Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Önce Terörü İyi Tanımlayalım...

10 Ekim 2008 Cuma

Terörle mücadele konusunu, laiklik konusundaki yaklaşımı nedeniyle hedef haline getirilmeye çalışılan askere bırakarak iktidarı aklamak isteyenlerin çabaları son günlerde yeniden yoğunlaştı.

Aktütün baskını nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerine verilen ödeneğe değgin tartışmalar, AKPyi yapmadıklarını gizleyerek savunmayı amaçlıyor.

Önce 16-17 Eylül 2008 günlerine dönelim.

Bu tarihler Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğun gazete, radyo ve televizyon kuruluşlarının temsilcileri ile Ankarada iletişim toplantısı yaptığı günleri gösteriyor.

Şimdi de Orgeneral Başbuğun sözlerinden bir bölümü alıntılayalım. Yapılanma, teşkilatlanma elbette önemli bir adım ama siz, teşkilatlanmayı yaptığınızda o teşkilatlanmanın içinde nitelikli insanlarınız yoksa hiçbir anlam ifade etmez. Peki, Türkiyenin acaba bu noktada sorunu ne? Biz o zaman da defalarca söyledik. Dedik ki; terörle mücadelenin güvenlik boyutu; ekonomik boyutu; sosyo-kültürel boyutu; propaganda boyutu, yani psikolojik harekât boyutu, bir de kapsamlı bir uluslararası harekât boyutu var. Biz beş bölüm altında topladık. Siz bunu belki altıya, yediye de çıkartabilirsiniz.

Bu konularda asker - sivil ayrımı yapmayalım. Askerse asker, sivilse sivil, bu konuda Türkiyenin en iyi yetişmiş adamlarını alın buraya koyun. Ama bu insanlar 365 gün 24 saat tam olarak çalışacaklar. Burada sosyoloğa, psikoloğa, eğitimciye, planlama vb. konularda nitelikli personele ihtiyacımız var, yani kapsamlı bir yapılanmaya ihtiyacımız var ama, bu henüz gerçekleşmedi.

Biz bunu 10 sene önce söyledik. Artık biraz pratiğe dönelim, pratik uygulamalarla gidelim...

Asker, terörle mücadele konusunda yaptıklarını anlatmakla yetinmemiş, 10 yıldır yinelemekte olduğu önerilerini de anımsatmış bulunuyor.

AKP iktidarının anılan 10 yıllık sürecin 6 yılında ülkenin her şeyinden sorumlu olduğunu düşünürsek, terörle mücadele konusundaki sivil katkılarının ne olduğunu da sorgulamak zorunluğunu duyarız.

Bir noktayı daha belirtelim.

Orgeneral Başbuğun önceki gün Genelkurmay Karargâhında 6 terör uzmanı siville 5 saat süren bir toplantı yapması, askerin kendi önerilerini yaşama geçirme konusundaki tutarlılığını gösteriyor.

***

Terörle mücadelenin esas sorumlusu olan iktidarı bir yana bırakarak olağanüstü hal (OHAL) uygulamasını gündeme getirmek de sanırım dikkatleri başka yöne kaydırmayı amaçlıyor.

Yaşayarak gördük ki OHAL genelde sivillere büyük acılar yaşatmanın ötesinde bir çözüm getiremedi. Aktütün’ün ardından, dün akşam 4 şehitle sonlanan saldırıyı OHAL yandaşlarının eline güçlendirerek devletle yurttaşını yeniden karşı karşıya getirme planı olarak algılayabiliriz.

Terörle Mücadele Yasasının değiştirilmesi konusu da yeni endişelerin doğmasına yol açtı.

Terörün siyasal yaklaşımlarla tanımlanmaya açık oluşunun yarattığı ortamı ve korku imparatorluğueleştirilerini artık herkes biliyor.

Terör tanımı hukuk dikkate alınarak yapılmazsa, yani Türkiyenin can kaybına ve huzurunun kaçmasına neden olan etnik ve bölücü terör açıkça belirtilmezse, varlığı zaten tartışmalı olan demokrasimiz daha da geriye gidecek demektir.

İktidar karşıtlarının da siyasal yorumlarla içine sokulabileceği bir tanım bizi bugünlerden de çok gerilere götürür.

[email protected]