Veysel Ulusoy

Reform mu, temenni mi?

14 Nisan 2019 Pazar

Yine ekonominin devamlı gündemde olduğu bir haftayı geride bıraktık.
Neler konuşmadık ki! Hafta başında “yapısal reformlar” diye adlandırdığımız Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sunumunu bekledik, durduk. Sunumun yapıldığı hafta ortasına kadar meraklı tartışmalar ile vurgulanması gereken konuları irdeledik... Ama sunum sonucunda ise merakımızın yerini “şimdi ne oldu” sorusu aldı.

***

Finansal piyasalar ve reel ekonomideki tüm oyuncuların yapının reformu veya değişimi sürecinde hemfikir olunan üst başlıklar (hukukun çatısı, ekonomik özgürlük, verginin çalışan üzerindeki baskısının hafifletilmesi, dış ticarette teknolojik ürün ağırlıklı dönüşüm, ticaret hadlerinde azalmanın tersine çevrilmesi, tarımda dönüşüm...) “sanki yokmuş” gibi muamele gördü bu sunumda.
Yani deyim yerindeyse dağ fare doğurdu.
Yapısal Dönüşüm Adımları başlığıyla beklenti ve temennilere dayalı birkaç konu dışında hiç ama hiçbir şey yoktu içerikte.
Haksızlık etmeyelim; aslında bir şeyler vardı ama ekonomik yaklaşımlara veya modellemelere uymayan bir niteliğe sahiptiler. Diğer bir deyişle, rasyonel beklentilere göre günü ve yarını dünün verileri ile şekillendirmeye dayalı ekonomik programların yerine, beklentilere ve temennilere dayalı bir “ertelemeli sunum yaklaşımı ile karşılaştık.
Peki, olması gereken neydi?
Nasıl bir yapıyı hangi faktörlere bakarak belirleyecektik?
Bunun yanıtını yine hafta içinde gelen şubat ayı dış ticaret rakamlarında gördük. Yaklaşık on yıldan beri 12-13 milyar ABD Doları civarında sıkışmış aylık ihracat hacminde, yine geleneksel ve teknolojik seviyesi az ve orta olan ürün grubunun değişmeyen yapısı ile orta gelir tuzağında sıkışmamıza neden olan ticaret haddinin sürekli düşüşünü gördük.

Çözüm yolları, olması gerekenler...
Daha alınacak çok yol var muhakkak ama başlangıç noktamız özellikle Merkez Bankası’nın, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, fiyat istikrarını sağlamak olan amacına istihdamı artırıcı politikalar uygulamak kısmını da eklemek. Bu özelliği ile para ve maliye politikası koordinasyonunu sağlama adımı atılacaktır.
Sağlıklı bir ekonomi, sürdürülebilir bir büyüme ve sermaye birikimi için atılması gereken adımların geniş tabanlı ve detaylı yapısı onlarca sayfaya sığmaz ama kısaca açıklamak mümkündür.
Bu aşamadaki önerilerimiz şunlardır:
Dış ticaret ve sanayi politikalarının piyasa gücü ve teknoloji transferi yaratacak şekilde eşzamanlı uygulanması.
İçsel büyüme politikası ile insan sermayesi kaynaklıdışsal pozitif yayılma yaratan bir üretim yapısı kurulması ve fiziki sermaye birikiminin sağlanması.
Bölgesel temelli üretim yoğunluğu sürecinin başlatılması.
Kontrollü rekabetin amaçlandığı devlet- ortaklı özel sektör girişiminin yaratılması.
Geleneksel üretim yapısından modern üretim sürecine geçerken kaynak dağılımını düzenleyen programın yapılması.
Sağlık, eğitim, gıda ve insan sermayesi birikim ve kalitesinin eşzamanlı olarak yukarılara taşınması.
Tarımda DEKİM olarak adlandırabileceğimiz devlet-köylü işbirliği ile dış ticarete dayalı planlı tarımsal üretimin modellenmesi.
Ekonomik reformları kapsayan temel konuların hayata geçirilip olumlu sonuçların alınması için üst şemsiye görevini üstlenen hukukun kuralları ile bu çatının eklem yerlerini oluşturan kurumsal yönetişim etkinliği önkoşullar olarak karşımıza çıkıyor.
Görünen o ki, önkoşullarda sorunlarımız var!