Köşe Yazısı

A+ A-
Arif Kızılyalın

Başakşehir niye kaybetti?

Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
23 Mayıs 2019 Perşembe

Süper Lig’de Galatasaray şampiyon oldu. Hem de Türk futbolunun en önemli projelerinden biri olan Başakşehirspor FK’yı alt ederek...
Evet bir proje takımı Başakşehir. Bunu kimse inkâr etmiyor. Öyle ki, Sayın Cumhurbaşkanı bile Başakşehir’i borç batağındaki futbol dünyası içinde iyi bir model olarak göstermişti zirvede tek başınayken!
Peki, bu proje, son 8 haftada 8 puan öndeyken nasıl şampiyonluğu verdi?
Öncelikle şunu kabul edelim ki, Başakşehir ve teknik direktör Abdullah Avcı’nın final kültürü yok. Geçen yıl da öyleydi önceki yıllarda da hatta 2011 yılında Türkiye Kupası’nı kaybettikleri Beşiktaş maçında da aynı sonla karşılaşmışlardı; okyanusu geçip derede boğuluyorlar!
Nitekim, Galatasaray’la son iki yılda üst üste 2 final oynadılar, kazansalar şampiyon olabilecekken kaybedenler tarafında kaldılar.
Yine kadro mühendisliği konusunda fena halde sıkıntılılar. Örneğin, ellerinde üst düzey tek stoper (Epureanu) varken onun alternatifi Da Costa’yı yollamak, ara transferde savunmaya takviye yapamamak ya kendine aşırı güvenin göstergesi ya da bu kulüpte transferleri işi bilmeyen bir heyet yapıyor. Mesela Adebayor dururken, sakat Demba Ba’yı kiralamak ve iki futbolcudan verim alamamak, yine Visca gibi bir kenar oyuncusu varken, kaprisli Robinho’yu getirmek, Abdullah Avcı’nın değilse de takımın kimyasını bozan “ara transfer” hamleleriydi...
Takımın yaş ortalaması da bir başka sorun yitirilen şampiyonlukta. Eğer yaşlı oyunculardan kuruluysanız, ağır sakatlıkları iyi hesaplamanız, özellikle kilit mevkilerin alternatiflerini yaratmanız gerekir. Mesela, final maçında 1-0 öndeyken Emre Belözoğlu sakatlanınca orta alanı, dolayısıyla da maçı Galatasaray’a bıraktılar.
Ve sempati konusu!
Yine kabul etmemiz gerekir ki, Başakşehir’in bir kitle takımı olabilmesi için 40 fırın “Halk ekmek” yemesi gerekir. Çünkü arkanızda, yüz binler, milyonlar yoksa, hele hele kamuoyunda, “bir zümrenin takımı”, “iktidarın takımı”, “AKP’nin takımı”, “Akbilspor”, “Arda’nın parasını halk ekmek ödedi” vb. gibi bir algı yaratıldıysa, kollanarak bir yere kadar gelebilirsiniz. Arkanıza tribünlerin büyük ağabeylerinden birini almazsanız, yol yürüyemezsiniz! Bu işler 2 bin 500 seyirci ortalaması (onun da bir bölümü belediye çalışanı) ile olmaz! 513 seyirci ile “final” maçına gelirseniz de kaybeden taraf olursunuz.
Bir de hakem meselesi var ki, bu durum da kamuoyu algısı ile ilintili aslında.
Kabul edelim ki, Başakşehir bu yılın lehine en çok hakem hatası yapılan takımıydı. İş ayyuka çıktı, benzeri hatalar önce Beşiktaş, son düzlükte de Galatasaray lehine gerçekleşti. Daha doğrusu futbol dünyasındaki ilahi güç(!) işi dengelemeye çalıştı ve “finali kim kazanırsa o şampiyon olsun, ihale bize kalmasın” rüzgârı esti.
Kazanan da final ve kupa kültürüne sahip Galatasaray oldu. Bu konuda Fatih Terim faktörü de unutulmamalı. Çünkü Terim tünelin ucunda ışığı gördü mü, takımını karanlıktan çıkarabiliyor.
Bu bağlamda, Başakşehir FK, 23 Haziran seçimi sonrası eğer yatırıma devam edecekse, kadro mühendisliğini iyi yapmalı, her maçına gelecek 20 bin seyirci bulmalı, en önemlisi üzerindeki “Belediye destekli takım” izlenimini silmeli, sempatik takım olmalı!

***

Kollanma demişken; sosyal medya merkezli bir haber dolaşıyor, “Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneğinden Trabzonspor’a para aktarıldı” diye. Doğrudur, değildir bilinmez ama Trabzonspor Başkanı çıkıp konuya açıklama getirmeli. Çünkü Trabzonspor’a böyle bir para verildiyse, “Şampiyonluk yaşayan diğer 4 kulüp ile daha geniş platformda düşünürsek 142 profesyonel takımın ne günahı var?” sorusu gelmiyor değil aklımıza!

Tümü Arif Kızılyalın - Son yazıları

TFF kurulları niçin seçil-e-miyor? 17 Haziran 2019 Pzt
Marş saygısızlığı, İzlanda krizi ve ilgisizlik 11 Haziran 2019 Sal
Onurlu başkaldırış 9 Haziran 2019 Paz

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Abdullah Avcı, Demba Ba, Emre Belözoğlu, Fatih Terim