Gülengül Altınsay

Futbolun sıradan hastalıkları

12 Temmuz 2019 Cuma

Transfer dönemindeyiz ama bir ikisi dışında kulüplerde önemli bir durgunluk var. Her şey çok normalmiş gibi bol bol transfer yapanların da neye güvenip bunları yaptığı muamma. Durgunluğun en önemli nedeni artık tüm paraların tükenmesi, alacaklıların kapıya dayanması. Aslında kulüpler yıllar önce zaten çoktan iflas etmişti ama devlet ayakta tutmaya çalıştı onları. Şimdi batık kulüpleri kurtarma operasyonu bankalar aracılığıyla daha radikal bir şekilde başlatıldı. Tıpkı eskinin batık şirketleri kurtarma operasyonları gibi.Şirket kurtara kurtara sonunda ülke ekonomisini batırmışlardı hatırlarsanız.

Şirket kurtarma günleri
Neymiş? Borçlar 2 yıl ödemesiz dönemden sonra 5 yıla yayılacakmış. Yani müsrif yönetimlere 2 yıl daha har vurup harman savurma hakkı verilecek, bu bir. 5 yılda da ne kadar ödenecek ne kadar silinecek belli değil. Yani kriz süresiz ertelenip sürekli hale gelecek, bu iki. Kuşkunuz olmasın, kulüp batırmış yönetimlere çekilen bu kıyağın ceremesini yine halk çekecek. Faizler ve enflasyon artacak. Oysa ki kredi kartını ödeyemeyen vatandaşı içeri atıyorsunuz, borcunu ödeyemeyen şirketleri kapatıyorsunuz. Ya da üretim yapan insanları çok yüksek faizle borç almaya zorluyorsunuz. Buna karşın hiçbir üretimi olmayan memleket ekonomisine hiçbir katkısı olmayan spor kulüplerini kurtarıyorsunuz. Niye? İyi yönetilmedikleri için. Olabilir mi böyle bir şey? Trabzon’la başlandı, şimdi sırada Beşiktaş var. Sonra da Fenerbahçe ve Galatasaray. Bu tabloda borcu büyük olan avantajlı gözüküyor. Borcu olmayanlar ya da az olanlar ise cezalandırılıyor. Transferlerde bütçe sınırlaması getirilmesi tek olumlu yan. Ama uygulama cesareti gösterebilirseniz. Gaziantep batınca yerine Gazişehir diye bir “hülle takımı” kurmazsanız.

Paralar nerede?
İyi de sorunun kaynağına gitmeden üstten çözüm aramak ne kadar gerçekçi. Bu harcanan milyon dolarlar nereye gitti araştıran var mı mesela? Buhar olup uçmadılar ya. Mutlaka birilerinin cebine girdi. Kimlere, niye, nasıl? Takip yok, derine inen yok. Öyle olunca da sorumlulara ceza da yok. Görünen o ki kulüp yönetimlerinde sistem aynen sürecek. Köklü çözümler olmayacak. Sadece devlet yardımıyla birkaç yıl daha kulüpler maddi olarak nefes alacak. Ciddi tedavi gerektiren transfer hastalığı da kör topal da olsa devam edecek. Tablodan anlaşılan bu.

Kaçan kaçana
Ve bu vahim durum futbolu ve kulüpleri müthiş bir prestij kaybına uğrattı. Baksanıza başta Galatasaray’a, Beşiktaş’a, Fenerbahçe’ye. Tamam Ali Koç, Koç grubundan sponsor buldu ama diğerlerinin böyle bir durumu yok. Beşiktaş’ın, yeni stadının yapımında ve iki yıl üst üste şampiyonlukta büyük katkısı olan ana sponsoru Vodafone’u kaybedeceği konuşuluyor. Vodafone ile anlaşma sağlanamaması Beşiktaş için prestij açısından da çok büyük kayıp olur.
Galatasaray da geçen sezon Şampiyonlar Ligi’ne gitmesine rağmen doğru dürüst sponsor bulamamıştı hatırlarsanız.
Zaten yıllardır ligin kendisine, hiçbir reklama ihtiyacı olmayan devlet tekelleri zorla sponsor yaptırılıyor.
Bu da futbola katkısı büyük olan, günümüzün olmazsa olmazı olan sponsorların bizim futbolumuzdan çekildiğinin acı bir göstergesi. Bir de yayıncı kuruluşun haklı sıkıntılarını ekleyin. Tüm bunlar olurken futbolu yönetenler yerlerinde duruyor ama. Sanki kulüpleri ve futbolu bu hale getirenler başkalarıymış gibi onlar da kurtarılmayı bekliyorlar.
Eh artık onlar da kendi kendilerine sponsor olsunlar ne yapalım...