Köşe Yazısı

A+ A-

Kaftancıoğlu yargılanırken...

18 Temmuz 2019 Perşembe

Gezi davası” iddianame yayımladığı gün çöktü. Benzerlerine çok rastladığımız gibi. Fethullahçılar daha özenli hazırlıyordu metinleri, şimdilerde “nasılsa kimse okumuyor, kararı Saray veriyor” diye iyice savsakladı savcılar işlerini. Oysa tarihe belge kalıyor, en azından bunun için hassas olmalılar! İşin gırgırı bu! Bugün Canan Kaftancıoğlu yeniden hâkim karşısında. İddianame yayımlandığı gün gördük ki, gülünç.
Kaftancıoğlu, “yargılanan değil yargılayan olacağım” dedi, haklı. Nasıl bugün Ergenekon, Balyoz, OdaTV, Fenerbahçe Şike gibi davaların sanıkları, o dönemi sorguluyor ve tarih karşısında yargılıyorsa, benzeri yine olacaktır! Hukuktan kopmamak lazım.

***

Elimde 96 yılından kalma Hürriyet gazetesi nüshası var. Çiller diyor ki: “En geç 98’de AB’deyiz!” Alkış tutanları anımsayın. O kadro Özal döneminde yine görev başındaydı. Başbakanların uçağına binme modası o dönemden kalma. “Gece Turgut Bey’le konuştum” türünden yazılar da günün modasıydı. O gün medya sefildi, şimdi el değiştirdi, yine durum aynı. “Cumhurbaşkanı çağırırsa koşarak giderim” diyenler ön saflarda.
2004’te aynı kadro Gül’le birlikte müzakere tarihi almış (!), dörtnala AB’ye giriyordu. Devrik Ankara başkanı Gökçek’le birlikte gündüz vakti havai fişek patlatıyorlardı! Meslektaşların mahpuslarda sürünüyorsa, siyasi davalarla insanlar ağır uygulamalara maruz kalıyorsa o uçağa binemezsin. Gazeteci neyin profesyonelidir iyi düşünmeli. Bir de kılavuzu liberal olanın burnunun ne halde olduğunu anlamakta yarar var!

***

İktidarı ardına alıp ahkâm kesenlerin sicilleri hep bozuk! Dün ne yazmışlar, bugün ne söylemişler gördükçe onlar adına “utanıyorum” diyeceğim ama utanmazlar için “utanmak” saçmadır. “Seni başkan yaptırmayacağız” dediği için yargılanan Demirtaş’ın savunmasını okuyorum. Tutukluluğunun bir gerekçesi “kaçma tehlikesi” olarak gösteriliyor. Diyor ki: “Beni Yunanistan sınırına koysanız, yine geri gelirim, sizi yargılayacağım.” Davalar siyasi olunca, savunmalar da böyle oluyor haklı olarak.

***

İşlevi neredeyse tamamen ortadan kalksa da “Meclis” önemlidir. Demokrasi umudunu diri tutar. 15 Temmuz’da Meclis’in bombalanması simgeseldir. Hedef 23 Nisan 1920’de yapılan tercihtir. İslamcı ittifak birbirine düştü, kıyamet koptu. Bu kavgada yurttaş yok, laiklik yok, işçi sınıfı yok, ifade özgürlüğü yok. Uygarlığa dair hiçbir şey yok. Padişahlar, içindeki ümmetle birlikte devleti “mülk” olarak görür. Buna karşı direnmek gerekir. Liberal soslarla sunulan tarikat, cemaat bataklığına saplanan ülkede hangi hukuktan söz edeceğiz?

***

Cumhuriyet eski çalışanları açık adaletsizlikle mahpus yatıyor. Meclis, hukuksuzluğu düzeltmek için görev yapmalıydı, tatile girdi. Şimdi halkın iradesi mahpus olmaya devam edecek. Hoş, Binali Yıldırım dürüstçe söylemişti: “Seçimden önce verilen vaatler, sonra unutulur.” Dedim ya kılavuz meselesi bu. Yine “kandırıldık” diyen oldu mu acaba?

***

Akşener’in Gülen’i övdüğü video dolaşıma girdi sonunda. Demek herkes bir dönem o tezgâhtan geçmiş. Diyor ki Meral Hanım: “Yargılayın beni, her şey açığa çıksın” Çağrı doğrudur. Ancak beklemesi yersiz... Kendisi önemli bir siyasi partinin başında, bildiği ne varsa anlatmalı. Biz, yaşam boyu Fethullah ve benzeri gericilerle mücadele edenler işin içyüzünü bilemeyiz. Kafamız nettir: Her kim din taciriyse, ırkçılık yapıyorsa onun karşısında dururuz! Meral Hanım görevini yapmalı, ulusu aydınlatmalı. AKP kuruluşunda o çevrelerde bulunan biri olarak eminim çok ilginçtir söyleyecekleri. O anlatınca, mecburen hukuk devreye girecektir. Bundan büyük siyasal işlev mi olur?

***

Kaftancıoğlu yargılanıyor, niye? İstanbul’u kazandı, kadın ve sosyalist. Bundan büyük suç mu var memlekette! Diyorum ya, herkes bu sınav günlerinin ardından karne alacak.
Canan Kaftancıoğlu için bir metin imzaya açıldı. Bilseniz kimler, hangi gerekçeyle imza koymadı, utanırsınız. (Gerçi utanmazlar adına utanmak saçmadır!) Kimi devlet memuru diye korktu, kimi dizisinden olur diye kafayı kuma gömdü! Sanıyorlarsa unutulur, çok yanılıyorlar. Nasıl “Aydınlar Dilekçesi”ne imza koymaktan çekinenlerin yüzü hep aşağıya dönük, onlar da aynını yaşayacak.
Son söz hem iktidara oynayıp, hem de muhalefet nimetlerinden faydalananlara: Gazeteci, sanatçı, akademisyen her kim olursa olsun, bu yol yol değil. Dedim ya liberal yöntemler insanı hep utandırır, benden söylemesi!

Tümü Enver Aysever - Son yazıları

Siyasal İslam! 16 Eylül 2019 Pzt
Meral Akşener’in eli! 12 Eylül 2019 Per
Herkes yalnız, ama olmamalı! 9 Eylül 2019 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Binali Yıldırım, Canan Kaftancıoğlu