Özdemir İnce

Ekmek elden su gölden

21 Haziran 2019 Cuma

Kendisi çalışmayıp başkasının kazancıyla geçinme” anlamına gelen deyişin Mersin’de söylenen bir değişkesi vardır: “Ekmek elden su gölden çimelim arvat çimelim!” Bu deyiş, AKP ekonomi politikasını tam anlamıyla özetliyor. Orhan Kemal’in romanlarında sık sık geçen “Herkeş gendi cebinden harcasın gardaş” repliği de bu anlama gelir ama ben, çok daha doğrudan ve çarpıcı olduğu için “Ekmek elden su gölden çimelim arvat çimelim!” deyişini severim. İşin sonunda doğacak çocuk için de kestirme bir formül vardır: “Allah deldiği boğazı aç gomaz!”. Bu cümle, aklım erdikten sonra, hayatımı cehenneme çevirmiştir. Şimdi bu paragrafın anlamını özetleyelim: “Ekmek elden su gölden çimelim arvat çimelim! Allah deldiği boğazı aç gomaz!”
İşte size AKP’nin ekonomi siyasetinin veciz özeti!

***

Eveeet! AKP ve cemaati 2003’ten bu yana “Ekmek elden su gölden” siyaset anlayışıyla ülkeyi yönetmektedir. Sanki ülkeyi kanlı bir fetih savaşı ile ele geçirmiş gibi. Ülkenin zenginliklerini “gaza” sonunda ele geçirdikleri “ganimet” saydılar. 1923-2002 yılları arasında Cumhuriyetin sıfırdan yarattığı üretim araçlarının neredeyse tamamını üç kuruşa sattılar. Tıpkı, Sovyetler Birliği ve blok ülkelerinde komünizmin yıkılmasından sonra bütün üretim araçlarının daha sonra oligark adını alacak olan nomenklotura bürokrat ve yöneticilerine bedavaya yakın devredilmesi gibi. Sovyetlilerde köklü bir rejim değişikliği olmuştu, evet, ama ülkemizde sadece iktidar değişmişti.
Güya! Cumhuriyetin 80 yılda yarattığı zenginliklere “ganimet” muamelesi yaptılar ve neredeyse tamamını yerli oligark adayı yandaşlarına (satmadılar) devrettiler, paylaştırdılar:

***

Cam, çimento, soda, metal, demir, alüminyum, traktör, gübre, sigara, içki, iplik, dokuma, halı, deri, kundura, şeker, kâğıt, soda fabrikaları; barajlar, çeşitli taşınmazlar ve tesisler, depo arazileri, tuzlalar ve tuz işletmeleri, Tekel, Sümer Holding, Eti Holding, fosfat tesisleri, Tümosan işletmeleri, Petkim, Asselsan hisseleri, Sütaş hisseleri, Et ve Balık Kurumu, Tüpraş, Seka, sigortalar, devlet bankaları, elektrik santralları, elektrik dağıtım şirketleri, tatil köyleri, Bursagaz, Ergaz, Oyak, Araç Muayene İstasyonları... Fazla değil çok eksik, yüzlerce işletme ve fabrika... Üretim araçlarını satıp hıyar gibi yükselen binalar yaptılar. Yandaş müteahhitleri zengin eden, üretilmiş ama üretmeyen iğdiş nesneler...
Ülkenin üretim damarları hoyratça kesildi.

***

AKP Genel Başkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı unvanıyla yayımladığı bayram mesajında Eldorado’dan söz edermiş gibi Türkiye’nin acı gerçeklerini şekere banıyor:
“Türkiye, maruz kaldığı terör saldırılarına, kuşatmalara, tuzaklara rağmen, demokrasisi ve ekonomisiyle dimdik ayakta kalarak, kendi halkı yanında tüm dostlarının ve insanlığın umudu olmayı sürdürüyor. Dünya, önümüzdeki bir asrını şekillendirecek büyük bir dönüşüm sürecine girmiştir. Ülkemizin en büyük şansı, bu kritik dönemi, 1990’lı yıllardaki gibi zayıf değil, güçlü bir şekilde karşılıyor olmasıdır. Geçtiğimiz 17 yılda ülkemize kazandırdığımız yatırımlar, hayata geçirdiğimiz projeler, yaptığımız hizmetler sayesinde Türkiye, bu süreci fırsata çevirebilecek bir yerde durmaktadır.”

***

Hangisi doğru? Terör saldırıları dışında hiçbirinin gerçeklerle ilgisi yok! 1990’ların Türkiyesi, AKP Türkiyesi’nden her bakımdan iyi durumdaydı. Tarım ve sanayi üretimi yapıyordu; AKP’nin batan geminin malı gibi sattığı işletme ve fabrikalarda işçiler çalışıyor, üretim yapılıyordu. Şimdi, ülke, sayelerinde, topluiğne üretemeyecek hale geldi, ama saltanat dönemlerinde yaptıkları yatırımlar (?), hayata geçirdikleri projeler (?), yaptıkları hizmetler (!) sayesinde Türkiye, önümüzdeki süreci fırsata çevirebilecek bir yerde durmaktaymış.
Elbette, imam hatiplerde yetiştirdikleri nefesi kuvvetli hocalar sayesinde!