Köşe Yazısı

A+ A-

Uygarlık ve barbarlık...

29 Nisan 2019 Pazartesi

12 bin yıl önce Göbeklitepe’de ilk uygarlığın izleri bulundu.
Anadolu’da, Urfa’da insanlar taş üstüne taş koydular.
Ev yaptılar, tapınak yaptılar, yol yaptılar, çarşı yaptılar.
İnsanlık tarihi değişti, yerleşik yaşam yeniden tanımlandı.
Sevinelim mi? Seviniyor muyuz? Sevinecek miyiz?
Topraklarımızda bulunan bu uygarlık yüzümüzün akı mı?
Güzel bir tören yapıldı. Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası güzel bir konser verdi. Şefimiz Rengin Gökmen ustamız bu uygarlığın heyecanını anlattı.
Göğsümüz kabarsın mı?
Tam “elbette, ne güzel bizim topraklarımızda” derken birden bakıyoruz ki, bu toprağın taşları içimizdeki barbarların eliyle başımıza yağıyor.
Barbarlar “vurun, öldürün” diye bağırıyorlar. Taşlar, sopalar, yumruklar bizi kovalıyor. Canımızı kurtarmak için kaçıyoruz.
12 bin yıl sonra bugün, barbarlar ülkemizde bu toprağın evlatlarına saldırıyor, “vurun” diye bağırıyorlar, “yakın” diye çığlıklar atıyorlar.
Yöneticilere bakıyoruz “acaba bizi korurlar mı?” diye.
Bir yönetici barbarlara konuşuyor: Mesajınızı verdiniz.
Başyönetici, “Gaz sıkışması var” diyor.
Onlardan bir umut yok, anlaşılıyor.
Bizim umudumuz Göbeklitepe anlaşılan.
Gidip oraya sığınalım.
12 bin yıl önceki uygarlar belki bizi korur.
Saldırıya uğrayan muhalefet partisi başkanı dava açıyormuş.
Hukuk eliyle hakkını almaya niyetlenmiş.
Hukuk?
12 bin yıl sonra ülkemde hukuk aramak, saflığın da ötesine geçmiş.
Hukuk olmaz mı? Hukuk var elbette. Koskoca adalet sarayları var. Mahkeme salonları var. Yargıçlar var. Savcılar var. Avukatlar bile var. Hepsinin kürsüleri var, cüppeleri var.
Sadece “adalet yok”.
Adalet? Hayır yok. Hukukun adalet için olduğu unutulmuş.
Adalet sözcüğü bir silgiyle silinmiş gibi.
Hukuk, iktidar şiddetinin kılıflı sopası olmuş.
Yargıçlar, emir bekleyerek karar veriyor.
Savcılar, emre göre savlarını hazırlıyor.
Avukatlar çaresizlik içinde görev yapmaya çalışıyor.
Hukuk mu? Yanılmayalım. İktidarın emrinde.
İlk uygarlıktan 12 bin sonra, 2019 yılında, ülkemde.

***

2019 yılında, nisan ayında bir fotoğraf gazetemde.
Önder Çelik, Emre İper, Musa Kart, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara, Güray Öz.
Cumhuriyet gazetesinin eski yöneticileri, yazarları, çizerleri.
Terör örgütlerine yardım eden yayın yaptıkları savı ile ceza alıyorlar. Böyle bir şey olmadığı kanıtlandığı halde.
Bu iddianın sahipleri bile biliyorlar elbette.
Ama işte hukuk, o kime hizmet ettiği belli olan hukuk, onları cezaevine gönderiyor.
Onlar bu zulmün hükmüyle yatar ve çıkarlar. Ama zalimin üzerine yapışan leke hayatı boyunca çıkmaz.
Haksızlık onlarla da sınırlı değil.
Haksız yere hapislerde yatanlar. İşlerinden atılan, hiçbir yerde çalışmasına izin verilmeyen akademisyenler, aile boyu cezalandırılanlar.
Artık taşlı, sopalı saldırıları hazırlayanlar, özendirenler, koruyanlar.
Çalınmaya çalışılan İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi.
Suç uydurmak için çalışanlar, kanıt yaratmaya çalışanlar, ne pahasına olursa olsun üste çıkmaya çalışanlar.
Göbeklitepe’den 12 bin yıl sonra bir “Utanç Tarihi” yazmaya çalışanlar.
Yeni nesil barbarlar.
Kıravatlısı var, eğitimlisi var, küstahı var, cüretlisi var.
Ama barbar. Yeni nesil barbar bunlar.
Bile bile. Göz göre göre. Açıktan her şeyi çiğneyen barbarlar.
12 bin yıl öncesine mi sığınalım?
Yoksa, yoksa, birleşelim de bu barbarlara meydan mı okuyalım?
Yoksa birleşelim de bu barbarlara uygarlığın gücünü mü gösterelim?
Gelin, öyle yapalım.
Pısmayalım, sinmeyelim, birleşelim, onlara uygarların gücünü gösterelim.
Milyonların gücünü gösterelim.
Bu toprakların uygar gücünü ortaya koyalım.
Ve uygarca, insanca yaşayalım...

Tümü Erdal Atabek - Son yazıları

Asla vazgeçmeyelim, asla. 17 Haziran 2019 Pzt
Doğruyu bilmenin sorumluluğu... 10 Haziran 2019 Pzt
Bir yerde bir saray varsa eğer... 3 Haziran 2019 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Güray Öz, Önder Çelik