Mehmet Faraç

Görmemişem, Duymamışam!..

08 Ekim 2008 Çarşamba

ABD istihbaratının boş bir dayanak olduğunu ne kadar yazıp konuşsak da, kimileri halen PKK terörünün CIA desteğiyle yok edilebileceği hayalinden uzaklaşamıyor! O CIA değil miydi ki, 11 Eylülde ikiz kulelere, Pentagona intihar saldırıları düzenleyen El Kaideyi fark edemeyen!.. Usame bin Ladini 10 yıldır bulamayan!.. Dağlıcayı, Aktütünü gör(e)meyen!.. İşte bu ABDden medet umuluyor! Amerika sınırı gözetliyormuş, uydudan her şeyi görüyormuş ve Türkiyeyi uyarıyormuş!.. PKKnin cirit attığı Kuzey Irakta Kürt devleti kurmak isteyen ABD, sınırdaki teröristleri ihbar eder mi?..

Buyrunuz bakınız; ABD istihbaratından umut beslemenin ne kadar boş olduğunu görünüz: Son 45 gün içinde terörist gruplar Kandilin iki yakasında, ABD askerlerinin ve Kuzey Irak yönetiminin gözleri önünde geniş katılımlı toplantılar yaptılar! İlkini PKK düzenledi. Örgüt 10. kongre adı altında tüm kadrolarını mağaralarda pervasızca bir araya getirdi! Toplantıyı sık sık öldü haberleriyle gündeme gelen Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan gibi üst düzey militanlar yönetti. Üstelik toplantı 21- 30 Ağustos tarihleri arasında, teröristlerin iddiasına göre hava saldırılarının arttığı bir sürece denk geldi!..” Kandilde 300den fazla militan 10 gün boyunca önümüzdeki süreçte nasıl bir eylem stratejisi uygulayacaklarını tartıştılar! Sonuç bildirgesi yayımlayıp, halay çektiler! PKK kurucularından Ali Haydar Kaytan,Kongrenin biricik görevi Aponun özgürleştirilmesidir dedi. Sonra da, Kongre bütün eylemlerini bu hedefe kilitledi. Artık eylem anıdır diye tehditler savurdu!

ABD yalnızca bu toplantıyı değil, Kandilin diğer yakasında PKKnin İrandaki kolu PJAKın (Kürdistan Kadın Özgürlük Partisi) 7. kongresini de fark etmedi!.. Üstelik toplantının 15-22 Eylül tarihleri arasında, Medya Savunma Alanlarında (Kandil Dağı) yapıldığı da açık açık duyurulmasına karşın!.. Toplantıya Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Avrupanın bazı ülkelerinden 120 delege katıldı!.. İşte Aktütün’deki 15 asker bu toplantıdan 10 gün sonra, PKK-PJAK işbirliğiyle şehit edildi!..

Sahi; Bush, Talabani ve Barzani bu kongrelere gönül bağı uğruna çelenk göndermiş midir acaba?.. Görmemişem, duymamışam, bilmiyem!..”

Siyasi Sorumlu!..

Fatih Altaylı salt takıyyeci siyasilere ve din-iman söylemiyle Müslümanları soyanlara değil, terörle mücadelede sorumluluktan kaçınanlara da lafını esirgemiyor. habertürk.comdaki dünkü yazısında, hem yukarıdaki saptamaları doğruluyor hem de terörle mücadeledeki asıl sorumluya dikkat çekiyordu:

Demek ki, el istihbaratı ile terörle mücadele olmuyormuş.’ Bu işin siyasi sorumluluğu unutulacak. ABD, söylediğinin aksine Türkiyenin terörle mücadelesine gerekli desteği vermiyor. Ancak Türkiye buna tepki gösteremiyor. Çünkü AKP, uluslararası meşruiyetinin ehliyetini ABDden alıyor. Bu desteği kaybetmemek için de ABD ile karşı karşıya gelemiyor. Terörle siyasi mücadele yürütülemiyor. Bunun yanı sıra AKP, yerel seçim öncesi bölgedeki oy potansiyelini kaybetmemek için Barzaniye de tavır alamıyor.”

Altaylı, özetle şöyle demek istiyordu: İşbirlikçiler, sahte müttefikler ve siyasal kaygılarını asker canından üstün tutanlar yüzünden Mehmetçik terör belasıyla baş başa bırakılmıştır!.. Yazıklar olsun!..

Ebed Müddet!..

Peki fatura niçin AKPye kesilmeli?.. Dünkü Yeniçağda Sabahattin Önkibar AKP iktidar olmadan bir ay önce, 2002nin Ekim ayında PKK terörünün sıfır noktasında olduğuna, 2008 Ekiminde ise örgütün eski gücüne ulaştığına dikkat çekmişti. Peki, AKP hükümeti ne yapabilirdi de yapmadı?..” Önkibar şu yanıtları vermişti:

AKP iktidarı Orgeneral Başbuğun Kara Kuvvetleri Komutanlığına atandığı günden beri ısrarla talep ettiği teröristin dağa çıkışını önleyebilirdi. İstihdam alanları yaratabilir, kültürel ve psikolojik çalışmalar yapabilirdi. 2002den sonra bozulan devletin caydırıcılığını yeniden tesis edebilirdi. Tersine; Avrupa Birliği istiyor diye devleti zaafa düşürecek yasal düzenleme adımlarını attı ve teröriste cesaret verdi. Kuzey Irak yönetiminin üstünde baskı kurabilir ve örgütü kıskaca alabilirdi. ABDnin bölgesel projelerine tereddütsüz boyun eğildi.”

Önkibar, herkesin üzerinde ısrarla durması gereken şu soruyu da sormuştu: Tayyip Beyin önceliği AKPnin ebed müddeti midir, yoksa Türkiyenin ebed müddeti mi?” İlahi Sayın Önkibar!.. Belli değil mi?..

 

Kuyruk Acısı!..

Altaylı da Önkibar da çok haklı... Malum kesim, Aktütün olayında faturayı TSKye kesmek için iki gündür nefret saçıyor! Bunların başını da asker düşmanı Vakit çekiyor. Bu gazete, pazar günü Sorumlular istifa etsin sürmanşetinin yanına Orgeneral İlker Başbuğun fotoğrafını koymuştu. Yazılarını küfürle süsleyen Hasan Karakaya ise, Askerin gö-revi, sınır bekçiliğidir. Askerin görevi; dağ başlarında Kuran kursu aramak, toplumun kılık-kıyafeti ile uğraşmak, Meclisi boykot etmek değildirdiyerek fırsatı kaçırmamıştı! Yani ne kadar kuyruk acısı varsa ortaya dökülmüştü. Üstelik aynı gazete dünkü sayısında TSK düşmanlığını şehit kanı üzerinden din ticaretine dönüştürmüştü! Şehit yakınlarının fotoğraflarının altına, Bu analar fino köpekli değil, başörtülü başlığı, bu düşünceyle atılmıştı! Taraf adlı gazete de işte bu yayınlardan feyzalmıştı. Dünkü Tarafta, Aktütünün ölü çocukları soruyor manşetinin altında, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanı generaller Meclisi protesto yerine Aktütünle uğraşsalardı denilmişti.

AKPnin terörle mücadeledeki duyarsızlığı, ilgisizliği ve başarısızlığı karşısında dillerini yutanlar orduyakin kusmaya devam ediyor!..

Avrupa ülkeleri PKKyi korumayı sürdürmektedir. PKK hâlâ Amerikanın egemen olduğu topraklarda varlığını sürdürüyor. Cinayetleri orada planlıyor, Türkiyenin topraklarında eylem yapıp yeniden Kuzey Iraka kaçıyor. Bundan hem Amerika hem de Irak yönetimi sorumludur. Kuzeydeki Kürt yönetimini saymıyorum, çünkü onlar Türkiyeden değil, PKKden yanadırlar.”

Tufan Türenç, Hürriyet

Altınovada neredeyse bir Türk-Kürt çatışması yaşanacaktı. Bir mahkeme, Her PKKliye karşı bir DTPli öldüründiye çağrıda bulunan bir yazıyı suç saymadı. Sınır ötesi harekâtla ilgili tezkere Meclisin gündeminde. Diyarbakır ve bölge belediyeleri, iktidar partisiyle DTP arasında bir çekişme konusu. Söz konusu konjonktürle ilişkili olarak saldırının provokasyonolduğu söyleniyor.”

Ali Bulaç,

Zaman

Doğru Reklam!..

Türkiyede ne yazık ki Atatürkçüleri hedef gösteren, Türk Silahlı Kuvvetlerine hakaret eden, Müslümanlar soyulurken kafasını kuma gömen, iftira ve çamur konusunda maraton birincisi olan militan bir gazete yayımlanıyor!.. Bu gazete tesettür mağazalarının, halı fabrikalarının, pompalı tüfek tüccürlarının, Almanyadaki adaşı Müslümanları soymaktan ceza alan Deniz Feneri gibi derneklerin uzattığı hortumdan besleniyor!.. Saldırgan tutumu nedeniyle son günlerde büyük firmalar artık bu gazeteye ilan vermiyor. Artık terlik ve mobilya mağazalarının minik reklamlarıyla yetiniyor. Cumartesi gününden itibaren bu ceridenin logosunun yanında doğru haber adlı bir gazetenin reklamları yer almaya başladı. Kimindi acaba bu gazete?.. Vakitçilerin cinayetlerini örtbas etmeye çalıştığı Hizbullahın!.. Doğru Haber reklam için çok doğru bir yer seçmişti!..

 

e-posta: mfarac@cumhuriyet.com.tr