Veysel Ulusoy

Vergilerimiz nereye gidiyor? Kalkınma ajansları örneği...

07 Temmuz 2019 Pazar

Hükümetin harcamalarını oluşturan vergi ve vergi dışı gelirleri incelediğimizde ilginç bir istatistik ile karşılaşıyoruz. 2018 yılı sonu itibarıyla gerçekleşen değerlere göre vergi gelirleri (merkezi yönetim) bütçe gelirlerinin yüzde 82’sini oluşturmuştur. Söz konusu oranın 2019 yılı sonu itibarıyla yüzde 85.9 olarak gerçekleşeceği karar vericiler tarafından tahmin edilmektedir. Öte yandan, daha şimdiden ilk altı ayda Hazine nakit açığı 78 milyar lira seviyesini aşmış gözüküyor.
İstatistiki bilgiler ile yazıya başlamanın birçok nedeni var, doğal olarak...
Birçok yönüyle hepimizi ilgilendiren temel bir konu etrafında sentez yapacağız bu yazımızda... Kalkınmış ve kalkınmakta olan tüm ülkelerde olduğu gibi, vergilerimizin hangi alanlarda ve ne amaçla harcandığının bilincinde miyiz sorusu bu sentezin vurgusu olacak...

***

Vergi bilinci Gelir İdaresi Başkanlığı internet sayfasında yazıldığı gibi “hep ismini duyduğumuz önemli bir şey, ama ne anlama geldiğini galiba tam olarak bilmiyoruz. Haydi, sitemizde dolaşalım; vergi ne demekmiş, kim ödermiş bize ve ülkemize ne gibi faydaları varmış, hep birlikte öğrenelim” vurgusu ile verilmiş bir yaklaşım olmanın yanında, ödediğimiz vergilerin takipçisi olma ve onu sorgulama bilincini kapsamaktadır.

***

Devleti planlayan en önemli kurum özelliğine sahip olan Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kapatılarak, yerine ikame bir yapıda kurulan kalkınma ajansları, vergilerimizin harcandığı yerleri gösteren belki de en can alıcı kurumlar olarak karşımıza çıkıyor.
Sayıştay’ın 2017 yılı raporunda “Türk İdari Teşkilatına sonradan katılmış, klasik kamu idarelerinden oldukça farklı fonksiyonlara ve özelliklere sahip kuruluşlar olarak karşımıza çıkmaktadır” diye tanımladığı bu kurumların proje ile mali destekleri ve sonuçta elde edilen çıktıları incelendiğinde, vergi bilincinin önemini daha çok anlıyoruz.

***

Avrupa Birliği ile sağlanan istatistiksel uyum kapsamında, Türkiye’nin 26 ekonomik coğrafya bölgesinde kurulan kalkınma ajansları, temel olarak Nobel ekonomi ödüllü Paul Krugman ve meslektaşı Anthony Venables’ın (bkz. https://www.nber. org/papers/w4559) geliştirdiği “uzmanlaşma, bölgesel yoğunlaşma ve verimlilik” teorisi temeline dayalı olan kurumlardır.
Bu güzel görünümlü, sloganlarla dolu amaç beklenenin aksi yönünde gitmeye başladı ülkemizde. Emeğimizin belirli bir oranını teşkil eden vergilerimizin ne amaçla nerelere harcandığını belki de en iyi şekilde Sayıştay’ın söz konusu raporunda görüyoruz...

***

Ne mi var kalkınma ajansları raporunda?
İçsel ve dışsal çok şey!
Buyurun bunlardan bazıları...!
İnsan kaynağı politikaları bu alana yön verecek nitelikte değildir.
Uzman personel istihdam süreçleri kariyer meslek yapısına uygun değildir.
Mevzuatta yer alan şartları taşımayan personel istihdam edilmiştir.
Personel ücretleri mevzuatta belirtilen üst limiti aşmıştır.
Güdümlü proje destekleri belirli konularla sınırlı kalmıştır.
Güdümlü proje desteği hazırlık süreç ve sürelerine riayet edilmemiştir.
Proje desteği kapsamında yer almayan projelere destek sağlanmıştır.
Ruhsat süreçleri tamamlanmayan bazı güdümlü projelere destek verilmiştir.
Projelerin performans ölçüm sistemi sağlıklı işlememektedir...

***

Raporda “ajansların yarıya yakınında personel performans ölçüm ve değerlendirme sistemi bulunmamakta ya da etkin işletilmemektedir...” gözlemi belki de bunlar arasında en ilginç olanı...
Yaklaşık sekiz yüz kişinin güzel maaşlarla çalıştığı bu ajanslara yapılan harcamaların kaynağı olan vergilerimizin kalkınmaya etkisini görmek istiyoruz.
Şu ana kadar göremedik...
Not: Denetleme iki basamakla tamamlanır: 1. Rapor, 2. Hukuki süreç. Ajanslar 5018 sayılı Kanuna tabi olmadıklarından Sayıştay denetimleri sırasında tespit edilen kamu zararı niteliğindeki konularla ilgili yargılamaya esas rapor düzenlenememektedir. Diğer bir ifade ile Sayıştay denetleme süreci sadece bir rapor olarak kalmaktadır.