Kâğıt üzerinde medeni ama aslen vahşi

12 Temmuz 2019 Cuma

Biri ortaya çıkıp “Altı yaşındaki kız çocuğu evlenebilir” diyebiliyor.
İnanca dayalı referanslar vererek çocukları ateşe atan bir aklı göğsünü gere gere savunabiliyor.
Ve başına hukuki hiçbir şey gelmiyor, insan içinde elini kolunu sallaya sallaya dolanabiliyor.
Ama ona “Evinize gittiğinizde karınızın, kızınızın suratına nasıl bakıyorsunuz? Bunu mu savunuyorsunuz? Kepazeliği, ahlaksızlığı nasıl savunuyorsunuz. Bu aşağılık pisliklere kimse dur demeyecek mi?” diyen biri, kendisini savcılığa ifade verirken buluyor.
Hakkında dava açılıyor.
Hakaretten yargılanıyor.
Hatta belki ceza bile alması mümkün görünüyor.
Yine bu ülkede...
Konunun uzmanı bir ilahiyatçı, “Başörtüsü İslami bir gelenektir, ancak ilahi bir emir değildir” diyemiyor.
Bunu söylediğinde hakkında soruşturma açılıyor.
Ardından dava açılma hatta yargılanma olasılığı artık kimseyi şaşırtmıyor.
Oysa herkes bilir ki...
Altı yaşındaki bir çocuk, hiç tartışmasız, evlenemez.
Ona dokunan ve buna imkân veren herkes büyük bir suç işlemiş olur.
Dayanağı ne olursa olsun bunu savunanlar cezasız kalamazlar.
Ve yine herkes bilir ki, başörtüsü İslam da ilahi bir emir değildir.
Sonradan belirmiş uyulsa da olur, uyulmasa da olur bir gelenektir.
Bunu dile getirmek de hakaret değil düşünce ve ifade özgürlüğüdür.
Mesele bu kadar netken...
Neyin ne olduğu fazla kafa patlatılmasına gerek kalmayacak bir şekilde ortadayken... İşin hukuken tartışılacak hiçbir yanı yokken...
İktidar, toplumu terbiye etmek gayesiyle kalabalıkların içinden cımbızla çekip aldığı ve kendi suç ve ceza anlayışını evrensel hukuk anlayışının üzerinde tuttuğunu belgelediği bu davalarla hem kendi niyetini hem de bağımsız olması gereken hukukun kimin eline geçtiğini netleştiriyor.
Hukuku kendi medeniyetini inkâr ederek işlemeye teşvik eden bir iktidarın pençesindeki şu süreçte...
Rayından çıktığı halde hâlâ işler görünen bir sistemden adalet beklenemez.
Ama onun dışında her şey beklenir.
O adalet gazetecileri keyfine göre içeri tıkabilir.
Akademileri talan edebilir.
Muhalif politikacıları esir alabilir.
Olmayan suçlar yaratıp olmayan suçluları cezalandırırken, aleni suçları ve suçluları ihya edebilir.
Dilediği insanın hayatını karartıp dilediği insanın hayatını parlatabilir.
Ve hesap vermez.
Kimseye...
Ne mağdur ettiklerine ne de edeceklerine.
Şeriat hükümlerini medeni hukuktan üstün gören...
Ve din işlerini devlet işlerine karıştıra karıştıra bugünlere gelen iktidarın aklının ve niyetinin çok net bir yansıması olan mevcut hukuk işleyişine teslim bu ülkede...
Bu tür akıl almaz suçlamalar gündeme geldiği ve mahkemelere dava olarak taşındığı sürece...
Hukuktan medet ummayın.
Hayatınızı güvenli sanmayın.
Çünkü;
Bu ülkenin hukuku kâğıt üstünde hâlâ medeni ama aslen iktidar kadar ilkel ve vahşi.