Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

‘Hümanizm’

2 Ekim 2008 Perşembe

Yıllar boyu dillerden düşmeyen bir kavramdı hümanizm.

Düşüncede ve eylemde insana ve insani değerlere her şeyden önde değer vermeyi belirtiyordu.

Rönesanstan günümüze insanı temel alan bütün dünya görüşlerinin temeli olmuştu.

Geçmişe bakınca, insanımızı ümmet olmaktan çıkarıp çağdaş bireylerin hak ve özgürlüklerine kavuşturan Cumhuriyet devrimlerini, tarihimizin en önemli hümanist hareketlerinden biri sayabiliriz.

Eğitimde, bilimde, sanatta ve kültürde, insandan yana, insancıl bir dönem başlamıştı devrimlerle birlikte.

Kültür ve edebiyat dünyamızda hümanist düşünceyi savunan, gelişmesi için çabalayan aydınlar ortaya çıkmıştı. Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol, Melih Cevdet Anday ve daha niceleri insan sevgisiyle yoğrulmuş çağdaş bir kültürün oluşması için uğraş verdiler.

Siyasette de hümanizm, önemli bir kavramdı. Feodalizme ve dinsel baskıya karşı verilen aydınlanma savaşımını burjuva hümanizmi olarak gören sosyalistler, gerçek hümanizmi, insanoğlunun sömürüden ve her türlü baskıdan kurtarılması olarak görüyorlardı.

***

Dünyanın geldiği şu duruma bakın ki, bugünün siyasetçileri arasında hümanizm düşüncesinden söz eden kalmadı.

Neden?

İnsan mutluluğu artık bir anlam taşımıyor mu?

İnsanın sanki bir anlamı kalmadı. Devletler, hükümetler için, insan değil, küresel ekonomik gücü olan büyük şirketler önemli.

Baksanıza, ABD Kongresi’nde, batık bankaların kurtarılması paketi görüşülürken, bir senatör kalkıp, Geçen yıl benim seçim bölgem kasırgadan yerle bir olduğunda kıllarını kıpırdatmayan finans kuruluşlarını, şimdi temsilcisi olduğum insanlar vergileriyle neden kurtarsınlar?deyivermiş.

Haksız mı?

***

Bugünkü gibi karmaşık dönemlerde, güncel hayhuyun dışına çıkıp, temel yapıtlara, düşüncelere dönmek, kısırdöngülerden kurtulup evrensel bakışa ulaşmayı sağlıyor.

Stefan Zweigın Buluşmalarını okudum (çeviren: Ahmet Arpad, Yordam Yayınları).İnsanların, düşüncelerin, kültürlerin ve ulusların birbirleriyle uzlaşmasına hümanizmin aracılık etmesini yaşamım boyunca hep hedefledim,diyor yazar.

İnsanların yaşadığı bir dünyada, bütün eylemlerin temel amacının da insan mutluluğu olması gerekmez mi? İnsanı değil de, parayı, gücü, iktidarı hayatlarının temeli yapanlar, daha toslayacakları çok duvarlarla karşılaşacaklar.

Buluşmalarda, yazarın çağının sanatçıları, mekânları, kentleri yanında, insanlık tarihinin kimi başyapıtlarına da yaklaşımları, yorumları yer alıyor.

Yazarın, Yıldızın Parladığı Anlar (çeviren: Kasım Öğüt, Can Yayınları) adlı bir kitabı daha vardı. İnsanlık tarihindeki kimi dönüm noktalarını anlattığı. Okurlar arasında büyük hayranlık uyandırmış, çok okunmuştu.

Buluşmaların da okurlar için, evrensel kültürle bir buluşma aracı olmasını dilerim.

[email protected]

Tümü Turgay Fişekçi - Son yazıları

111 Yaşındaki Arkadaşımız 9 Ocak 2013 Çar
Kamil Masaracı’dan ‘Kültürlü Hadiseler’ 2 Ocak 2013 Çar
Yüz Yıl Önce Balkanlar 26 Aralık 2012 Çar