Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Seçimlerde olağanüstü itiraz nedir, ne değildir?

17 Nisan 2019 Çarşamba

Seçim sonuçlarına etkili olabilecek, seçmen ve adaylar dışındaki, maddi vakıa ve olaylar, açıkça kanıt ve gerekçeleri ortaya konularak, olağanüstü itiraz konusu edilebilir.

İktidara seçim yolu ile gelen AKP döneminde Türkiye’de, her bir seçim bir öncekinden daha da tartışmalı hale gelmiştir. Böyle olunca, AKP; demokrasi uyarınca mı, yoksa sadece kendisinin kazanacağı koşulları yaratıp kendisini meşru göstermek için mi seçimlere giriyor soruları gündemden düşmemiştir. Kanıt ve gerekçeleri gösterilmeyen itiraz adı altındaki soyut başvuruların, Seçim Yasası’nın 112/2 maddesi uyarınca torbalar açılmadan ve incelenmeden reddi gerekirken, İstanbul özelinde torbalar açılmış, böylece bu yol dolanılarak torbaların içine müdahale dönemi başlatılmıştır. Aradan geçen bunca zaman içinde seçim güvenliğini sağlamakla görevli organların seçim sonuçlarını açıklayamaması demek; sadece iktidarın seçim sonuçlarını tanımaması demek değil, bu organları da bu sürecin içine çekmesi demektir. İstanbul seçimleri ve ortaya çıkan sonuçlar karşısında, AKP tarafından seçim sonuçlarına olağanüstü itiraz yoluna gidileceği gündeme taşınmıştır.

Seçim Yasası ve olağanüstü itiraz düzenlemesi

Seçim Yasası tasarısı, 1961 yılında Kurucu Meclis’indeki ilgili komisyonca hazırlanmış ve bu yasa Kurucu Meclis’teki görüşmeler sonunda bazı değişikliklerle kabul edilmiştir. Kurucu Meclis’te, tasarının olağanüstü itirazla ilgili maddesi hakkında söz alan olmamıştır. Madde gerekçesinde, bu hükmün seçimin sonucuna müessir “olaylara” karşı getirildiği belirtilmiştir. Seçim Yasası’nın halen de yürürlükte olan olağanüstü itirazları düzenleyen 130/3 ve 130/4 üncü madde metinleri o tarihten beri değişmemiştir. 1979 yılında Seçim Yasasının 130 uncu maddesine, YSK kararlarında adına “tam kanunsuzluk” denilen beşinci fıkra eklenmiş, bu maddede de bugüne kadar başkaca bir değişiklik yapılmamıştır.

Olağanüstü itiraz süre ve koşulları

Olağanüstü itiraz yoluna, seçim tutanağının yani mazbatanın düzenlenmesinden sonraki “yedi gün” içinde, her konuda değil sadece “seçimin sonucuna etkili bir olay veya durum” nedeniyle, kanıt ve gerekçeleri de açıkça gösterilerek başvurabilmek olanaklıdır. Bunun için alt kademelere veya alt kurullara ayrıca itiraz edilmesi de gerekmemektedir.

Olağanüstü itiraz nedenleri

Olağanüstü itiraz nedenleri, adaylarla, seçmenlerle ve diğer konularla ilgili olarak üç ana başlık altında toplanmaktadır.

Adaylarla ilgili olağanüstü itiraz nedenleri

1979 yılında yapılan tam kanunsuzlukla ilgili düzenlemede, adayın “Türk vatandaşı olmadığına, yaşının yasada öngörülenden küçük olduğuna, ilkokul mezunu olmadığına, seçilme yeterliliğini kaybettiren bir mahkümiyetinin bulunduğuna”, ilişkin bu dört nedenden herhangi biri ileri sürülerek tam kanunsuzluk başvurusu yapılabileceği, adaylığın kesinleşmesinden sonra bunların dışında bir neden ileri sürülemeyeceği, bu hükmün olağanüstü itirazlar konusunda da geçerli olduğu vurgulanmıştır. Bu düzenleme, adaylarla ilgili olarak olağanüstü itiraz nedenlerinin de 1979 sonrasında bu dört nedenle sınırlandırılması anlamına gelmekte ise de, YSK kararlarına göre, mahkeme kararları gereğince kısıtlanma, mahkeme kararları uyarınca hak yoksunluğu, askerlik yapmama durumu da bu kapsamda incelenmiştir.

Seçmenlerle ilgili olağanüstü itiraz nedenleri

Seçim Yasasında, seçmen kütükleri ve seçmen listelerinin kesinleşmesi ayrıca düzenlenmiştir. Kesinleşen sandık seçmen listelerinde yer alanlar oy kullanabilmekte, bu listelerde yer almayanlar ise Seçim Yasası’nın 86 ncı maddesi uyarınca oy kullanamamaktadır. YSK’ya, seçimlerle ilgili yasal süreleri oy verme gününü gözetip kısaltma yetkisi tanınmış olup; YSK’da seçmen listeleri konusundaki askı süresini, bu hakkın hangi sürede etkin kullanılabileceğini esas alarak belirlemiştir. Buna göre askı süresi sonrası 3 Mart tarihinde seçmen listelerinin kesinleştiği ilan edilmiştir. Seçim hukuku uyarınca seçimlerin sınırlı bir takvimde gerçekleştirilmesi nedeniyle, seçmen listeleri kesinleştikten sonra, taşıma seçmen veya başka bir nedenle seçmen olunamayacağı veya olunabileceği gibi iddialar ya da askı süresinin yetersizliği gibi nedenler ileri sürülememektedir.
Öte yandan listeler kesinleştikten sonra, listelerde adı yer almamasına rağmen oy kullanabilecek kişileri de yasa sınırlı olarak belirlemiştir. Bu kişiler de askı süresinde başvurmalarına rağmen kesinleşen listede adı yer almayan veya sandıklarla ilgili olarak resme görevlendirilen kişiler olup, bunların da hangi koşullarda oy kullanabilecekleri, Yasanın 86 ncı ve izleyen maddelerinde sınırlı olarak sayılan kişilerdir.

Seçim Yasası’nın 86/son maddesinde de, yine kesinleşen seçmen listesinde yer alsa bile, seçmen yeterliliğini kaybettiren durumları oy verme gününe kadar resmi belge ile ortaya konulan kişilerin de oy kullanamayacağı, örneğin adı kesinleşen listede olsa bile Seçim Yasası’nın 8 inci maddesinde belirtildiği üzere, bu arada kısıtlanan veya (bu dönemde bile kesinleşen bir mahkümiyet kararı gereği) kamu hizmetlerinden yasaklananların ya da tutuklu seçmen listesinde kayıtlı ilen bu dönemde tahliye olanların oy kullanamayacağı öngörülmüştür. İşte seçmenlerle ilgili bu durumlara aykırı olarak oy kullandırılması veya kullandırılmaması, bu durumun da ancak seçim sonucuna etkili olması, yani ancak bir seçilememe durumu yaratacak olması, bir olağanüstü itiraz nedenidir. Bunların da kanıt ve dayanaklarının ortaya konulması gerekmektedir. Bunların dışında kesinleşen seçmen kütükleri ve seçmen listeleri ile ilgili konular, asla ve asla olağanüstü itiraz konusu yapılamaz.

Diğer olağanüstü itiraz nedenleri

Seçim sonuçlarına etkili olabilecek, seçmen ve adaylar dışındaki, maddi vakıa ve olaylar da, açıkça kanıt ve gerekçeleri ortaya konularak, olağanüstü itiraz konusu edilebilir. Bu açıklamaları gözetince; İstanbul yerel seçimlerinde hukuk ve demokrasi deniliyorsa, hukuk ve demokrasi dolanılmamalı, hukuk ve demokrasinin gereği yerine getirilmelidir.

Ömer Faruk Eminağaoğlu /YARSAV Kurucu Başkanı

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ömer Faruk Eminağaoğlu