Enver Aysever

Kılıçdaroğlu Kaftancıoğlu İmamoğlu!

03 Nisan 2019 Çarşamba

Seçim öncesi yazılarımda sıkça söyledim, “siyasal İslamcılar iktidarı kolay devretmez” diye. Neredeyse sandıklar açılalı iki gün oldu, tuhaf açıklamalar devam ediyor. Kâğıt üzerinde yenilgiyi kabul etseler bile, “ne türden tezgâhlar kurarlar” endişesi taşımaya devam ediyorum. Bu kaydı düşmüş olayım. AKP türü siyasal yapıların iktidarı verdikleri gün dağılacağı hepimiz tarafından bilinmekte, elbet bunu en iyi RTE biliyor...
Seçimin dinci/milliyetçi kampanyalarla sürdürülmesine de itiraz ettim. Aydınlanmadan kopuk söylemin farklı siyasal şapkalar altında egemenlik kurduğunu gördük. Eleştirimi, endişemi koruyorum. Bu dille gelecek inşa edilemez. Başarıya, soluk almaya susamış yurttaşların keyfini kaçırmak istemem, şu halde İstanbul başarısının mimarlarının hakkını teslim edelim.

Kılıçdaroğlu
Çok zamandır Kılıçdaroğlu’nun siyasal çizgisine sert eleştirilerde bulundum. Ülkeyi okuma konusunda sorunlu kadrolarla çalıştığını düşündüğümü yazdım. Sırtını muhafazakâr söyleme yaslayıp, ilkesel olmayan, yararcı siyaseti kabul etmek mümkün değildir benim için. Ancak İstanbul tercihi tamamen Kılıçdaroğlu tarafından yapıldı, bunun şahidiyim.
Baş başa yaptığımız sohbette, bir yıldan fazla zaman önce ağzından “İmamoğlu” adını işitmiştim. Dahası Tunç Soyer ismini de telaffuz etmişti. Tanıyanlar bilir, Kılıçdaroğlu kolay kolay sır vermez. İmamoğlu ile ilgili: “Başarıyla bir ilçe yarattı, genç, muhafazakârlara yakın, Karadenizli, bütünleştirici” diyerek tarif yapmıştı. Yanılmadı. Doğrusu toplum tarafından en çok eleştirildiği dönemde, İstanbul tercihiyle koltuğunu iyice güçlendirdi. Geçen hafta yazmıştım; “eğer bu seçimi Kılıçdaroğlu kaybederse siyasal yaşamı biter” diye. Kazandı.

İmamoğlu
Çok iyi seçim süreci yönetti. Erdoğan’ın doğrudan saldırılarına ses vermedi. Yandaş medyada çıkmaktan çekinmedi, kurulan tuzaklara düşmedi, yabancı saha galibiyetleri aldı. Herkese dokunmaya çalıştı. Sabırlı davrandı, öfkelenmedi. Türlü tahriklere gülümseyerek yanıt verdi. İstanbul’u iyi tanıdığını gösterdi. İslamcıların silahlarını ellerinden aldı.
Seçim gecesi her olasılığı hesap ederek, örgütü iyi hazırlamış biçimde, ekibin başında dik durdu İmamoğlu. Hakkını aradı, toplumu düzenli bilgilendirerek beklentiyi karşıladı. Geri adım atmadı. Son ana dek kutuplaştırıcı dilden kaçındı. AA ve YSK’yi uyarırken ustaca dil kullandı. Gerektiğinde daha sert kavgaya gireceğini gösterdi. Kazandı. Umulandan öte başarı kazandı. Kimileri “CHP’nin yeni genel başkanı” diyor. Bence bu cümle İmamoğlu’na iyilik değildir. Bırakın İstanbul’u yaşanır hale getirsin.

Kaftancıoğlu
Adaylar açıklandığı gün istifa ederek büyük yanlış yaptı. O güne dek başarıyla getirdiği başkanlık koltuğunu zamansız bıraktığını düşünmüştüm. Bereket hatadan döndü, eksiden başladı yolculuğa. Bir konuşmamızda: “Ben laf olsun diye bu işe soyunmadım, göreceksin İstanbul’u alacağız ve bu başarının il başkanı olarak onur yaşayacağım” dedi. “Kimle?” demiş, biraz da hayalci bulmuştum. Haklı çıktı, kazandı.
Bakıyorum kimse Canan Kaftancıoğlu’dan söz etmiyor. Oysa Kaftancıoğlu örgüte güven verdi, yoldaşlık bilinci geliştirdi. Alçakça yapılan yandaş saldırılarına asla boyun eğmedi. Yaşam biçiminden, laik/aydınlanmacı çizgiden vazgeçmedi. Sonuçta o güne dek görülmemiş biçimde kol kola çabalayan, direnen örgüt yarattı. Kaftancıoğlu artık CHP ve Türkiye siyasetinde kolay lokma değildir.

Vicdan
Bu hak teslimi yazısıdır. Söz ettiğim üç kişiyi de farklı oranlarda tanıyorum. Eleştiri hakkım hep saklı! Ancak o gece, eğer bu ülke biraz soluk aldıysa ardında büyük emek var. Kuşkusuz bu insanlarla yol alan emekçiler esas övgüyü hak eder. Pek böyle yazı kaleme almayı sevmem ama borçtur.