Combat gazeteleri için bir makale dizisi yazmıştı.
24 Ocak 1945 tarihli le Figaro’da yayımlanan ve bu yazılardan “Fransız gazeteciler Amerika’da. ABD’den Fransa’nın Görünüşü” başlıklı olan ilki, büyük bir tartışmaya yol açtı. Sartre bu makalesinde, ABD yönetimi ile Charles de Gaulle arasındaki ilişkilerin anlam belirsiziğini ve özellikle de ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kuzey Afrika’da Giraud’ya yaptığı gösterişci desteği içtenlikle kınamaktaydı. Dahası, ABD’deki golistlerin derneği olan “France Forever”’in adını anmaya kadar ileri gitti. Kuşkusuz, o dönemin koşulları çok özeldi. Soylu bir direnişçi olan Sartre, Direniş’in birliğine ve kuşkusuz onun kurucusu ve önderine olan desteğini böylece kanıtlamak istemişti.
Kuşkusuz 1958 yılında devlet yönetimine davet edildiğim zaman, bana karşı tavrı tamamen değişti. Bilginlerin, eğitimcilerin ve cüzi irade tilmizlerinin protesto geleneğinin temsilcisi kimliğiyle, Katolik, yurtsever ve konformist bir General de Gaulle’ün iktidara gelmesi düşüncesine neredeyse içgüdüsel olarak isyan etmekten başka bir şey yapamazdı.
O görevini yapıyordu ve bir iktidarın gücü karşılaştığı muhalefetin kalitesiyle ölçülür. Voltaire gerçekten hapse atılamaz; bir rejime karşı amansız bir mücadeye giriştiği ve ona karşı en küçük yakınlık duymadığı için Sartre da hapse atılamaz. Böyle bir şey bütün dünyanın gözünde Fransa’nın saygınlığını büyütür.
Daha önce ifade etme fırsatım oldu: Kendi dönemlerinde Villon, Voltaire ve Romain Rolland’ın da yaptığı gibi Sartre da yönetimleri rahatsız etti, ama devlet yasalarına uymak ve ulusun bütünlüğü ile çatışmamak koşuluyla aydınların düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğüne saygılı olmak zorunludur.
Sonuç olarak, benimle olan ilişkileri sizi ilgilendirdiği anlaşılan filozofa karşı duygularımın kapsamını ayrıntılı olarak açıklamaksızın, size kısaca şunu söylemek istiyorum: Başkanı olduğu Stockholm Mahkemesi hakkında bana yazdığı ilk mektuba cevap verirken kendisine “Değerli Üstadım” diye hitap etmiştim. Bu onun hoşuna gitmedi.
Saygılarımla,
Charles de Gaulle

Tümü Özdemir İnce - Son yazıları

Kirlenen dil sorunu 23 Ağustos 2019 Cum
İktidarın dili - muhalefetin dili 20 Ağustos 2019 Sal
Tarih ve sınıf bilinci üzerine 18 Ağustos 2019 Paz