İmamoğlu’nun işi çok zor

05 Temmuz 2019 Cuma

23 Haziran İstanbul seçiminin üzerinden on günden fazla zaman geçti. Ama Türkiye’de hâlâ en fazla ilgi çeken, kimilerini en fazla heyecanlarından konu, bu kendine özgü seçimin ürünü olan Ekrem İmamoğlu. Toplumun önemli bir kesimi inanmış ki “İmamoğlu varsa çözüm de var.” Bu inanç kimi güçlüklere göğüs gerilmesini de kolaylaştırıyor.
İmamoğlu, toplumun kendisine yüklediği misyonu sırtlanmaya amade. O da toplumu kucaklaştırma, uzlaştırma işlevini yerine getirmeye hazır olduğunu her vesileyle yineliyor.
23 Haziran öncesi, baba ocağı, Trabzon’da Karadenizlilere Diyarbakırlıların selamını götürdüğünde Trabzon yıkılayazdı. Başkan’ın Sözcü’den Özlem Gürses ile yaptığı söyleşide belirttiğine göre şimdi sıra Diyarbakır’a Karadenizlilerin, İstanbulluların, selamını götürmeye gelmiş.
Daha da önemli, bir işlevi yüklenmiş İmamoğlu, 16 milyon İstanbulluya, “İstanbulluyum” dedirteceğini söylüyor. İstanbul’da velev ki üst kimlik olarak insanlara “İstanbulluyum” dedirtebilirse, İmamoğlu muazzam bir iş başaracaktır.

***

Ama sorunlar çok çeşitli alanları kapsıyor ve köklü. Toplumun İmamoğlu’na, yüklediği işlev ve umutlar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın boyutunu çok aşıyor.
Öte yandan iktidar, Ekrem Başkan’ın hareket alanını daraltmak için elinden geleni ardına koymayacağını belli ediyor.
Bu durumda İmamoğlu’nun işi çok güç. Şimdilik herkes bu gerçeği görüyor ve sevgi dağıtan bu genç adama umutla olduğu kadar hoşgörüyle de yaklaşıyor.
Ama toplum, zaman içinde temel sorunlardan olan, yoksulluğun, işsizliğin hafifletilmesi konusunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yeterli araçlara sahip olamayacağını unutup umutlarının, düş kırıklığına dönüşmesine tanık olabilir.
O zaman uğranacak hüsran, şimdi beslenen umutların boyutlarıyla orantılı olacak ve fatura hiç de hak etmediği halde Ekrem İmamoğlu’na çıkabilecektir.
Bu duruma karşı en iyi çare, belki de şimdiden kaynayan toplumsal coşkuyu dizginleyip denetim altına almaktır.
Bunun da silkinip, uyanan güçleri şu andan frenlemek gibi olumsuz bir sonuç doğurabileceğini söyleyenlere de hak vermemek, böyle bir önerinin bozgunculukla nitelenebileceğini görmemek mümkün değildir.
Görülüyor ki, İmamoğlu’nun işi kadar güç olan bir başka şey de bu güçlüğü yazmaktır.

***

Bu, şimdiye kadar gösterdiği performansıyla güçlüklerin altından kalkabileceğinin işaretlerini veren İmamoğlu’nu başarıya götüren etkenlerin içinde, mütedeyyin kişiliğinin önemli bir yer tuttuğu yadsınamaz. İçtenlikle inanmış, mütedeyyin bir kişilik sergileyenlerin İmamoğlu’nun bu yapısından dinbazların çok tedirgin olduklarını, bunun karşısında çaresiz kaldıklarını, din bezirgânlığında, oldukça zorlandıklarını gördük.
Ama bu gerçekler yine de, İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı iken açtığı belediye tesislerinde içki yasağı, havuzda harem selamlık ayırımına benzer uygulamalar yaptıklarını belirten ve bundan böyle de bu alanlarda, aynı uygulamanın devamını ima eden sözleri ile görevine başlarken, makam odasına imam getirip, Kuran okutarak görevine başlamasının itikadının da laikliğinin de içtenliğiyle çelişeceğini düşünmesek de, makamın kamu alanı olması dolayısıyla sakıncalı olabileceği endişesini duymamıza neden olduğunu da söylemeden duramayacağım.
Görüyorsunuz, Ekrem İmamoğlu’nun işi de zor, onun bu zor durumunu yazanların da..