Köşe Yazısı

A+ A-

Ağaç Meselesi

Paylaş
instela'da paylaş
10 Kasım 2014 Pazartesi

‘Ben çevrecinin daniskasıyım...’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu sözleri söyleten neydi?
Erdoğan bu ifadeyi yüz binleri sokağa döken Gezi Ruhu ile yüz yüze kalınca söyledi. Yalnızca üçüncü köprü, üçüncü havalimanı gibi devasa projelerde değil, İstanbul’un göbeğinde rant yaratmak için ağaç kesildiğinde halkın gösterdiği büyük direnç karşısında söylemek zorunda kaldı.
Hâlâ da Gezi’yi aklından çıkarabilmiş değil. Bakın daha geçen hafta konu Kobani olmasına karşın o yine Gezi’yi hatırlattı. Kobani eylemleri için HDP’yi suçlarken “Hani o iki tane ağaç bir yerden sökülüp bir yere dikildiği zaman İstanbul’u ateşe verdiler mi? Verdiler. Ne dediler, ‘Hâlâ anlamadın mı ya, mesele ağaç değil’dedi.
Evet doğru. Gezi’de mesele tek başına ağaç değildi. AKP iktidarının bireylerin yaşam biçimlerine her geçen gün artan müdahalesi ve Erdoğan’ın otoriter tarzda bağırıp çağırmalarına karşı halkın isyanıydı Gezi.

Ağaç nöbetindeki ülke
Ancak, Erdoğan anlamak istemese de, mesele aynı zamanda ağaçtı. Türkiye’de yüz binlerin bir ağaç için eyleme geçebildiğini tüm dünyaya Gezi gösterdi.
Meselenin aynı zamanda ağaç olduğunu geçen hafta Yırca’da bir kez daha gördük. Kendilerine iktidarın hukuk tanımaz uygulamalarını örnek alan bir şirket bir gecede 6 bin ağacı kökünden söküverdi. Hem de bunu engelleyen yargı kararını bile bile. Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararını kamuoyu duymadan zeytinlikleri katlettiler.
Aynı geçen yıl ODTÜ’de ve Ankara Devlet Tiyatroları’nın arazisindeki ağaçların yok edilişi gibi. Yine gecenin bir yarısı, yine sabaha karşı.
Neden gece yarısı? Çünkü halkın tepkisinden korkuyorlar. Soma’da da bir kez daha görüldü ki artık bu ülkede insanlar ağaçları için nöbet tutma noktasına geldi.
Zeytinleri kökünden eden şirketin otobüsle taşıdığı özel güvenlik görevlileri köylüleri döverken devletin polisi, jandarması ise sessizdi.
Bu katliam iktidarın koruması altında yapıldı. “Seçimde oyları aldık. 4 yıl boyunca istediğimizi yaparız. Ne yurttaş, ne yargı, ne medya ne de başka hiçbir kurum ya da kuruluşu takmayız” diyen iktidarı örnek alıyor şirketler de.
AKP de zaten bir süredir kamu alanında yargı denetimini tamamen ortadan kaldıracak düzenlemeler çıkarmakla meşgul. Artık halk ikidarın hukuk dışı uygulamalarına karşı yargının bile yeterli bir güvence sağlamadığının gayet farkında. Bu gerçek hâlâ tartışması süren ‘Ak Saray’ konusunda açıkça görüldü. Tüm mahkeme kararlarına rağmen inşaat Erdoğan’ın talimatıyla yürütüldü, bitirildi ve Saray faaliyete sokuldu.
İşte bu yüzden de sadece Yırca’da değil, Validebağ’da da Anadolu’nun başka yerlerinde de halk iktidarla hesaplaşmak için seçimleri beklemek yerine kendi ağacına kendisi sahip çıkıyor.

Çözüm sürecinde temel sorun
Kobani eylemleri sonrasında geçen haftayı ‘Çözüm süreci bitti mi?’ tartışmasıyla geçirdik. Süreçte müzakere yürüten diğer tarafların hata ya da sorumluluklarına ilişkin söylenecek sözler elbette var. Ancak resmi muhatabımız olarak asıl sorumluluk hükümette. İktidardan net bir şekilde ‘Çözüm süreci devam edecek. Şu adımları atacağız, ondan sonra da böyle işleyecek’ açıklaması gelmiş değil. Ancak bugüne kadar kapalı kapılar ardında yürütülen sürece ilişkin önemli kararlar aşamasında olduklarının sinyalleri artıyor.
Bu hayati kararları tartışırken AKP iktidarının aklı bir yandan da öne çekmeyi düşündüğü 2015 seçimlerine takılı kalmış durumda. Hükümet (ve Erdoğan) nihai kararı, bunun seçimde kendilerini nasıl etkileyeceğine bakarak alacak. Aslında geriye doğru bakılırsa AKP’nin süreci hep seçimlere, sandığa endeksli götürdüğü açıkça görülmekte. İlkesel bir tutum takınarak, ülkenin kangren olan bir sorununu çözmek yerine hep kısa vadeli hedeflerle hareket ettiler. Görülen o ki, şimdi de çözüm sürecinin önündeki temel engel, iktidarın ‘Bize seçimde kâr mı yoksa zarar mı getirecek?’ şeklindeki bu bakış açısında yatıyor.

‘Deniz Mektupları’na büyük ilgi
Türkiye‘nin ve özel olarak devrimci sol hareketin tarihinin sembol ismi Deniz Gezmiş’in bugüne kadar hiç bilinmeyen yönlerini beş gündür yazarımız Can Dündar’ın usta kaleminden okuyoruz. Deniz’in son mektubunda ‘Bilim adamı olsun’ dediği kardeşi Hamdi Gezmiş bu diziyle ilk kez kamuoyunun önüne çıktı. Gün yüzüne çıkan mektup, fotoğraf ve anılara okurlarımız büyük ilgi gösterdi. Gelen mesajları dizinin ardından yayımlayacağız. Yakın tarihin bilinmeyenlerine yönelik bu büyük ilgi, yeni çalışmalar konusunda bizi teşvik etti.

***

Modern Türkiye’nin kurucusu, ulu önderimiz Atatürk’ü ölümünün 76. yıldönümünde saygıyla ve yaptıklarına karşı minnetle anıyoruz.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar, Deniz Gezmiş