Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Seçim sonrasından satırbaşları

10 Nisan 2019 Çarşamba

Yerel seçimler 31 Mart’ta yapıldı ve 1 Nisan’da sonuçlar belli oldu.
Fakat siyasal iktidarı elinde tutan güç özellikle İstanbul konusunda ayak diriyor.
Sonucu değiştirmek için yalan, tehdit, şantaj, her türlü yola başvuruyor.
Bunlar görülenler.
Kapalı kapılar ardında kim bilir ne dolaplar çevriliyor.
Oligarşinin yalan makinesi medya hayâsızlıkta kendisiyle ve kendi aralarında birbirleriyle yarışıyor.
Bir süre önce iktidar karşıtlarının kanını içeceklerini ilan eden bir katil, şimdi bu amacı gerçekleştirmek için devletten işaret beklediklerini bildiriyor.
Bu ülkenin milyonlarca yurtsever, barışsever insanına yönelik bu pervasızca meydan okuma karşısında, bu insanları korumakla görevli devlet bütün takım taklavatıyla suskun.
Zaten kendisi de açık ya da dolaylı, benzer şeyler söylüyor.
31 Mart seçimi sonrasının açılıp irdelenmesi gereken ilk satırbaşı, ahlaksız medyasıyla, kiralık katilleriyle, insaf ve vicdan ölçülerini zorlayan yalanlarıyla, siyasal iktidarı elinde tutan güçlerin bu akıldışı, kabul edilemez görüntüsüdür.
Denilebilir ki bu her zaman böyleydi.
Fakat bu kez bu görüntü her zamankinden daha açık, gün ışığında, göz önündedir.
Yakalanmış, kıstırılmış ve artık yenilgiyi kabulden başka çaresi kalmamıştır...

***

İkinci satırbaşı, CHP yönetimi başta olmak üzere hukuktan, vicdandan, Cumhuriyet aydınlanmasından yana güçlerin kararlı olarak bir arada durmayı başarmasıdır.
Bu aşamadan sonra herhangi bir geri adımın, yılgınlığın, kararsızlığın, teslimiyetin, kayıtsız şartsız bir yenilgi ve ölüm olacağını herkes bilmekte, görmektedir.
Cumhurbaşkanlığı Sistemi diye uydurma isim takılmış bu oligarşik yönetim biçimi 31 Mart yerel seçimlerinde ağır yara almıştır.
Şimdi yapılması gereken; ülkede satılmadık toprak parçası, yağmalanmadık kamu mülkü, kapanmadık ya da satılmadık fabrika bırakmayan; paramızın değerini sıfırlayan, üretimi yok eden, insanımızı tarihinde ilk kez sömürge ülke yurttaşı konumuna düşüren bu oligarşi yönetiminin, önümüzdeki genel seçimleri bile beklemeden dönüşü olmaksızın yenilgiye uğratılması ve yeniden parlamenter sisteme dönüş için yurtsever güçlerin elbirliğiyle, gönül birliğiyle, akıl birliğiyle çalışmasının sürdürülmesidir.
31 Mart seçimlerinin açılıp irdelenmesi gereken başlıca bir satırbaşı da budur.

***

Bir ilçemizden sonra bir şehrimizde de “komünist” adıyla bir belediyenin kazanılmış olması, en azından kelimelere ve kavramlara yönelik tabuların aşılması yönünde hiç kuşkusuz alkışlanacak bir devrimdir. Tunceli’nin komünist belediye başkanını, tabuları kıran Tunceli halkını ve Türkiye Komünist Partisi’ni kutluyorum.
Öte yandan, bu seçimlerde HDP, Türkiye’nin partisi olduğunu her zamankinden daha çok gösterip kanıtladı.
HDP’ye karşı önyargılardan arınmak bu partinin de önyargılardan kurtulmasına yardım edecektir.
İYİ Parti ve sayın genel başkanının ilkeli, dürüst, özverili duruşunu da 31 Mart seçimi değerlendirmelerinde önemle vurgulamak gerekir.

***

Yazıyı La Fontaine’den bir ‘fabl’ ile tamamlayayım...
Bir dereden su içerlerken kurt kuzuya, “suyumu bulandırıyorsun, seni yiyeceğim” der...
Kuzu, “aman efendim” der, “ben sizin aşağınızda su içiyorum, sizin suyunuzu nasıl bulandırabilirim ki...
Anlamam” der kurt, “sen bulandırmasan da annen bulandırmıştır, böyle kötü bir soysunuz siz...
La Fontaine’de kurt kuzuyu yiyordu bilindiği üzere...
Fakat bu kez öyle olmayacak...
Kurt yiyemeyecek kuzuyu.
Sürecin sonucu ise, aç kalan kurtların kendi aralarında hırlaşıp kapışmaları ve parçalanıp dağılmaları olacak...
Bunun kaçınılmaz olarak böyle olacağını hep birlikte göreceğiz...

Tümü Ataol Behramoğlu - Son yazıları

Vıcık vıcık 17 Nisan 2019 Çar
Seçim sonrasından satırbaşları 10 Nisan 2019 Çar
Şaka değil 3 Nisan 2019 Çar