Veysel Ulusoy

Simitçi Hüseyin Efendi ve Merkez Bankası

12 Mayıs 2019 Pazar

Enflasyon, döviz kuru ve faizi aynı anda kontrol etmenin olanaksız olduğunu her ekonomist bilir. Tüm uygulama ve ekonomik yaklaşımlar öncelikle enflasyona dayalı bir hedef koyup, en azından faiz ve döviz kurunu piyasaya bırakmanın daha faydalı sonuçlar ortaya çıkaracağını belirtir. Merkez Bankası’nın bu süreçte rolü de ayrıca önemle vurgulanır.

***

Merkez Bankası kendine özgü politika araçları ile piyasayı yönlendirir, çalkantı olduğu dönemlerde ise müdahale eder. Bankanın amacı fiyat istikrarını sağlamak, aracı ise para arzının ta kendisidir.
Bu amaç son günlerde alışılagelmiş uygulamalardan farklı bir yönde ilerliyor. Finansal piyasalarda Merkez Bankası değil de, şimdi sanki merkez bankası gibi davranan devlet bankaları başrolü oynuyor... Ne mi yapıyorlar? Kurda oluşan herhangi bir kıpırdanmayı engellemek için piyasaların sığ olduğu gece yarısı yurtdışı piyasalara döviz, özünde ise ABD Doları satıyor.
Ne gariptir ki, aynı gün içinde de Merkez Bankası dövizi baskılamak amacıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verildiğini açıklıyor. Diğer bir ifadeyle, dövizin ateşini düşürmek için cephaneyi gelişigüzel harcıyor.

***

Merkezin aldığı bu karar ve aksiyonlar çok kısa dönemde hem faiz oranlarını yükseltti hem de rezerv ve döviz mevduatlarını azalttı. Orta vadede ise Merkez Bankası’nın kredibilitesi (güvenilirliği) olumsuz etkilenecek, üreticinin maliyetlerinde artış olacak ve bu ise enflasyonu tetikleyecektir.
En büyük kaybı ise ithalata bağlı üretim sürecinde olanlar ve sonuçta halk yaşayacaktır. Bunların başında ise simitçi Hüseyin Efendi geliyor. Zira susamından tuzuna, unundan şerbetine kadar ithalata bağımlı olan simit üretim maliyetlerinin yükselmesi ve dolayısıyla satışının azalması en çok onu etkiliyor.
Simitçi Hüseyin Efendi, Merkez Bankası’nın kararlarını doğru bulmuyor!

Dış ticaret verileri önemli bir şey söylüyor
Tüm bu seçim ve sorunlu ekonomik süreçte, geçen cuma günü bir veri geldi önümüze: 2019 mart ayı dış ticaret endeksleri.

***

Bu verilere göre birim değer endeksi önceki yılın aynı ayına göre ihracatta yüzde 6.3, ithalatta ise yüzde 1.7 azaldı. Miktar endeksi ise önceki aya göre ihracatta yüzde 2.9 arttı, ithalatta ise yüzde 0.5 azaldı (Grafik). Dış ticareti ülkelerin zenginliği, teknoloji transferi ve ilerlemesinin göstergesi kapsamında düşündüğümüzde, sıradan bir veri akışı değil bu. Aksine, ekonomide bir ayrışmayı, bir kırılmayı gösteren fotoğraf var karşımızda. İhracat değer olarak azalırken, sanayideki daralmayla beraber düşünüldüğünde, sattığımız ürün miktarının artış göstermesi “fakirleştiren küçülme” olgusunu getiriyor önümüze.
Uzun sürecek bir fakirleşme gibi.