Türkiye’yi çöktürme kararı, YSK, iktidar, Kuvvetler Birliği ve Einstein

09 Mayıs 2019 Perşembe

Hepimiz YSK’ye yükleniyoruz. Onların, ülkenin 70 yıldır en azından seçimlerde hakemlik yapma istikrarını sürdürmekten vazgeçip iktidarın siyasi aletine dönüşmesine veryansın ediyoruz. Şüphesiz ki doğru, eleştiriler sonuna kadar haklı.. Bu kararın altına evet imzası atanlara yargıç demek beyhude olur, daha çok iktidarın yargıç kılığı-kılıfı-cübbesi altında YSK’ye sokuşturduğu siyasi kişiler diyebiliriz ancak.
Bu sokuşturma sadece YSK’de olsa.. Yargıda da AKP’nin siyasi cellatları diyebileceğimiz diziyle insanı var. Buna, devleti bütünüyle AKP’leştirme, partileştirme, iktidarın borazanı kılma diyoruz.

Anıtsal emir
Bu nedenle “kuvvetler ayrılığı”, demokrasinin, siyasi yönetim için vazgeçilmez, anıtsal bir emridir.
Bugün devletin tüm temel idari yönetimleri AKP’lidir. Tek bir bağımsız vali, kaymakam vb. var mıdır bilemem. Varsa bile istisnalardandır. Normal düzende, kuvvetler ayrılığının olduğu siyasi yönetimlerde, iktidara gelen siyasi partiler şüphesiz ki devlet aygıtını kullanarak ülkeyi yönetir, ama devlet aygıtını yönetenler, yasalara bağlıdır; iktidarın tercihleri konusunda yasaları eğip bükmezler, bükemezler, yasal olmayan emirlere uymazlar.
İster vali, ister yargıç vb. olsun.
Ama otoriter rejimler, diktatörler, Kuvvetler Birliğini ister ve kurarlar.
Böylece istemedikleri bir duruma devlet aygıtıyla hemen müdahale ederler.

Einstein kadar doğru
Yerel seçimlerde yaşadığımızın özeti budur.
Bu özet, ebedi ve ezeli şablonun geçerliliğini ve kullanışlığını yeniden ve yeniden hayatça doğruluyor.
Kuvvetler Birliğinin yol açtığı bu durum, Einstein’ın 100 kez doğrulanan Görelilik Kuramı, Darwin’in Evrim Olgusu kadar kanıtlanmış bir doğrudur.
Kuvvetler Birliğinde yaşananları yaşıyoruz, ama buzdağının henüz dokuzda biri ortadadır, 9’u ise su yüzüne çıkmayı beklemektedir. Otorite, iktidar tehlikeye girdiği süreç içinde, bir buzdağının altını da adım adım su yüzüne çıkartacaktır.
Karakterinden gelen, “elinde olmayan” kaçınılmaz sonuç olarak..

Belkemik sıfırlandı
YSK sürekli iktidarda kalmanın “garantisi”dir, iktidar için.
YSK’nin yıllar içinde seçimden seçime dayanacağı hiçbir ilkesi, yasası kalmamıştır. Bağlı olduğu yasaları sürekli ezmekte, çiğnemekte, eğip bükmekte ve iktidar lehine durumlar yaratmaktadır.
Mesela 2014 seçimlerinde Sadi Güven şöyle diyordu:
Kesinleşmiş seçmen listelerinin yeniden incelenmesi mümkün değildir. Mazbatanın iptali istenemez.. Yolsuzluk tespit edilirse, seçim yenilenmez.. yolsuzluk yapanlar ceza mahkemesinde yargılanır.”
Cumhurbaşkanlığı seçiminde damgasız oyların geçerliliğini, iktidarın lehine yorumlamıştır. Muhalefetin itirazlarını hep reddetmiştir.
6 Mayıs kararları ise, YSK’nin hiçbir belkemiğinin kalmadığının, olmadığının, tam bir iktidar aracı ve tek görevinin iktidarı orada tutmak olduğunun kanıtlarıdır.
Geçmiş olsun.

‘Seçim kaybetmeyeceğim’
İktidar bu destek yapısının 6 Mayıs kararını, geçen aralık ayında çıkarttığı yasa ile, 6 YSK üyesinin görevini, anayasaya yasalara aykırı olarak 1 yıl uzatmakla hazırladı! Bilerek ve isteyerek. Anayasa mahkemesi bile kendi varlık nedeni olan anayasaya aykırı bu karara itirazları reddetti! (Seçim yasalarında değişiklik, seçimlere bir yıldan az süre varsa uygulanmaz).
Kemal Göktaş, seçimleri iptal kararı verenlerden 5’inin, yasayla görev süresi uzatılanlar olduğunu yazdı.
İktidar “asla seçim kaybetmeyeceğim” kararında ve bunu da siyasi yargıçlarıyla gerçekleştiriyor.
23 Haziran’da İstanbul halkı ve tüm Türkiye, kendisine dayatılan bu zor oyunu bozabilir, milletin gücünü bütünüyle, yasal olarak, tüm vicdanları harekete geçirerek bozar, yırtar, atar.
İktidarın büyük bir devlet gücü ve trilyon parasal gücü var.
Milletin de vicdanı.. Kendisi, varoluşu..
Bu güç harekete geçerse zor oyun bozulur, yargıç devleti falan..