Köşe Yazısı

A+ A-

Bu ülkenin genetiğiyle oynamayın; çarpar

31 Mart 2019 Pazar

Sevgili okurlarım, Akit, Yeni Şafak, Star ve Sabah gazetelerinin ihbarıyla ve iki kişinin şikâyetiyle “Yeni kuşak türbanlılar” yazımdan ötürü nur topu gibi bir davam daha oldu. Çocuğum yaşında savcıya yazdıklarımın ne denli bilimsel olduğunu uzun uzun anlatmıştım, Mezapotamya’dan, Sümerlerden söz etmiştim ama günümüzde bilimsel olmanın suçlu olmakla eşdeğer olduğunu unutmuşum. Bunu unuttuğum için kendimi affetmeyeceğim.
Öyle mi? Şimdi ben de şikâyetçiyim, iktidar mensupları, yandaş medya ve sözüm ona adalet dağıtanlar bu güzel memleketi bir hard pornoya çevirdiler. Önce biraz açıklama, porno abartmak demektir, yalan demektir, gerçek olmayanlarla insanları aldatmak demektir. İşte ben de diyorum ki, ülkemi bir porno cenneti yaptınız.
Örneğin; Şule Çet davasında hâkimin, genç kızın babasına “Öğrenciymiş neden çalışıyordu ki” diye bir soru sorması, açıkça “Kızın da pek iyi bir ayakkabı değilmiş” anlamına gelir ki, bu da pornonun ana unsurlarından biridir. Buna biz algı yönetimi diyoruz, porno insanoğlunu en vahşi, en acımasız eylemlere davet eder ki, bu da algı yönetiminden başka bir şey değildir.
Şimdi gelelim, Rabia Naz’ın herkes tarafından bilinen ama bir türlü çözülemeyen cinayet davasına. Bu konuda ünlü yazar Marquez’in Kırmızı Pazartesi adlı uzun öyküsü bize rehberlik edecek. Şöyle küçük bir kasabada bir cinayet işlenmiştir, herkes bu cinayetin failini bilir ama kimseler konuşmaz. Ülkemin 7000 nüfuslu bir ilçesinde (Eynesil) herkes işlenen cinayeti biliyor ama hemen karar veriliyor: “İntihar etmiştir!” Her çeşit araştırma kıza bir arabanın çarptığını gösteriyor. Herkes bir araçtan haberdar. Aceleyle yıkatılan arabanın yıkama işlemini yapan servisin sahibi konuşmuyor. Kızın elbiseleri kayıp. İşte porno dediğimde ben bunu anlatmak istiyorum. Yalanı bilerek söylemek! İnsanları kandırmak için özellikle yalan söylemek. Pornoda hiçbir olay gerçek değildir, baştan ayağa düzmecedir ve insanları kandırmak için kullanılır.
Hâkim ve savcılar işlerine başlamadan önce yemin ederler, tarafsız olacaklarına dair, gerçeği bulacaklarına dair. Ama yeni kuşak hukukçular, bu yemini unutmuş görünüyor. Ve sonuçta aklı başında herkes adalete ve uygulayıcılarına karşı güven sorunu yaşıyorlar, adaletin güçlüyü koruduğuna inanç hemen hepimizde yerleşmiş durumda...
Adana’da yarı engelli bir genç kıza defalarca tecavüz eden beş kişi, uzun hapis cezaları almakla yargılanıyor ama hâkim “kızın itiraz etmediğini” söylüyor, kıza soruyor: “Neden bağırmadın?” Kızcağız tüm saflığıyla şöyle diyor: “Bilmiyorum.” Öyleyse rızan var ve ağır cezayla yargılanan sanıklar serbest bırakılıyor. Nedir bu şimdi? Yani engelliysen, bağırmayı akıl etmemişsen sen suçlusun! Bu nasıl bir şey? Porno filmlerinde tecavüz çok sık kullanılır. Kişileri tahrik ettiği söylendiğinden! Ve çoğunda tecavüze uğrayan kadınların zevk aldığı gösterilir. İnlemeler, bağırmalar gırla gider. Bu davada da engelli kız sesini çıkarmadığı için bu işten zevk almış gibi bir algı yaratılıyor. Yazarken ben utanıyorum, karar verenler nasıl bu denli acımasız, bu denli insan yaşamına karşı olabiliyorlar?
Biraz da seçimde kullanılan afişlere gelelim. Vıcık vıcık bir aşk ilanı. Özellikle de erkek adaylardan. Ben aşkın hiç bu kadar ayaklar altına alındığı, rezil edildiği, alay konusu yapıldığı bir dönem görmedim. Kime aşk ilan ediyorsunuz? Nedir bu sevda? İnsanlarla alay etmek bu olsa gerek. Pornoda aşk kelimesinin a’sı bile yoktur. Özelliği budur, siz rezil ettiğiniz kentlere nasıl âşıksınız? Nedir bu talan, rant aşkının, insanoğlunun en güzel özelliği aşkla üstünün kapatılması? Ama hiçbir savcının insanları kandırıyorlar diye afişlerden birine bile dava açtığını görmedim. Ama bana ve benim gibi gerçeği söylemekten vazgeçmeyen yazarlara, çizerlere, tiyatroculara, sinemacılara, akademisyenlere, öğrencilere, milletvekillerine anında dava açıyorsunuz. Şimdi bu yazıya da dava açmanızı bekliyorum. Ve bir kez bile insanları hedef gösteren Sabah, Yeni Şafak, Akit ve Star gazetelerine, her gün binlerce yalan söyleyen televizyon kanallarına soruşturma açtığınızı görmedim! Haklı değil miyim, ülkemi bir hard porno cehennemine çevirenlerin elini kolunu sallayarak gezdiğini görmek size nasıl geliyor?
Mutlu musunuz?

Tümü Işıl Özgentürk - Son yazıları

Kırılan sandalye ve aklıma gelenler... 15 Eylül 2019 Paz
‘Ödüm patladı’ ve ‘Susamam!’ 8 Eylül 2019 Paz
Bir 30 Ağustos daha geçti… 1 Eylül 2019 Paz