Adnan Dinçer

Hepimiz suçluyuz!

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Artık transfer uzun ve kadroların amacını zorluyor! Her şey endüstriyel oldu. İşinin ehli insana gerek yok! Toplumu biraz daha oyalamak ve umuda çağrı yapmak moda. Bunun yolu reklam ve yeni isimler olurken başarının neden beklendiği gibi olmadığını sorgulamak adeta suç. Çünkü herkes işin içinde! Futbolda geriye bakılınca çok dramatik gerçekler saklı da kalsa yalan yanlış halkın içinde konuşularak eksik ziyade anılıyor!
Futbol kadrosunu kim kurar? Çok zor cevabını vermek bugünlerde ülkemizde. Çünkü herkes futbolu bilir! Her an herkesten biraz futbol dersi alırsınız. Adını ne koyarsınız bilmem ama bilgiçliğimizin üstüne yoktur. Aslında meydanı kim boş bıraktı onu da düşünmek lazım! Ben onları bilirim de siz de biliyor musunuz diye merak ediyorum. Bugünkü futbol gerçeğimiz doktora giden hastanın “Bana şu ilacı yaz!” demesi gibi oldu bilgiçliğiyle!
Böyle bir ortamda neyin güncellemesini yapar TFF? Nasılsa transfer parasal güce endüstriyel olarak mandallanmış. İstediğini değil; yöneticiye uyan futbolcu ve onu kabul eden teknik adama veya birlikte menajer tavsiyesiyle paylaşılan kadrolar kurulur. Menajer sana gelip elindeki 8 futbolcuyu alırsan “Takımın hazır!” diyorsa hâl ortadadır!
Şimdi takım nasıl kurulur diye düşünmek bitti! Nasıl oynanmalıdır? Önce iyi stoper ve kaleci alınır. Nasılsa gol yedikçe defansın orta ikilisi ve kaleci hatalıdır. Takım gol yemez sanki. Bu strateji ile o bölge şişirilir, bildiği halde teşhis koyamayan teknik adam ve yönetici takımın kaderini tayin eder! Tıpkı Arjantin final kazanamayınca Messi’nin suçlanması gibi! Futbolun takım oyunu olduğunu unutanlar, kendi mantığına göre en iyi ve en kötüyü de aynı kefeye koyarlar bazen “şans” söylemiyle!
Bizim futbol sevgimiz tribün, kahve, spor sayfası ile spor programlarının algısıyla yönetilir. Bu ülkede artık kendi gencini üst düzeyle yarıştırma şansını yitirdik! Yabancı pompalanması veya bir futbol karesi ile futbolun başına geçme süreci ağır basınca endüstriyel piyasa sadece alıma yönelmiştir. Yabancı alımı, getirmesi meslek olunca UEFA menajer olmanın önünü açtı. Hiç futbolla ilgilenmeyenlerin kazanç hanelerine giren paralar kolaylaştı! Amatör dernekler yasası ile profesyonel kulüplerin yönetilmesini bekleyen kulüpler yasasının önünü kesti!
Benim ömrümü verdiğim bu alanda, olağanüstü kazançlarım maddi değil hep manevi oldu. Şimdi yine batık kulüplerin bankaların yapılandırması ile ayakta kalması kimin işine yarar düşünün. Yoksa transfer yasağı zaten ödenemeyen yayıncı kuruluş parası ile sorumsuz harcamaların ödenemeyen sürecinde sıkıntı büyüyecek ve belki de kulüpler batacaktı!
Demek istediğim; hepimiz sorumlu olmak ve olmamak noktasında suçluyuz. Herkes planlı biçimde işine baksaydı bugün kazançlı olan futbolumuz olabilirdi! Yazık ettik. Geçmişte Müslim Bağcılar gibi bir para babasının Ogün, Nedim, Şenol, Birol, Aydın gibi yıldızlarla forvet kurarak sahne alması dönemi zor! Ya da bizler gibi idealist futbol sevdalılarının gençleri sahaya sürüp şampiyonluk veya yıldız yaratma enerjisi taşıyanlar kalmadı! Az sayıda olanlar dahi önemsenmiyor. İşin başında hep gözü dışarıda adamların transfer kurguları yer alınca kadrolar, taktik ve takım olma gerçeği yerini fanatizme dayalı bir güncellemeye bırakmazdı! Yeni jenerasyon da bunun heyecanı içinde avunuyor! Şimdilik böyle!