15 Temmuz 2016...

14 Temmuz 2019 Pazar

20. yüzyıl, iki büyük sıcak savaşın yanı sıra dünyanın dört bir yanında yönetimlerin askeri darbelerle değiştiği sancılı süreçlere sahne oldu.
Yunanistan’dan İspanya’ya Avrupa’da, Arjantin’den Şili’ye Latin Amerika’da, Libya’dan Sudan’a Afrika’da, Pakistan’dan Suriye’ye Asya’da halkın iradesiyle değil, emperyal ülkeler destekli askeri müdahalelerle rejimler değişti.
Türkiye de bu süreçten payını aldı.
Darbe ve darbe girişimleri bağlamında rekor Latin Amerika’da. 20.yüzyıl boyunca bu bölgedeki başarılı-başarısız darbe sayısı dört haneli rakamlarda; bini geçiyor.
21. yüzyılda bu yöntemin coğrafyalara göre değişiklik gösterdiğini görüyoruz. Küresel aktörler, çok mecbur kalmadıkça, askeri darbe yerine sivil görünümlü, doğrudan ABD desteğinin sırıtmayacağı şekilde iç dinamikleri tercih ediyor.
Kimi coğrafyalarda ise tercih, hedef ülkenin yönetilemez duruma gelmesi, küresel desteğe muhtaç olması, iç savaşa sürüklenmesi, devamında lime lime edilmesine yönelik...

***

15 Temmuz 2016 son şıkka karşılık geliyor.
Bir başka deyimle, bir darbeden daha fazlası hedeflendi.
15 Temmuz’la ilgili her şeyin aydınlatılması için öncelikle darbe girişiminin hedefinde ve gelişmelerin merkezinde olan üç kurumun bilgilerini paylaşması gerekiyor; Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı... Bu üç kurum bütün bilgileri, bütün gerçekleri birleştirip paylaşmadıkça 15 Temmuz’la ilgili parçalı bulmaca tamamlanamaz.
Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulisi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan, TBMM’de bu amaçla kurulan komisyonun davetine katılmama haklarını kullandılar!
Kamuoyuna yapılan sığ açıklamalar dışında bu kurumlardan bilgi sızmadı.
Ayrıntılı bilgi yok diye, 15 Temmuz’u okumak zor mu?
Bizce değil!
Bölgemiz açısından bakarsak, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde küçültülmesi planlanan ülkelerde ne uygulandıysa Türkiye’de de o isteniyor.
O da iç savaş ortamına sürükleyip, yönetilemez hale getirmek.
15 Temmuz’da bunu engelleyen başlıca unsur halk ve devlet kurumlarındaki sağduyulu kadrolardı...

***

Küresel adlandırmayla Gülen Movement (Gülen Hareketi) olarak 15 Temmuz’la görevlendirilen FETÖ ile ilgili güncel sorular şunlar:
1-Yeniden benzer bir görevle ülkenin üstüne çökebilir mi?
2-Bu ölçüde gücü var mı?
3-FETÖ ile gerçekten mücadele ediliyor mu?
4-Diri uzantıları nerelerde?
En kritik soru üçüncüsü...
İktidar, her şey bir yana genleri gereği böyle bir mücadeleyi verebilecek durumda değil. Bu iktidarın köklerinden yapılacak aşılama da çözüm olamaz. Buralardan medet ummak tam anlamıyla aymazlık olur.
Türkiye’nin siyasetten ekonomiye her alanda yeni bir yön, yeni bir yöntem, yeni bir yönetime ihtiyacı var...  


Yazarın Son Yazıları