Veysel Ulusoy

Sosyal(ist) piyasa ekonomisi

28 Nisan 2019 Pazar

Önümüzdeki on beş-yirmi yıl koordinasyonlu piyasa ekonomisi ya da diğer adıyla sosyal piyasa ekonomisi yaklaşımını çok sık duyacağız gibi. Özgür seçme ve sosyal refah öğelerinin temelinde oluşan bu yaklaşım, kapitalizmin çıkmaz sokaklarında yeni çıkış noktaları arayan bir yol, aslında üçüncü bir yol yöntemi.

***

Serbest piyasa ekonomisi olarak adlandırılan ve tamamen özel sektör üretim ve girdi yumağına bağlı kapitalist ekonomik sistemde gelir dağılımı ve refah toplumu kavramları önemli bir yer tutmuyordu. Tutmadığı gibi, bu öğeler hep kulak ardı ediliyor, buralarda oluşacak sorunları zaten serbest piyasa kendi kendine çözecektir mantığı işliyordu.
İşlemediği açık artık!
Bundan dolayı, Kıta Avrupası’nda başlayıp ABD’ye sıçrayan ve yavaş yavaş ısıtılan, kapitalizmin temeli olan “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” doktrini ile sosyalist ekonomik yaklaşımların arasında yeni bir yöntem, üçüncü bir ekonomik sistem doğuyor.

***

Gelir dağılımı, refah ekonomisi, çevre sorunları, adil rekabet gibi bu zamana kadar sıkça duymadığımız, duysak da şaşırdığımız konuların artık serbest piyasa ekonomisinde kapsama alınması gerektiğinin dillendirildiğine şahit oluyoruz.
İçinde piyasa ekonomisiyle koordinasyonlu hareket eden, çoğu zaman da piyasa temelli olmayan ilişkilerin varlığı, firma ve diğer aktörlerin işbirliği zeminini kapsayan, arz ve talep evliliğinden başka faktörlerin bulunduğu bir yapıyı görüyoruz.
Öyle ki, üretim ve satış üzerine kurulmuş bu yapının içine emek konularak yine özel mülkiyete önceliğin verildiği bir denklem bu. Bu çatıda “eşitlikçi”, işsizliğin, engelli ve yaşlı istihdamının ön planda tutulduğu bir emek piyasasının varlığını hisseder gibiyiz.
Dahası da var.
Üretimde birliktelik,
Rekabet yerine farklılaştırılmış ürün rekabeti,
İşe giriş-çıkışların daha koordineli olduğu, kurallara bağlandığı bir emek piyasası,
Uzmanlığa dayalı ve uzun dönemli çalışmayı teşvik eden, istihdam garantili bir işgücü piyasası,
Endüstri seviyesinde toplu aksiyona dayalı ve özellikli bir çalışma yaşamı,
Yüksek oranlı bir sendikalaşma,
İmalat sanayii yoğunluklu bir üretim süreci,
Teşvik yerine bilgi paylaşımlı bir üretim ve girdi süreci... konuları, tartışılanlar ve tartışılacak olanlar.

***

Gelir dağılımı, çevre sorunları, uzun çalışma saatlerine dayalı emeğin sorunlarının hep bir tarafa bırakıldığı ve artık şirket kapitalizmine dayalı üretim ve satış temelli bir ekonomik sistemin yürüme yeteneğini kaybettiği bir zamanda ortaya çıkan “koordinasyonlu piyasa ekonomisi” akademik hayatı da oldukça meşgul edecek gibi.
Etsin de! Çünkü içerisinde birlikte üretim ve paylaşım, bölgesel kalkınma ve en önemlisi insan ve doğa var.