Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Meclis Açılırken...

4 Ekim 2008 Cumartesi

Hangi güne karşılık gelirse gelsin, TBMM 1 Ekim günü açılıyor ve yeni yasama yılı başlıyor. Biz de hemen her açılışta, yeni dönemin siyasal görünümünü paylaşıyoruz. Bu yıl da geleneği bozmayalım, Meclis yelpazesinin renklerinde dikkati çekenleri paylaşalım...

2007-2008 yasama yılı tüm partiler için zorlu geçti. AKP, 22 Temmuz seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanlığı koltuğunu da ele geçirmenin verdiği olağanüstü özgüvenle yeni döneme başladı. Art arda gelen çıkışlar, adımlar, kapatma davasını doğurdu. Dava siyasal gelişmelere damgasını vurdu. Daha da vuracak. Zira, önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını açıklaması bekleniyor. Alınan kararın gerekçeleri AKP’nin atacağı adımlar için belirleyici olacak.

Yılın ilk yarısında kapatma davasını para cezasıyla atlatan AKP, ikinci yarıya yolsuzluk iddialarıyla girdi. Şaban Dişli’yi Deniz Feneri, onu Fırat’la ilgili iddialar izledi. Kabul etmek gerekir ki, bunda belirleyici olan CHP ve Grupbaşkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu idi. Türkiye, yıllardır yolsuzluk iddialarına kulaklarını tıkamıştı. Öyle anlaşılıyor ki, bu dönem kapandı. Yeni yasama yılı, yolsuzluk iddialarının daha çok konuşulduğu, belgelerin değerinin arttığı bir süreç olacak...

***

Meclis’in iki büyük partisi olarak AKP’nin ve CHP’nin oluşturduğu siyaset, gündemin belirleyicisi oluyor.

Bu doğal...

Meclis’te başka parti yok mu?

Var... Sonraki iki parti MHP ve DSP...

Her iki partinin de şöyle bir yol izlediğini görüyoruz:

AKP ve CHP Türkiye’yi germektedir. Birbirlerine yönelik suçlamalar, suni gündem oluşturma girişiminden başka bir şey değildir. Gerilimden iki parti de beslenmektedir.”

Her şeyi bir kenara koyalım; diyelim ki, bu iddia doğru.

MHP ve DSP ne yapıyor? Onlar nasıl bir siyaset izliyor?

Her iki parti şu yanıtı verebilir:

Aman haksızlık etmeyin, biz görüşlerimizi söylüyoruz ama, medya hak ettiğimiz yeri vermiyor.”

Kılıçdaroğlu olayı, medyanın gerektiğinde gerçekleri görmeye zorlanabileceğini ortaya koydu.

Muhalefet sadece sandalye sayısına bağlı da değildir. 1960’ların TİP’i, 1980’lerin RP’si buna en somut örneklerdir.

***

Önümüzdeki dönemin bir başka belirleyeni şu olacak:

Yerel seçimler...

Hazırlıklar, perde gerisi, perde önü çalışmalar başladı bile.

AKP, şu anda elinde bulundurduğu belediyeleri çantada keklik görüyor. Yenilerini eklemek için plan yapıyor. Kullandıkları sözcükler nasıl bir hesabın içinde olduklarını da gösteriyor. Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen geçen hafta yaşadıklarını aktardı. AKP ele geçirmek istediği belediyeler için “teslim alacağız“ yaklaşımı içinde.

CHP’nin zorlukları ve fırsatları var...

AKP, iktidar olanaklarını akla gelen gelmeyen her yöntemle kullanacak. Valilerin AKP il başkanının yardımcısı gibi kullanılmasından Hazine’nin seçim kolu haline getirilmesine kadar...

Merkez sağdaki çöküş AKP’nin çıtayı daha da yükseltmesine neden oluyor. Ancak tüm merkez sağın AKP’ye kaymadığı dikkati çekiyor. Eskiden DYP ve ANAP saflarında siyaset yapmış kimi politikacılar yönünü CHP’ye çevirmiş durumda...

Böylesi katılımlar partilerde matematiksel etki yapmaz. Bazen katılım eksi yazar, bazen çarpı...

ankcum@cumhuriyet.com.tr

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Bayındırlı Yörük Ali’nin Özbekistan’a soğan seferi! 21 Mart 2019 Per
Seçimin dili... 20 Mart 2019 Çar
Cinnet İttifakı... 19 Mart 2019 Sal