Feyzi Açıkalın

İstanbul 2019 sonrasında…

22 Haziran 2019 Cumartesi

Büyük organizasyonlar böyle adlandırılır. Örneğin olimpiyat oyunlarının tanıtım çalışmaları, o şehrin sonuna rakam eklenerek başlar. Üstünden yıllar geçse de logo artık beyinlere bir milat olarak kazınmıştır.

İstanbul, 2019 yılındaki, hem de tekrar edilmiş(!) benzersiz bir belediye başkanlığı seçimiyle tarihe geçecek. İstanbul 2019 sonrasında artık “ülkede farklı şeyler olmaya başlayacak.”

Gezi sloganından farkını anlıyorsunuz değil mi? Bilinmez bir dönemi içerecek olsa da, “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” demek yerine, “sonun başlangıcına” ait değişik senaryoların ortaya konacağına inanıyorum.

Ülkemize ait yakın tarih çalışmaları yapanların/yapacak olanların beynini yakan bir seçim sürecinden geçiyoruz. AKP yönetiminin seçim dönemlerinde, özellikle tansiyon yükseltmekte çok başarılı olduğu “senaryo yazıcılığında” bu kez çuvallaması hayretle izleniyor.

Futbolcunun maç sonrası terli terli verdiği, “önümüzdeki maçlara bakacağız” demeçleri benzeri; plansız, kendi performansını sunan değil, rakibin açığını kollayan bir kampanya yürütülüyor.

Aslında, “fantastik bir roman kurgusu içindeyiz” de denebilir. Toplumun çürümesini gösterir örneklerin sunulduğu, insanları geleneksel düşünme kalıplarının darmadağın edildiği, kaba bir söylemle, “manyağa çevrildiği!” bir tuhaf zaman dilimindeyiz.

Bence, kaybedileceği kesin olan İstanbul seçimleri süreci ile toplumun iyice “sersemletilmesi!” öngörülüyor. Çünkü asıl kavganın seçim sonrasında olacağı biliniyor. Karşılarında, yüzlerini saklayan havlularıyla havaya boş yumruklar atıp ısınan, ringe çıkmaya hazır azılı boksörler var…

Her ne kadar bu bir bireysel boks maçı gibi görünse de, sıkışıldığında ülke halkının, ringin o dar, sınırları iple belirlenmiş savaşım alanınına dahil edilmeye çalışılacağı biliniyor. Kafaları İstanbul seçimleri ile şallak mallak olmuş Anadolu insanının, aslında bir parçası olmadığı var oluş mücadelesine çekilmesi planlanıyor.

Diyeceğim odur ki; İstanbul seçimlerinin sonucu çoktan piyasa ve siyaset dünyasınca satın alınmıştır. Siyasi iktidar, Orta Doğu’yu şekillendirebilmek için kendisi kurgulayanların, kullanım sürelerini doldurduğuna ait uyarılarını dikkate almadığı için onu cezalandırmaya gideceğini biliyor.

Adı geçen projelendirmede yer almayan Anadolu halkının bu zorlu dönemde vereceği karar önemlidir. Darmadağın, başı kesilmiş tavuk gibi her yere sıçramakta olan siyasi iktidarın, İstanbul belediye başkanını işlevsizleştirmekten başlayarak yükseltebileceği bir gerginlik sürecine halkın göstereceği reaksiyon, ülkemizin kaderini belirleyecektir.

Pili tükenen siyasi iktidarın son yıllarda uygulayageldiği seçimler tuzağına tekrar düşülecek mi, yoksa buna gerek kalmaksızın güçlü liderlikler etrafında her alanda direnişlerin mi örgütlenecek? Sorun bu seçeneklerde düğümleniyor…