Adnan Dinçer

Ekonomi ve kulüplerin transferleri!

03 Temmuz 2019 Çarşamba

Profesyonel lig, kurulalı beri kendi dönemlerine göre en sıkıntılı transfer sürecini yaşıyor. Avrupa liglerinin pastasına uzanarak açık kapatacağını sanan kulüplerimiz, borçlar kendi varlıklarının yüzde 70’ini aşınca yama tutmaz oldular. Üstelik borçlar yabancı futbolculara Avro ve dolar üzerinden hesaplanarak ödeme şekliyle olunca çöküşten en çok kulüpler zarar gördü. Çalışanlarına asgari ücretlerini dahi 5-6 ay veremeyen kulüplerimiz var! Nasıl olacaktı yani, ülkenin ekonomisi kötüyken sorumsuzca amatör kafa ile kulüpler yasası olmayan bir yapıda yıllarca haykırarak uyardığım için beni dışarıda tutanlar malı götürdüler, varlıkları arttı ama sistemin uygunsuzluğu kırmızı kartı gösteriyor!
Futbolun en büyük endüstriyel özlemini kullanan yapılar üç büyüklerde. Mal varlığı giderleri karşılamayacak boyutlara gelen rakamlara ulaşınca sadece taraftar, yayın hakları, isim patenti ve hatta sponsorlarla bu iş yürümez oldu. Üstelik kulüplerin kadroları sorumsuzca şişirilirken, kendi futbol eğitimimiz ve onlara duyulan saygı, sistem ihmal edildi. Aracı olma, alıp kârlı biçimde satma umudu da sona erdi. Çünkü döviz kurları bizi daha çok borçlu yaptı. Geçmiş dönemde küçük borçları dahi zaman zaman ödemeyen sorumsuz kulüp yönetimleri, değişmeyen ve kurumsal yapıya, sorumluluğa dönüştürülmeyen kulüpleri batırdı. Hiç unutmam bir kentin takımını şampiyon yapıp tebrik beklediğimde Başkanın “Adnan Hoca bizi niye birinci lige çıkardın? Biz bu masrafı karşılayamayız!” deyince aynı kadro ile devam ederiz diye yola devam etme başarısını göstermiştim.
Şimdi banka kredileriyle ayakta durmak ve sorumlulukları banka yönetimlerine terk etmek gibi düşünce ile Futbol Federasyonu’na alınacak temsilcilerden bahsediliyor. Yapılandırılarak borçların tahsili sadece TV kapatmak veya malı mülkü satmak ile örtülecek gibi değil! Tek yol transfer değil, altyapı ve özkaynağı özendirecek kararlardır!
Hazır olmadan, incelenmeden ekonomik hazin sonların dramları iyi planlamadan amatör tüccar zihniyeti ile özellikle temel taşlarımız üç büyüklerde olunca kârlı çıkanlar cebini dolduran futbolcu, teknik adam ve aracılar olmuştur! Özkaynaklarla futbol eğitim geleceği rafa kaldırılmış, aracı zihniyeti, işportacı mantığıyla her çeşit futbolcu ülkemize gelmiştir. Yaşa başa bakmadan alınan üç aylık, hatta 15 dakika forma giyen futbolculara verilen milyon dolarlarla çökme sürecine girilmiştir!
Bu sezon en radikal karar kulüplerin şirket olmaları ve federasyonda kurulacak ayrı bir denetim mekanizması ile reel takiptir! Bunu gerçekleştirmek şarttır ama gençlere, eğitime ve özkaynağa dönüşümle birlikte olmalıdır. Geçmiş dönemlerde bunun başarılı örnekleri içinde görev yapan bir eğitimci olarak sonuçta kendi dünyamızda başarılı gençler, profesyoneller ve amatör şampiyonluklar yaşatan, yaşayan toplum olarak büyük başarılara imza attık.
Kulüpler borçlarını ödedi. Bütçeleri gelişti. Yıldız futbolcular ve önemli kişilerin tercih ettiği futbol ülkesi olduk. Şimdi kabul edelim ve ayağımızı yorgana göre uzatalım. Deniz bitti. Varlıklara dayalı kulüp garantileri dahi yokken tek çare futbol eğitimi ve onun getirisi olan pazarı kurmaktır. Hatta gerekiyorsa bir ara ile Avrupa’ya da çıkmadan yeni başarılara cesaretle yelken açarız. Ulus olarak başarılara sabırla yaklaşma sürecini bilen toplumuz! Biz bu işi iyi yaparız, yeter ki kendimize dönelim ve özgüvenle aşağıdan yukarıya elit olmaya namzet adaylara eğitim götürüp çağdaş taramalara girelim. Madem yabancılar yetenek avcısı kişilerce bulunan gençlere eğitim verip satıyorlar, kazanıyorlar ve UEFA’nın paralarına el koyacak zaferler kazanıyorlar, biz de geniş tabanlı eğitim seferberliğiyle okullardan başlayan çalışmayla üç büyük kulüp önderliğinde daha çok kendi çocuklarımıza eğitim verip yepyeni bir futbol ile geleceğimizi hazırlayalım. Yoksa bu gidişle kulüplerin kapısına kilit vururuz!