Veysel Ulusoy

İş yaratmak

26 Mayıs 2019 Pazar

Devlet iş mi yaratır...
Belediyeler istih­dam yaratmakla mı uğraşırlar...
Ya özel sektör?
...
Kavramlar ile boğu­şarak geldik günümüze. Kurumlar arası görev ve paylaşım, etkileşim ve uyumun yerine “her yapı birbirinden bağımsız, herkes kendi görevi­ni yapsın, diğerlerine karışmasın” anlayışını dayattık.
Tam da bu anlayış ve uygulamalar önümüze kalıcı bir işsizlik olgusunu getirdi. Getirmekle kal­madı, işgücü piyasasının tüm genetik yapısını da bozdu.
Nasıl mı, açıklayalım!

***

An itibarıyla, resmi rakamlar işsizlik oranını yüzde 14.7 ve buna karşı­lık gelen işsiz sayısını da 4 milyon 730 bin kişi gös­teriyor. Söz konusu oran, en son yaşanan küresel kriz sonrası eriştiğimiz, işsiz sayısı ise ekonomi tarihimizin gördüğü en yüksek seviyede...
Detaylar birkaç önemli noktayı vurgulamamızı gerektiriyor...
Toplam işsiz sayısı tarımda çalışanların sa­yısını aştı...
İşsizler ordusu sanayi sektöründeki istihdam büyüklüğüne yaklaştı...
Kriz dönemlerinde hane halkı davranışını yansıtan kadınların emek arzı oranı yerinde saydı...
Uzmanlık ile mesleğin buluşması anlamına ge­len “kaliteye ve etkinliğe dayalı istihdam”daki azalış ve işsizlikteki artış kalıcı hale geldi.

***

Her biri başlı başına büyük sorun ama kadın­ların emek arzının, tüm istatistiki zorlamalara rağmen, hâlâ yüzde 34’ler seviyesinde bulunması en basit açıklaması ile eko­nominin artık istihdam yaratma gücünü ve “za­ten iş bulamam yaklaşımı” ile kadınların işgücüne bile girme gayret ve düşüncesini kaybettiğini göstermektedir.
Verilerin bir de arka yüzü var tabii. Çoğu zaman bu yüz, görmedi­ğimiz bazı gerçekleri söy­lemeye çalışır. Bunlardan biri uzmanlığın çalışma alanı ile buluşması olgu­sudur.
Bir mühendis muhase­be alanında, bir ekono­mist tarlada ve bir uçak mühendisi bankanın hazine bölümünde istih­dam olanağı bulmuşsa, o işgücü piyasası etkin ve verimli değildir ve ka­liteye bağlı işsizlik mev­cuttur. Kriz döneminde bunun yansımasını en çok da işteki durum ve ekonomik faaliyetlerine göre istihdam edilenlerde görürüz. Örneğin, ekono­mik sürecin gereği olarak günümüzde sanayi, tarım ve inşaat sektörlerinde çalışan sayısı aşırı bir şekilde azalırken, hizmet­ler sektöründe artması, uzmanlık ile çalışma ala­nının buluşmadığının açık bir yansımasıdır.

***

Kadın emek arzındaki seviyeyi ve işsizlerin ta­rımda çalışanları aştığı gerçeğini bu son olgu ile birleştirdiğimizde, sorun­ların kısa zamanda çözü­lemeyeceğini ifade etmek zor olmasa gerek.

Belediyeler iş yaratır mı?
Ülke refahının en önem­li mikro yansımalarını böl­gesel kalkınma sürecinde görürüz. İfade edilenlerin aksine, yerel yönetimlerin birçok proje ve planda olduğu gibi, istihdam ya­ratma ve uygulama alan­larında da rolü büyüktür. Öyle ki, sokaktaki suç oranını azaltmadan eğiti­me, çocukların gelişimin­den kültürel faaliyetlere, yatırımlardan sosyal refa­hın iyileştirilmesine kadar olan tüm süreçlerde yerel yönetimler daha etkin rol oynarlar...
En önemlisi de nedir biliyor musunuz?
İnsan sermayesini şekillendiren, geliş­menin en önemli yüzü olan kadınların toplum yaşamına dokunmasını sağlamak!
Bunu da en etkin bir şekilde yerel yönetimler yapar!