Girişimcilik Kadın İçin Bir Fırsat...

02 Ekim 2008 Perşembe

Geçen hafta KAGİDER’in “Kadın Girişimciliği: Tutum ve Davranış Araştırması”nın sonuçlarını ele almış ve kentli kadınların hemen hemen yarısının “Kadın ekonomik özgürlüğüne sahip olmalıdır” ifadesine katılmadıklarını söyleyenlerin ve “Kadının yeri evi ve çocuklarının yanı olmalıdır” diye düşünenlerin daha çok 15-19 yaş grubu içinde olduğunu yazmıştım. ODTÜ mezunu ve evli bir kadın okurumun bu konudaki görüşlerini sizinle paylaşmak istiyorum.
İlkay Yılmaz, “Kadınların ekonomik özgürlüğü ile ilgili yazınızdan sonra size yazmak istediğim bir şeyler var. Daha doğrusu bunlar benim hissettiklerim. Ekonomik özgürlüğü elbette ki isterim ama bunun bedelleri çok ağır. Bu devirde artık devletin herhangi bir kurumunda çalışabilmek çok çok zor. Özel sektördeki çalışma koşulları ise nedense hiç kimsenin isyan etmediği; isyan etse bile dışa vurmadığı, hiçbir yazarın değinmediği bir sorun. Neden bu ülkede kimse özel sektörde çalışanları koruyamıyor. Bir insanın çok komik rakamlarla, nerdeyse 12 saat çalışması sizce normal mi? Ve çok yasalmış gibi, çalışan ne kadar maaş alırsa alsın, sigortasının  işveren tarafından asgari ücret üzerinden ödenmesi ve bununla ilgili hiçbir denetimin yapılmaması sağlıklı bir düzen mi? Ben bir kadın olarak haftanın 6 günü akşam saat 8’de eve gelerek yaşamak istemiyorum, çocuk sahibi olursam çocuğumu yetiştirebilmek, onunla vakit geçirebilmek ve kendime ait zaman ayırabilmek istiyorum. Hiçbir patronun kölesi, esiri olmak istemiyorum. İşte bu yüzden ekonomik özgürlük de istemiyorum...” diyor.
Belli ki İlkay Hanım gibi düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Türkiye’de kadınların iş yaşamına çekilememesinin en önemli nedeninin istihdam yaratılamaması olduğu biliniyor. “Gelenekler” ve “önyargılar” en az onun kadar rol oynuyor. Ama bir de vahşi kapitalizm düzeninin sömürü boyutu mevcut.

Sonuç olarak, kadınlar, iş yaşamında var olmanın kendilerini kurtarmaya yetmediğinin farkına vardılar. Kadınların emek piyasasına girmelerinin önünü açmanın yolu “Çocuk da yaparım kariyer de” demek olmadığını da gördüler. Ancak yine de hem evde, hem işte iki kere sömürülmenin çözümü istihdama katılmamak ya da sınırlı ölçüde katılmak olmamalı...
İlkay Yılmaz’a “...Değişmeyeceğini düşündüğümüz koşullar bir anda tersine dönüveriyor ve gün geliyor kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesi için ekonomik özgürlüğün yaşamsal önem taşıdığı anlaşılıyor. Bu yüzden ‘Ben ekonomik özgürlüğümden vazgeçiyorum’ demek yerine belki de mücadeleyi farklı bir platformda sürdürmek gerekiyor” diye yazmıştım. Yılmaz ise “Evet haklısınız, bir şekilde mücadeleyi sürdürmek gerekir, şikâyet etmek savaşmayı bırakmak için gerekçe olamaz...” diye yeni  düşüncelerini aktarmıştı.
Aslında kadının iş yaşamında var olma mücadelesinde önemli bir platform da girişimcilik. Kendi işinin patronu olmak, kadının iş dünyasında karşısına çıkan sorunların da bir dereceye kadar çözümü olabiliyor. Buradan girişimciliğin kolay olduğu sonucunu çıkarmayalım tabii. Ayrıca hem kadının kendisinden kaynaklanan bireysel algı, hem yakın çevre ve toplumun kadının kendi işinin sahibi olmasına karşı yaklaşımları, hem toplumsal değerler ve önyargılar kadın girişimciliğinin önündeki büyük engeller. Belki tüm bunların nasıl aşılacağına değinmeden önce Türkiye’ye insanları (kadın erkek ayırımı yapmadan) girişimciliğe  yönelten nedenlerle ilgili küçük bir bilgi notunu aktarmakta yarar var. Global Girişimcilik Monitor’un 42 ülkede yaptığı 2006 araştırmasına göre bireyleri girişimciliğe yönelten 2 temel neden bulunuyor. Bunlardan ilki, bir iş fırsatı yakaladıklarını düşünmeleri. Bu tip insanlara “fırsat kollayan girişimciler” deniyor. İkinci neden ise bireylerin önlerindeki diğer kariyer olanaklarını tatmin edici bulmamaları veya girişimciliği sığınacak son liman olarak görmeleri. Bu tarz insanlar ise “mecburiyetten girişimci” olarak tanımlanıyor. Türkiye’de insanları girişimciliğe yönelten temen neden mecburiyet olarak belirlenmiş. Türkiye’nin girişimci profili ise 25-34 yaş arası erkek, ilkokul ve lise mezunu ve orta gelir seviyesinde olarak tanımlanıyor.
Aslında kadınları kendi işlerini kurmaya özendirecek birçok mekanizma mevcut. TOBB bünyesinde yeni oluşturulan Kadın Girişimci Kurulu 81 ilde örgütleniyor; KAGİDER (Türkiye Kadın Girişimcileri Derneği) ise kadın girişimciliğini geliştirmek üzere 2009 yılında 1 milyon dolarlık bir bütçe ayırdığını açıkladı. AKP’nin tüm kadın karşıtı politikalarına rağmen bu ülkede güzel çabalar da yapılıyor. Önemli olan bunları giderek daha çok sayıda kadın için birer fırsata dönüştürebilmek...